Önümüzdeki Manzara

astroloji_burc-390x245Çıkacağımız bi yolculuğun mecrası insan zekâsının uçsuz bucaksız, zengin topraklarından oluşuyor. Hayatımız, işimiz, ailelerimiz, ne yapmakta olduğumuz, mutlu olup olmadığımız gibi sorulara sahip olduğumuz zekâyla cevap veririz. Zekâyı kullanma tarzımız bizi cevapları belli yerlerde aramaya iter. Örneğin mutlu bir hayatım olup olmadığını, sahip olduğum maddiyata veya birlikte olduğum kişiyle olan ilişkimin durumuna göre değerlendirebilirim. Hayatımı parçalara ayırsam ve beni mutlu etmeyen kısımları belirlesem onları değiştirme şansım da olabilir. Ama ya eğer arzuladığım şeyleri ve mutluluğu önümdeki manzarada göremiyorsam o zaman ne olacak? Ya eğer ben sorularımın cevabını aslında yanlış yerde arıyorsam?

Yolculuğumun ilk başlarında bulmak istediğim şeyleri doğru yerde aradığım fikrine kapılmıştım ancak aradığım şeyleri görmeme yetecek kadar aydınlanma yaşamamıştım. Aydınlanma diye bir şeyden haberim yoktu. Bir cevap, bir kanıt, herhangi bir şey bulmaya öylesine odaklanmıştım ki aslında görmem gerekeni bana gösterecek olan benliğimi unutmuştum. Zekânın kendi manzarası da tıpkı hayat gibi tek bir hikâyeden ibaret değildir. Hayat duygular, düşünceler, arka plan, bağlamlar, anlar ve hatıralardan oluşur. Hayatı, beyinde birtakım faaliyetlerimizin yürütüldüğü bir ışık demetine indirgemek de yanlış olur.

Zekânın engin manzarası, 3 aynı dönemin bir araya gelmesiyle görünür kılınabilir: Çocukluk dönemi, ergenlik dönemi ve yetişkinlik dönemi.

Gençliğimde sahip olduğum çocukluk zekâm beni dünyaya anlamaya ittiğinde hayret ve şaşkınlık içinde kalmıştım. Daha sonraları dünyayı anlama gayretimi sürdürdüm. Dünya yine aynı dünyaydı an cak artık daha az harika ve daha kafa karıştırıcı görünüyordu. Hatta endişe verici ve korkutucuydu… Hiç de çocukluğumdaki gibi mutluluk verici bir hali yoktu. Çocukluk arkadaşlarımla 30’lu, 40’lı, 50’li yaşlardaki arkadaşlarımı kıyasladığımda durumun onlar için de aynı olduğunu gördüm. Ergenlik dönemlerindeki manzarayı arzuladıklarını söylerken bile aslında ergenliklerinin de çok iyi geçmediğini alttan alta itiraf ediyorlardı.

Eğer bütün hikâye bundan ibaretse ve bir şekilde düş kırıklığına uğramış hayat manzaramızda yapabileceğimiz tek şey, o pek de boş olmayan çevrede bulacağınız en iyi yerde evimizi inşa etmek olurdu ki bu durumda yaşam da çekilmez hale gelirdi. Peki ya eğer yolculuğa devam ederken, her şeyin gri renkli ve zevkten yoksun göründüğü manzarada hayata dair yeni bir anlam keşfedersek ne olacak? Yolculuğun başına, çocukluğumuza geri dönmek gibi bir şansımız da yok ama zekâmızın yetişkinlik evresini anlamıyla, ışığıyla, ilgi alanlarıyla çocukluğumuzun zekâsına döndürebiliriz.




İsim: *

Mail: *

14 + 1 = ? (İşleminin Sonucu)