Olma’dan Gerçeğe

imagesOlma dersi genellikle Gerçek dersinden önce gelir. İnsanın Olma dersini öğrenmesini gerektiren bir yaşamda kazanılan deneyim sahneyi onun ardından gelecek Gerçek dersine kolayca hazırlayabilir. Gerçek dersi üzerinde çalışan insanlar daima bir başkasının gerçeğini ya da en son ve en büyük gerçeği veya en yeni kavramı, vb. ararlar. Ancak, o Olma dersinden biraz farklıdır, çünkü Gerçek dersi özellikle Gerçek ile ilgilidir, oysa Olma dersi tüm varlıkla ilgilidir. Bu yüzden o daima kendi içinizde eksik olduğunu düşündüğünüz şeyi aramakla ilgilidir.

Vaka Kaydı No. 5

İsmi: Orçun Yaşı: 45

Medeni Hali: Dul Mesleği: Mahkûm Yaşam Dersi: Olma Katalizör: Babası Tip: Enerji Damgası

Yetişme çağında, Orçun hiçbir şeyi babası Fenasi’in onunla ne kadar gurur duyduğunu söylemesinden daha çok istememişti. Babasının, “Ben senin kim olduğunu görüyorum oğlum ve seni seviyorum” dediğini işitmeye umarsızca ihtiyaç duymuştu. Ama bu hiç gerçekleşmemişti. Bunun nedeni Fenasi’in Orçun ile gurur duymaması ya da onu sevmemesi değildi; sadece, o İletişim dersi üzerinde çalışıyor ve bu yüzden oğlunun işitmeyi çok istediği o sözleri söyleyemiyordu. Böylece, oğluna gerçekte ne hissettiğini söylemek yerine, Fenasi şöyle sözler söylerdi: “Eğer böyle olsaydın, daha iyi olurdun…” “Eğer derslerine daha çok çalışsaydın, daha iyi olurdu…” “Eğer daha iyi davransaydm, daha iyi olurdu…” Onun gerçekte kastettiği şey, eğer bazı şeylere farklı bir biçimde yaklaşacak olsaydı yaşamın Orçun için çok daha kolay olacağıydı. Ama sözcükleri kullanmakta zorlandığından, Fenasi kendisini hiçbir zaman uygun biçimde ifade edememişti. Sonuçta Orçun “yetersiz olduğu”na inanmış, bu enerji damgasını almış, bu yüzden kendisini olduğundan daha iyi kılacak “bir başka şeye” ihtiyaç duymuştu.

Bir düzeyde, Orçun babasının onu gerçekten sevdiğini ve önemsediğini hissediyordu. Ama bu, durumu onun için daha iyi kılmak yerine, daha da kötüleştirmişti, çünkü Orçun babasının duygularını neden ifade etmediğini bir türlü anlayamamıştı. Orçun’un istediği tüm şey, babasının onun kalben inandığı şeyi onaylamasıydı. O, eğer babasına onu koşulsuz olarak, olduğu gibi kabul ettiğini ve sevdiğini itiraf ettirebilirse, kendisini yetersiz ve eksik hissetmek yerine, iyi hissetmeye başlayacağına inanmıştı. Ne yazık ki, bu onaylama asla gelmediğinden, Orçun tüm yaşamını kendisini bütün hissetmesini sağlayacak şeyleri hep kendi dışında arayarak geçirdi.

Yetişkinlik çağma girerken, Orçun dikkat çekmek için en uygunsuz şeyleri yapabilecek birisi olarak tanındı. Uyuşturucu maddeler kullandı ve her türlü aptalca kestirme yoldan gitmesinin sonucunda başı şu ya da bu şekilde belaya girdi. Yaptığı bazı şeyler dışarıdan bakanlar için o kadar aptalcaydı ki, sanki Orçun yakalanmak istiyor gibi görünüyordu. En nihayet, bir gece Orçun zıvanadan çıktı. Sokakta karısıyla şiddetli bir tartışmaya girdi, kavga giderek kızıştı ve Orçun sonunda karısını öldürdü ve cesedini orada bıraktı. Durum yeterince kötü değilmiş gibi, Orçun bunun için kameraların tüm hareketlerini kaydettiği bir yer seçmişti. Tabii, tüm olay filme çekilmişti ve Orçun sonunda cinayetten ömür boyu hapse mahkûm oldu.

Eğer Orçun ya sezgisel olarak bildiği şeyi (babasının onu olduğu gibi sevdiğini) kabullenerek ya da en azından duygularım babasına doğrudan söyleyerek bu enerji damgasını iyileş tirebilseydi, durum çok farklı olabilirdi. Bunun yerine, o duygularını içinde tuttu ve duyduğu içerlemenin artmasına izin verdi. Sonuçta sadece sevdiği eşini öldürmekle kalmadı, kendi yaşamım da mahvetmiş oldu. Bildiğim kadarıyla, o hâlâ öfkesini babasına yöneltiyor.
Bu vakayı bu kadar ilginç ve dokunaklı kılan şey Fenasi’in de benim danışanım olmasıydı, böylece bu öyküyü tamamen farklı bir perspektiften gördüm, ki İletişim yaşamdersini içeren bölüme geçtiğimizde bunu öğreneceksiniz.




İsim: *

Mail: *

12 + 7 = ? (İşleminin Sonucu)