Üretici Olmak

Üreten tüketicinin ortaya çıkışını anlamak, maliyet kavramına daha fazla açıklık getirmemizi de sağlar. Böylece, birinci sektörde üreten tüketicinin etkinliğinin ikinci sektörde faaliyet gösteren şirketlerin ve devlet kurumlarmın maliyet hesaplarının artmasına veya azalmasına yol açabileceğini kabul ettiğimizde, sorunları daha iyi anlayabiliriz.

Örneğin, işçiler arasındaki alkolizm, işteki devamsızlık, ruhsal bunalımlar ve akıl hastalıkları, ikinci sektördeki maliyetleri artırır. (Sadece alkolizmin bile, Birleşik Devletler endüstrisinde yılda yirmi milyar dolarlık zarara neden olduğu hesaplanıyor. Bu hastalığın daha yaygın olduğu Polonya veya Sovyetler Birliği’nde ortaya çıkacak rakam, hiç şüphesiz daha ürkütücü gelecektir.) Kişisel gelişim grupları, iş gücündeki bu tür sorunları hafifletebildiği ölçüde maliyetin düşmesini de sağlar. Bu açıdan, tüketim amacıyla üretimdeki etkinlik, üretimdeki etkinliği de belirler.

İş dünyasındaki üretim maliyetini etkileyen başka küçük etkenlerden de söz edebiliriz. İşçilerin okuryazarlık oranı nedir? Hepsi aynı dili mi konuşuyor? Saat kullanmayı biliyorlar mı? Kültürel açıdan, işin gereklerine göre hazırlanmışlar mı? Aile yaşamında edinilen temel sosyal beceriler, işteki becerilerine yardımcı oluyor mu, yoksa engelliyor mu? İkinci sektörde verimin yüksek olması için gereken bu kişilik özellikleri, tutumlar, değerler, beceriler ve dürtüler, birinci sektörde üretilirler; diğer bir deyişle, tüketilmek amacıyla üretilirler. Üreten tüketicinin ortaya çıkışı tüketicinin yeniden üretimle birleşmesi bizi bu ilişkileri daha yakından incelemeye götürür.

Aynı güçlü değişim, bizi etkinlik kavramını yeniden tanımlamaya götürür. Günümüzde ekonomistler etkinliği belirlerken, aynı ürünü veya aynı hizmeti üretmekte yararlanılacak yolları ve yöntemleri karşılaştırırlar. Birinci sektördeki üretimin verimiyle ikinci sektördeki üretimin verimi pek kıyaslamazlar. Ne var ki sözde ekonomi bilmeyen milyonlarca insan bunu yapıyor! Bu insanlar, belli düzeyde bir gelir sağladıktan sonra, daha çok para kazanmak yerine, kendi tüketimleri için üretmenin hem maddi hem de psikolojik açıdan daha yararlı olacağını fark ediyorlar.

Peki, “gelir,” “sosyal yardım,” “yoksulluk,” “işsizlik” gibi kavramlara ne demeli? Pazar sisteminin kısmen içinde ve kısmen dışında yaşadığında, hangi maddi veya manevi ürünler bir insanın geliri arasında sayılabilir? Orta gelirli biri, sahip olduğu şeylerin büyük bir ünü kendi tüketimi için üretiyorsa, o toplumda gelirle ilgili istatistikler ne ölçüde anlam taşır?

Böyle bir sistemde, sosyal yardımı nasıl tanımlamak gerekir? Sosyal yardım alanların çalışması gerekir mi? Çalışmaları gerekiyorsa, bu iş mutlaka ikinci sektörde mi yer almalıdır? Sosyal yardım görenler kendi tüketimleri için üretim yapmaya teşvik edilmeli midir?

h




İsim: *

Mail: *

11 + 9 = ? (İşleminin Sonucu)