Mesih İsa

icerikVe insan olduğu da vurgulanarak:

“56-Çünkü tek Tanrı ve Tann’yla insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır. Uygun zamanda verilen tanıklık budur.” (Timeteos2)

Pavlus’ta teslis anlayışı yoktur. Pavlus için Tanrı, tek bir Baba kimliğindedir. Kutsal Ruh ise Tanrısal bir güçtür. Pavlus’ta teslis anlayışı yoktur dedik ama Hz. İsa’nın tanrılaştınlmasına ve teslis anlayışına yol açan Pavlus’tur. Hıristiyanlıkta teslis (üçlü Tanrı) Pavlus’tan 4 asır sonra M.S. 381 yılındaki İstanbul Konsiliyle son şeklini almıştır. Hz. Meryem’in Tannlaştırılması da yine M.S. 431 yılındaki Efes konsiliyle kararlaştırılmıştır.8 Protestarılar da bunu reddetmektedir. Zaten Incil’de Hz. İsa’nın bizzat kendi ağzından Tanrı’yı yücelttiğini görmekteyiz:

49Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Beni gönderen Baha’nın kendisi ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana buyurdu.

500’nun buyruğunun sonsuz yaşam olduğunu biliyorum. Bunun için ne söylüyorsam, Baha’nın bana söylediği gibi söylüyorum.” (Yuhanna12)

Hal böyle olunca, Hz. İsa kendi ağzıyla Tann’dan vahiy aldığım söylediğine göre, başka söze gerek yok. Tanrı’dan Vahiy alan kişi Tanrı olamaz. Vahiy alan kişi peygamberdir. Bu gerçeği İncil’de yine Hz. İsa’nın bizzat kendi ağzından söylediğini görüyoruz:

33Yine de bugün, yann ve öbür gün yoluma devam etmeliyim. Çünkü bir peygamberin Yeruşalim’in dışında ölmesi düşünülemez!

34”Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz.” (Luka13)

Hz. İsa hakkmda bu konu, kitabımızın iddiaları için en önemli konudur. Çünkü Hz. İsa Tanrı’dır ve ikinci gelişte insanları yargılamak için gelecektir. Pavlus Hıristiyanlığının bir başka teolojik temeli de budur. Bu teolojinin sağlam bir temeli olmadığı ortadadır. Zaten Pavlus, Hz. İsa’mn sağlığında eğitip yetkin kıldığı Havarilerinde de değildir. Pavlus Hz. İsa’nın sağlığında, Hz. İsa’ya inanmayan tam bir Hıristiyan düşmanıydı. Ölümünden sonra Hz. İsa ile ilgili mucizevî bir görüm görüp, ona iman ettiğini iddia ederek, önce Havarilerin safına katılır. Daha sonra Hz. İsa’mn ve Havarilerin öğretilerine ters fikirler yayarak, Havarilerden ayrılır. Hz. İsa’yı Tanrılaştırır ve kendisine vahiy gönderdiğini iddia ederek, Anadolu’da yeni bir dini anlayış yaymaya başlar. Bu dönemde Kudüs’te Havarilerin lideri Hz. İsa’mn kardeşi Yakup’tur. Aralarında sert tartışmalar olur. Bunu yine Pavlus’un İncil’deki mektuplarından anlamaktayız:

“4Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan değişik bir İsa’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca, aldığınız ruhtan farklı bir ruhu ve kabul ettiğinizden farklı bir müjdeyi (İNCİLİ) kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz.

5 Sözüm ona üstün elçilerden hiç de aşağı olduğumu sanmıyorum!” (2.Korintlilerl 1)

Ve aralarındaki çekişmenin sıradan basit bir çekişme olmadığı da, yine Pavlus’un yazdıklarından anlaşılmakta:

” 12Övündükleri konuda bize eşit sayılmak isteyen fırsatçılara fırsat vermemek için, yaptığımı yapmaya devam edeceğim.

13Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesih’in elçisi süsü verenlerdir.

14Buna şaşmamalı. Şeytanda kendisine ışık meleği süsü verir.

15Ona hizmet edenlerin de kendilerine doğruluğun hizmetkârları süsü vermesi şaşırtıcı değildir. Onların sonu yaptıklarına göre olacaktır.” (2. Korintliler11)

Hıristiyanlıkta Hz. İsa’nın çarmıhta ölümü çok tartışılmıştır ve hala da tartışılmaktadır. Anladığımız kadarıyla ilk Hıristiyanlık yıllarında da, bu konu çok tartışılmıştır. Özellikle Pavlus ile H.z. İsa’mn kardeşi Lider Yakup ve Hz. İsa’nın gerçek havarileri arasmda. Sık sık Pavlus’a karşı bir başvuru kitabı olarak bakacağımız, Lider Yakup’un İncil’deki Mektubu’nda, Pavlus’un imanın baş şartı olarak vaaz ettiği, ÇARMIHTA ÖLÜP DİRİLEN KURTARICI MESİH konusu yoktur. Bu konu gerçekten en önemli iman konusu olsaydı, Hz. İsa’dan sonra Havarilerin lideri Yakup’ta bu konuya dikkat çekerdi. Lider Yakup İncil’deki Mektubunda işlediği en önemli konu Tevrat’a bağlı yaşamak ve Tanrıyı yüceltmektir. Zaten 27 farklı kitap olan İncil’de diğerlerinden en farklı olan Yakup’un Mektubu ile ilk defa yazılmış olan MARKOS İNCİLİ’DİR. Zaten Pavlus’un yukarıda verdiğimiz ifadesinde farklı iki İsa ve farklı iki İncil vaaz ettikleri açıkça anlaşılmaktadır. Pavlus Kudüs’teki Yakup liderliğindeki havarilerle ters düştüğünde, Roma hâkimiyetinde, Anadolu’daki Yahudilerin dışındaki diğer insanlara yönelir. Bunlar eski Yunan halkı (Grekler) olup, birçok Tanrı’ya sahip pagan putperest bir toplumdu. Bunların anlayışında tanrılar insan gibi olup, tanrıçalara ve çocuklara sahipti.

Peygamber gibi kutsal kişiler ve imparatorlar, ya Tanrı ya da Tanrının oğlu sıfatına sahip kimselerdi. Roma İmparatoru Augustus (M.Ö. 30M.S. 14) Tanrı veya Tanrının oğlu, Tiberius (M.S. 1437) kurtarıcı Zeusun Oğlu veya Tanrı oğlu, Neron (M.S. 5468) tanrıların en büyüğünün oğlu veya bütün dünyanın efendisi sıfatına sahip kişilerdi.9 İmparator Domitian unvanı “Dommuş et DeusTann ve Efendi” idi. Pavlus’ta hemen bu anlayışa uyum göstererek, Hz. İsa’yı Tanrının oğlu ilan ederek, tanrılaşmış bir kişi olarak ilan etti. Bu özellikteki İsa figürü kitleler tarafında kolayca benimsendi. Ne de olsa sıradan insan bir peygamberi böyle putperest pagan anlayışında bir topluma kabul ettirmek çok zordu. Ayrıca bu toplumlar da, Tanrılar bedenlerini insanlar için fidye olarak sunup öldüğünde, hep göğe çıkar ve sonra yeniden dirilerek insanları kurtarmak için geri gelir. Sanırım Pavlus Hıristiyanlığındaki İsa figürünün nasıl oluştuğu anlaşılmıştır.

Hatta Pavlus ile Havarilerin çekişmelerinden dolayı, yolu Kudüs’e, Lider Yakup’un yanma düşen Pavlus, neredeyse carımdan olacaktır ve işgalci Roma askerleri yardımıyla ölümden kurtulur:

“30Bütün kent ayağa kalkmıştı. Her taraftan koşup gelen halk Pavlus’u tutup tapınaktan dışarı sürükledi. Arkasından tapınağın kapılan hemen kapatıldı.

31Onlar Pavlus1 u öldürmeye çalışırlarken, bütün Yeruşalim’in karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.

32Komutan hemen yüzbaşılarla askerleri yanına alarak kalabalığın olduğu yere koştu. Komutanla askerleri gören halk Pavlus’u dövmeyi bıraktı.» (Elçilerin İşleri21)

Sanırım anlatmak istediğimiz konu ve farklı görüşlerin temeli şimdi daha iyi anlaşılmıştır. Bu iki anlayıştan Kutsal Şehir Kudüs merkezli yaşayan, Hz. İsa’nın gerçek Havarileri, ilerleyen yıllarda özellikle Roma İmparatorluğunun işgaline karşı isyan eden Yahudilerin, Kudüs’ten sürülmesinden sonra, yavaş yavaş tarih sahnesinden silinmiştir. Roma ile barışık bir anlayışla Anadolu topraklarındaki Yunan halkı arasmda, Pavlus’cu Hıristiyanlık gelişerek hakimiyetini pekiştirmiştir. Aralarındaki rekabette kaybeden Havariler anlayışındaki dini metinler, resmi (Kanon) İncillerden ayıklanmıştır. Maalesef elimize işin ayrıntılarını öğrenebileceğimiz, bir Havari (Elçi) metini bulunmamaktadır. Yalnızca Lider Yakup’un Mektubu kalmışür. Diğer Havarilere (Elçilere) ait Petrus ve Yuhanna gibi isimlerle yazılmış olduğu sanılan eserlerinde, son günlerde başkalarma ait oldukları ispatlanmıştır

Hz. İsa kendinde bir yetki görüp, yeni bir şeyler söyleyenler için bakın kendi ağzmda neler söylemekte:

“20Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız.

21″Bana, ‘Ya Rab, ya Rab!’ diye seslenen herkes Göklerin Egemenliği’ne girmeyecek. Ancak göklerdeki Babam’ın isteğini yerine getiren girecektir.

220 gün birçokları bana diyecek ki, ‘ Ya Rab, ya Rab! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi ? Senin adınla cinler kovmadık mı? Senin adınla birçok mucize yapmadık mı?’

230 zaman ben de onlara açıkça, ‘Sizi hiç tanımadım, uzak durun benden, ey kötülük yapanlar!’ diyeceğim.” (Matta7)

Sanırım Hz. İsa’nın nasıl Tanrılaştırıldığı ve bunun temellerinin ne derece sağlıklı olduğu anlaşılmıştır.

Bir önceki yazım: Rüyada kabak görmek




İsim: *

Mail: *

19 + 2 = ? (İşleminin Sonucu)