Nuh Tufanı Sonrası

imagesAma Tanrı tek bir adamı, Nuh’u ve ailesini korumuştur. Tufandan sonra Nuh’un oğulları, Ham, Sam ve Yafet aracılığıyla insanlar yine dünyada çoğalmaya başlamıştır.

Yaratılış Nuh’un bağbozumunda sarhoş olmasıyla ilgili rahatsız edici hikâye yer almaktadır. Ham, babasının günahını herkese açıklamış ve onunla alay etmiştir. Bunun sonucu olarak da, Nuh, daha sonrasında kötü bir ulus olarak bilinen Kenanlılar’nı atası olan Hamın oğlu Kenan’ı lanetle- miştir. “Kenan’a lanet olsun, köleler kölesi olsun kardeşlerine.’3 Diğer taraftan Sam, babasını onurlandırmış, bu davranışıyla da kendisi ve İbrahim’i de kapsayan soyu için babasının bereketini almıştır. Günümüzde İbrahim’in soyu için hâlâ kullandığımız Sami ya da Semi kelimesi de Sam isminden türemiştir.

Babil’deki pagan medeniyete baktığımızda ise Hanın soyundan gelenleri ve yiğitliğiyle’ ünlü Nemrut’u görürüz. Bu tanımlamaya bakıp Nemrut’un bir asker olduğunu diişünebilsek de, Nemrut aslında güçlü bir ülkenin politik kurucusudur. Tarih, onun güçlü krallığının kendi zamanındaki diğer krallıkları yenerek bir süreliğine dünyadaki egemen güç Tanrı’yla Yarışmak olduğunu kaydetmiştir.

Nemrut Tanrı yla alay etmiş ve atalarının lanetini küçüm- semiştir. Kimseye hizmet etmeyi düşünemeyecek kadar gururlu bir adam ve güçlü bir kral olmasına rağmen sonunda Sam ın soyundan gelenlerin kölesi olmuştur. Tanrı ya ihtiyacı olmadığını kanıtlamaya çalışmış ve yaşamını Tanrı nm prensiplerine karşı bir medeniyet kurmaya adamıştır.
Nemrut’un kulesi birçok balamdan, başlangıçtan itibaren incelediğimiz insan soyunun isyanını bir sonraki basamağa götürmüştür. Adem ve Havva günah işlemiş ama Aden Bahçesi’den kovuldukları halde uzağa gitmemiş, Tanrının varlığına yakın kalmayı tercih etmişlerdir. Kayin kardeşini öldürmüş ve sonra Tanrı dan kaçmış, en doğudaki Nod toprak-larına yerleşmiş ve bir şehir kurmuştur Nemrut ise günah konusundaki bu ilerlemeyi birkaç adım daha öteye götürerek, tamamen Tanrıya karşı bir medeniyet kurmuştur.

Nemrut tövbe edip, Rab’be dönebilirdi. Atalarının lanetini kabul etmek yerine, Tanrının lütfunu alabilirdi. Ama bu lanetten kurtulmak için Tanrı ya gelmeyi reddetti çünkü bu Tanrı nın iradesini kendi iradesinden önce koymayı gerektirebilirdi. Böyle bir şey Nemrut’un kendi yüreğinin ve aklının ardından gitmeyi bırakıp, ilahî amaçları izlemesini gerektirebilirdi. Ve bu da kesinlikle onun yapamayacağı bir şeydi.

Aynı kibirli düşünce yapısının bugün de Tanrı nın yetkisini reddeden kişilerin yaşamında devam ettiğini görmek mümkündür. İnsanlık tarihinde bilinen her hastalık ve illet, her yürek sızısı ve her acı, başlangıçta işlenen bu günahtan kaynaklanmaktadır. Buna rağmen Mesih’in bize kurtuluş ge-tiren kurbanını reddettiğimizde, günahın sonuçlarını kendi gücümüzle ve kendi yöntemlerimizle yenmeye çalışmış oluruz. Bize yeterince para ve zaman, yeterli teknoloji ve araştırma imkânları verilse, her şeyi yapabileceğimize inanırız. Bilim ve süper teknolojiye güvenir ve Tanrı ya ihtiyacımızın olmadığını söyleriz. O zaman da teknoloji tanrımız olmuştur.

Nemrut da eylemlerinde aynı tavrı sergilemektedir. Kendi tutku ve gururunu kendi tanrısı haline getirmiş, tutku ve gururuna tapmaya başlamış ve Tanrı nın emirlerini sonsuza dek aşağılamanın mümkün olmadığını zor yoldan öğrenmiştir.




İsim: *

Mail: *

16 + 6 = ? (İşleminin Sonucu)