PERU AND DAĞLARI

icerikPERU’DA AND DAĞLARININ yamaçlarında Naz ka şehrinin kalıntı lan yükselir. Yerliler bu bölgeye, kumluğuna rağmen pampa (yayla) adını vermişi ,uçaktan bakıldığında yayla geometrik döşenmiştir Kimi paralel ilerliyor, kuru belirli kav m kUrdn blrlcflyor ya da yamuk (trapez) alanları kapsıyor. Arkeologlara göre bu çizgiler ki Inia yollandır.

Peru arkeoloji uzmanı Prof. “Alden Mason’a göre bu geometrik çizgiler ya çok eski bir dinin izleri ya da yaylaya çizilen dev bir tavklmdir. İşin gerçekten garip yanıki Nazka çizgileri 1946 yılında Alman ar kcologl ınndan Marta Red he ve Koaaok tarafından uçakla yapılan bir taramanın onunda keşfedilmiştir. Başka bir deyişle, bu çizgiler yalnız yüksekten belli oluyorlar.

60 kilometre u unluğunda ve İki kilometre genişliğindeki yaylayı kaplayan ufacık taşlar, binlerce yada onbinlerce yıl öner, nedeni ve görevi kesinlikle anlaşılamayan biçimler çizmek için kullanılmıştı. Ne var ki. bunların yer yer dev figürler, dev kuşlar, dev sarmallar o luşhırduklan görülüyor.

Nazka yaylasındaki incelemeler derinleştirilince baş ka ipuçları da bulundu; Kenan üç m olan bir dörtgenin bir köşesinden, her birinin uzunluğu 182 m. olan, 23 dik doğru çıkarılmışı ı. Bunlann ikisi gün durumuna (aolstis), biri gün tün eşitliğine (ekinoks) uygun olarak gökyüzünün bir noktasına doğru yöneltilmişti. Geriye kalan 20 dik doğrunun anlamı daha anlaşılamamıştır. Bu veriler çizgilerin, ortaya konan biçimlerin dev bir takvim ya da bir hesap Makinesi yerine kullanıldığı görüşünü doğrulayabilir.

Ancak bu dev takvimin kimin tarafından, nasıl, ne zaman ve neden koca yaylada çizildiği; neden yalnız yükçizgilerle şeklen farkedildiği; yaylada görülen, kimi soyut kimi somut biçimlerin neden Nazka kalmalarında bulunan Çömleklerin fişlemesinde kullanıldığı sorularına bir karşılık vermek İmkânsızdır.
Pennsylvania Üniversitesi profesörlerinden J. Alden Mnson’a göre biçimler çok ayrıntılı, örgü şeklinde bir plana dayanarak, belki de trigonometri’yi kullanan bir din için yaratılmıştır.
Ayrıntılı bile oba. bir plana uyarak 60 km. uzunluğundaki bir alanı ufacık taşlarla döşeyen “ilkel” bir topluluk büyük zorluklarla karşılaşmış olmalıdır. Çünkü, Nazka’da gerçekleştirilen bu çalışma orantıya dayanmakta ve yerden yürütülüp yüksekten yönetilmesi gerekmektedir.

1946 dan beri Nazka’da araştırmalar yapan ve bunları “Çölün Esrarı” adlı kitabında açıklayan Maria Reiche, takvim görüşüne katılmakla birlikte, bazı noktalar üzerinde dunır ve:
“Bütün çizgilere kesin bir astronomik anlam vermek güçtür, çünkü bazıları o çağda gökte görülen hiçbir yıldıza uymuyor. Eğer bu çizgiler görülen değil de tahmin edilen yıldızların yönünü gösteriyorsa bu işin anlamı öylesine derinleşiyor ki gerçek sonuçlara varabilmek imkânsız oluyor,” der.
Reiche’nin araştırmalarına dayanarak Nazka’da incelemeler yapan İsviçreli Von Damken yaylayı bir hava a lanı’na benzetmektedir. Ancak bu da hayali bir görüş niteliğindedir.

Beyaz fosforlu taşlarla meydana getirilen bu işaret yine aynı sorulan doğuruyor Nasıl, ne zaman, kimin tarafından, neden yapıldı? Tarih öncesi çağlarda, gemicilere körfezin yerini göstermek için yapıldığı en akla yatkın düşünce.

Pirko ile Ntfka arasındaki uzaklık 160 kilometredir ve Ptafco’daki dev ijaret Nazka çizgileri gibi yalnız uzaktan ve vüknektcn fark ediliyor. Bu da bir garip rattUntı oba gerek Rastlantılara bel bağlayanlar İçin, yine Peni da Tarapakar çölündeki 100 metrelik inaan figürüne ve Şiledeki El Enladrillad.’ dağlarında yükselen duvarlara değinmek gerekir.

Şili’de yayınlanan “El Metcurio” gazetesi, 26 Ağustos 1968 tarihli sayısında, Tarapakar çölünde uçakla yapılan bir tarama sonucunda dev bir insan şekli keşfedildiğini bildiriyordu. Dörfköşe, kutuya benzer bir gövde, dik bacaklar, oniki anten taşıyan üçgen biçimli kanadan olan bu stiliz. inaan figürü 200 m. yükseklikte bir tepede yer alıyordu vc volkanik taylarla çevrilmişti El Fnladrillado tepesinde yükselen duvarlar ise 2 kilometre uzunluğunda ve 800 melre genişliğinde bir alanı kaplıyor. Burda kullanılan taşların boyu 5 metreyi, her birinin ağırlığı yaklaşık olarak 10.000 kiloyu bulmaktadır. Tepedeki araştırmaları yöneten Hulbcrti Sama ta ro Bo uk.iikİ y.ı göre bilinmeyen bir uygarlığın kalını ilandır bunlar ya da bu mekân tanımadığımız yaratıklar tarafından kullanılmıştır. Bu tanımadığımız yaratıklar kimler olabilirdi? Bounaud bu konuda hiçbir açıklamada bulunmamış, yalnızca tepede bulunan ve geometrik biçimde yerleştirilen 233 blokun gökyüzünü gösteren optik işaretler olabileceğini belirtmiştir.

Bir önceki yazım: Rüyada kabak görmek




İsim: *

Mail: *

20 + 8 = ? (İşleminin Sonucu)