Rüyada Hayvan Görmek

Rüyalarınızda ikamet eden insan karakterlerin yarattığınız gibi, gece maceralarınıza uğrayan diğer yaratıklar da sizin ürününüzdür. Rüya hayvanlarınız, daha çok, sizin içgüdüsel doğanızı simgeler ve biz insanlar kendimizi en üst yaşam formu olarak düşünmeye meyilli olsak da, hâlâ, uyanık yaşantımızda, bazen uygunsuz ve kaba görünen doğal içgüdüler ve sezgisel dürtülere sahip hayvan vücutlarında yaşıyoruz. Her ne kadar içgüdüsel doğanız tehlikeli ve kontrol edilemez olarak ortaya çıksa da, rüyalarınızdaki hayvanlar genelde yaratıcı ve doğal bir bilgelik sahibi olurlar ki, buna da günlük durumlarda mantıken zor erişebiliriz.

Rüya hayvanlarımız, hakkında hiç konuşulmayan gücümüzü simgeler ve atalarımızın ilk kayıtlı rüyalarından bazılarını Güney Fransa’nın Ardeche bölgesindeki Chauvet-Pont-d’Arc mağarasında bulunan 30.000 yıllık hayvan resimlerinde görmek mümkündür. İnsanlığın neredeyse tüm kültürlerinde belirli hayvanların karakteristik güçleri olduğuna dair inançlar vardır; kedi tanrılara inanan Mısır halkı ve totemsel rüya hayvanlarına inanan Kızılderililerde olduğu gibi. Birçok toplumda, bu hayvanların güçleri daha yüksek bir sezgisel farkındalıkla bağlantıya geçmek için, bilinç ve bilinçdışı alanlar arasında meditasyon yapan şamanlar tarafından hâlâ kullanılmaktadır.

Rüyalarımızda tehlikeli ve korkutucu canavarlardan, sadık evcil hayvanlara kadar birçok hayvan yaratırız. Evcil hayvanlar varlığından memnun olduğunuz doğal içgüdüsel taraflarınızı yansıtırken, vahşi hayvanlar sizin anlamak istemediğiniz, hiçbir zaman uysallaştıramayacağınızı düşündüğünüz taraflarınızı canlandırır. Şamanik gelenekleri bilerek takip etmeyebiliriz ama yine de evcil hayvanlarımıza insan isimleri vererek ve onları ailemizin saygın birer üyesi gibi besleyip büyüterek aslında hayvani ruhlarımıza yakın kalıyoruz. Çocukken, evcil hayvanlarımızı birtakım sihirli güçlerle özdeşleştirmişizdir genelde ve en sevdiğimiz arkadaşlarımız ayıcıklar ve diğer pelüş oyuncaklardan oluşan hayvan totemleridir.

Çocukluğumuzda duyduğumuz ve okuduğumuz hikâyelerin hemen hepsi hayvanlarla doludur ve çıkardığımız ilk seslerin bazıları hayvan sesleridir; farkında olmadan içgüdüsel hayvani özelliklerimizi ifade ederiz. “Miyav”lamamız veya “mö”lememizin yanısıra, kendimizi çizgi filmlerdeki çoğunu hayvanların oluşturduğu karakterlerle özdeşleştiririz. Rüyalarımızda, bazısı yarı hayvan yarı insan olan ve konuşabilen fantastik hayvanlar yaratarak sezgisel hayvan doğamızla bağlantıya geçeriz. Bu müthiş yaratıklar sıklıkla rüyalarımız haricinde, mitlerimiz ve hikâyelerimizde sfenksler, kurt adamlar veya Winnie the Pooh1 gibi biçimlerde yaşam bulurlar.

Doğal içgüdülerimizi evcilleştirmek için toplumsal bir baskı hissetsek de, hayvani doğamızı bastırmak bizi strese sokabilir ya da en azından hasta edebilir. Rüyada karşılaşılan hayvanlar bedenimizin beslenmeye ve dikkate ihtiyacı olduğunu gösterebilirler. Şamanizm gibi çoğu iyileştirici gelenek, iyileştirici güçleri temsil etmek için hayvanları kullanır. Hatta çok katı bir şekilde Batı tıbbını uygulayanlar dahi kendilerini Asklepios’un Asası2 etrafında sarılmış olan yılan ile temsil ederler. İçgüdülerimizi ne kadar bastırmaya çalışsak da rüya hayvanlarımız, süzülerek ve sessizce bilinçdışı farkındalığımızda dolaşarak her zaman orada olacak, bize ilham verecek ve bizi güçlendireceklerdir.

Editörün notu: Winnie the Pooh, Christopher Robin adlı bir çocuğun, kafasında yarattığı oyun dünyasına ait olan ve 100 Hektar Ormanı’nda yaşayan ayı VVinnie, küçük ve korkak domuzcuk Piglet, zıp zıp kaplan Tigger, bahçıvan ve titiz Tavşan ve uyuşuk eşek Eeyore’un birbirinden sevimli ve masum hikâyeleri üzerine kurulu bir Walt Disney çizgi dizisidir.




İsim: *

Mail: *

17 + 4 = ? (İşleminin Sonucu)