MEKANOMANİ

images (2)Endüstri döneminin başlarında yaşayan işadamları, entelektüeller, reformcular ve devrimciler makinelere hayrandı. Buhar motorları, saatler, dokuma tezgahları ve pistonlar, onları büyülüyordu. Bütün bunlar sonucunda kendi dönemlerinin basit mekanik teknolojisine bakarak çeşitli benzetmeler yapmaları kaçınılmazdı.

Benjamin Franklin ve Thomas Jefferson gibi insanların hem devrimci hem de bilim adamı ve mucit olmalarına şaşmamak gerekir. Bu insanlar, Newton’in büyük keşiflerinden sonra çalkantılarla dolmuş bir kültürde yetişmişlerdi. Newton evreni incelediğinde, makine düzeniyle çalışan dev bir saat gibi olduğunu belirtmişti. Fransız fiziki ve felsefeci La Mettrie, 1748 yılında insan vücudunun bir makine olduğu fikrini ortaya atmıştı. Daha sonraları Adam Smith, bu makine metaforunu ekonomiye taşımış, ekonominin bir sistem olduğunu söylemiş ve şöyle vurgulamıştı: “Sistemler birçok açıdan makinelere benzer.”

Birleşik Devletler Anayasası’nın ortaya çıkışına kadar uzanan tartışmaları açıklarken, James Madison, yetkililerin “peş peşe filtrelerle” seçilmesi ve politik gücün “yapısının” değiştirilmesi için, “sistem”in “yeniden tasarlanması” gerektiğini söylemişti. Anayasanın kendisi de tıpkı dev bir saat gibi “terazi ve çarklar”dan oluşuyordu. Jefferson da “hükümet makinesi”nden söz ediyordu.

Birleşik Devletler politik yaşamında, çark, zincir, fren gibi terimler sık sık göze çarpıyordu. Belli politik organizasyonları ellerinde tutan gruplara da makine adı verilmişti. New York şehri, Tweed makinesinin, yani Tweed grubunun kontrolündeydi. Günümüzde hâlâ Amerikalı politikacılar “plan”lardan, “tasarlanmış seçim”lerden, “silindir gibi ezip geçme”lerden söz ederler. On dokuzuncu yüzyılda İngiltere’de Lord Cromer, “bir makinenin çeşitli parçalarının uyum içinde çalışmasını kopyalayacak bir hükümet yapısı” vaat ediyordu.

Bu mekanik düşünce tarzı, yalnız kapitalist dünyaya has değildi. Lenin’in devlet tanımı şuydu: “Kapitalistlerin, işçileri baskı altında tutmak için kullandığı bir makine.” Trotsky ise, burjuva sosyal makinesinin çarklarından ve vidalarından söz ediyor, bir devrimci partinin fonksiyonlarını açıklamak için benzer mekanik terimler kullanıyordu. Partiyi güçlü bir “alet” olarak tanımlayan Trotsky, şöyle vurguluyordu: “Bütün mekanizmalar gibi bu da kendi doğasında statiktir… Ölümcül durgunluğun üstesinden gelmek için… kitlelerin hareketi gerekir… Buharın canlı gücü, makinenin hareketsizliğine son vererek onu çalıştırır.”

Bu mekanik düşüncede boğulmuş, makinelerin güç ve etkililiğine neredeyse körlemesine inanmış bir halde, İkinci Dalga toplumlarınm devrimci kurucuları kapitalist veya komünist olsun hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, erken dönem endüstriyel makinelerin birçok özelliğini yansıtan politik kurumlar yarattılar.




İsim: *

Mail: *

18 + 2 = ? (İşleminin Sonucu)