Yaşam Dersi Sevgi Katalizör

hMedeni Hali: Bekâr Mesleği: Ticaret Müdürü Yaşam Dersi: Sevgi Katalizör: Annesi Tip: Enerji Matriksi
Yaşamın Yedi Aşaması bölümünde belirtildiği gibi, çoğumuz yakın ailemizin dışında bir enerji rol modeli seçeriz. Ancak, Serdem kendine annesini model olarak almayı seçmişti. Dışarıdan bakıldığında, bu kötü bir şey gibi görünmeyebilirdi. Serdem’ in annesi, hayattaki en büyük hedefi sevecen bir kocayla başarılı bir evlilik yapıp bir aileye sahip olmak olan, sevimli bir kadındı. Ona göre, bu bir insanın elde etmeyi isteyebileceği en büyük başarıydı. Ve tam olarak istediği şeyi yaratmayı başarmıştı.

Serdem’in erkek ve dişi yanları çok dengeliydi, kalpten konuşmakta ve hislerini açıkça ifade etmekte hiç zorlanmazdı. Bunun sonucunda kadınları kendine çekmekte hiç zorlanmamıştı. Serdem sevgiyi arıyordu. Herhangi bir sevgiyi değil, annesinin babasına karşı duyduğu ve onunla yaşadığı aynı büyük sevgiyi. Ama her nedense, umarsızca aradığı o büyük tutku ondan kaçar görünüyordu. Sonuçta, Serdem bir ilişkiden bir başka ilişkiye sıçrayıp duruyordu. Bu onu rahatsız etmeye başlamıştı, çünkü o kendisini bir playboy olarak görmüyor ve böyle tanınmak istemiyordu. Onun yapmaya çalıştığı tüm şey annesinin yaratmakta çok başarılı olduğu şeyi tekrar yaratmaktı.

Ancak, Serdem’in bilmediği şey, annesinin kocasım hiçbir zaman gerçekten sevmediğiydi. O, sadece, kendisine yapmayı amaçladığı şeyi başardığı illüzyonunu veren bir durumu ve birtakım koşulları yaratmıştı. Kocasını hiçbir zaman sevme mişti; sadece onunla aynı yöne gitmekte görünen birine razı olmuştu.

Serdem bana danışmak için geldiğinde, sürekli olarak ilişkilerinden söz etti. Söylediğine göre, bazı harika kadınlarla güzel ilişkiler yaşamış ve ilişki bittiğinde eski sevgilileriyle dost kalmayı hep başarmıştı. İki taraf da birbirine karşı asla kötü bir his duymamıştı. Serdem birisini terk ettiğinde, bir dost olarak terk ediyordu. Gerçek şu ki, Serdem o kadınlarla aslında her şeyden önce dosttu. Sevgiyi arayan kişiler için çoğunlukla durum budur. Onlar herkesin kendileri hakkında iyi düşünmesini çok ister, bu yüzden ilişkileri bittiğinde ayrıldıkları kişinin onlar hakkında hâlâ iyi düşünmesini sağlamaya çalışırlar. Bu Sevgi dersi üzerinde çalışan kişiler arasında da çok yaygındır.

En büyük zorluk ve Serdem’in en büyük kör noktası onun kendisini sevmemesiydi. Serdem tüm zamanını ve enerjisini ilişkilere girip çıkarak, aşık olup evlenecek “doğru” kadını arayarak ve birlikte olduğu her kadınla anlamlı bir ilişki yaratmaya çalışarak geçiriyordu, ama bu partnerlerin hiçbiri onu gerçekten tanımıyordu, çünkü o kendisini sevmiyordu. İşin özünde, Serdem aslında kendisini onu bütün kılacak kadar sevebilecek bir kadım arıyordu.
İlişkilerin Serdem’in en büyük zorluğu olduğunu çok açıkça gördüğümden, ona, “İlişkiler senin için büyük bir muamma oluşturan bir alan gibi görünüyor” dedim. Bunu, “Hayır. Bir sürü ilişkim oldu,” diye yanıtladı.
“Ama, senin istediğin şey bu mu?” diye sordum.
“Hayır” dedi, “Ben gerçekten kalıcı bir ilişki istiyorum, ama doğru kadınla, birlikte hep mutlu olabileceğim birisiyle karşılaşmadım. ”
Farkında olmadan, Serdem tüm ilişkilerinin başarısızlığa uğramasının nedeninin, sadece kendi içinden gelebilecek sevgi ve kabulü kendi dışında araması olduğunu ifşa ediyordu.

Sonra Serdem’i annesi ile babasının ilişkisi hakkında konuşturmaya başladım. Onun annesinin babasına karşı tutumuna tekrar bakmasına neden olacak birkaç soru sordum. Böyle yaparak, o sadece annesi ile babasının ilişkisiyle ilgili algısını yeniden değerlendirmeye başlamakla kalmadı, annesinin bunu yapmayı asla bilinçli olarak amaçlamamış olsa da bu durumda kendisi için olumsuz katalizör olduğunu da anlamaya başladı. Ve o zamana dek örnek aldığı rol modelinin artık onun için uygun olmayacağını gördüğünde, durumu biraz daha derinlemesine araştırmaya katıldı.
Sonra ona, “Şimdi kendini nasıl hissediyorsun?” diye sordum.

“İçimde bir boşluk hissediyorum,” dedi. “Kendimi çok iyi hissettiğim zamanlar birisine aşık olduğum ve onu mutlu edebildiğim zamanlardı. Bu konuda gerçekten iyi ve başarılıydım.”
“Peki, bu seni mutlu ediyor muydu?” diye sordum.
“Başlangıçta ediyordu,” diye itiraf etti Serdem. Ama bu asla uzun sürmüyordu. Bir kez hisler yok olmaya başladığında, ilişki tavsamaya başlıyor ve o zaman sevgilisiyle dost olarak ayrılıyordu.
“Ve sonra ne oluyor?” diye sordum.
“Sonra bir başkasını bulup ona aşık oluyorum.” Serdem bunu birden idrak etmiş gibi, “Ben galiba çok fazla aşık oluyorum” dedi.

“Her şeyden önce,” dedim ona, “şunu anlamalısın ki, eğer bu seni mutlu ediyorsa o zaman mesele yok. Bunda bir yanlışlık yok. Ama eğer bu seni mutlu etmiyorsa, o zaman içsel olarak ne hissettiğine bakmalısın. Eğer kendini içsel olarak boş hissediyorsam, kendine şu soruları sor: Sen kendini içsel olarak boş hisseden birine aşık olmak ister miydin? Bir başkasını tamamlayan parça olmak ister miydin? Sen bir bütün kişi oluşturacakları umuduyla iki yarım kişinin bir araya gelmesini mi bekliyorsun? Eğer bunu bekliyorsan, böyle bir ilişki yürümez, çünkü bu durumda bir kişi ilerlerse, diğeri kaçınılmaz olarak yere yuvarlanır.

Serdem ile bu ilk seansta ona yaşamındaki, özellikle aşk yaşamındaki bazı kalıpları tanımlamaya başlamasına neden olacak sorular sormaya devam ettim. Onunla son kez konuştuğumuzda, Serdem’in değişmeye başladığını açıkça gördüm. Yeni bir ilişkiye girmişti ve artık sürecini anlamış olduğundan, farklı davranmak için çaba gösterdiği aşikârdı. Sonuç olarak, artık bir başkasının ona kendisini bütün hissettirmesine bel bağlamıyordu. Bu kendinisevmeye doğru atılmış büyük bir adımdı.

Daha yüksek boyutlardaki ilişkiler hakkında bilmemiz gereken en önemli şeylerden biri şudur: Biz koşulsuz sevgiyi uygulamayı daha çok öğrendikçe, partnerlerimizden beklentilerimiz daha gerçekçi olur, böylece düş kırıklığına uğramamız ya da işlerin ters gitmesi olasılığı azalır.

Aşağıda yer alan öykü ise bu yaşam dersi üzerinde çalışan bir kişi bir dram ve korku kısırdöngüsüne girdiğinde neler olabileceğinin iyi bir örneğini sunmaktadır.




İsim: *

Mail: *

11 + 5 = ? (İşleminin Sonucu)