KURTULUŞA YÖNLENDİREN HUZURSUZLUK

Close up shot of astrological clock in Piazza San Marco, VeniceYusuf ve Rut, Tanrı nın çağrısına uyarak, emirlerine itaat ederek ve Tanrı nın halkını koruma amacı için memleketlerinden aynlıp, uzak diyarlara giden insanların iki örneğidir. Bu çeşit bir doyumsuzluk ve huzursuzluk bizi kurtuluş yolculuğuna, Tanrı ya ve O nun lütfuna yönlendirir.

Tanrı nın bu insanlarda yaratmış olduğu bu çeşit huzursuzluğun, sadece o kişinin kurtuluşunu sağlamakla kalmayıp, Tanrı nın lütfunun henüz açıklanmamış olduğu gelecek kuşaklara, bütün bir ulusa ve hatta bugün bize kadar ulaşmasını sağladığını anlamak önemlidir. İbrahim, Tanrıya itaat ederek, ailesini ve geçimini sağlayan işini geride bırakarak, evsiz bir gezgin haline gelmiştir. İman adamı olan, İbrahim’in bu itaat dolu yolculuğuyla Tanrı tüm insanlık için olan kurtuluş planım harekete geçirmiştir.

Egemen lütfuyla Tanrı kendisini Sam ın soyuna, İbrahim’ e, aslında Fırat Irmağının kıyısında kurulmuş, Mezopotamya’nın güneyindeki en önemli şehir olan Ul’da yaşayan bir zengin aileden gelen Avram’a açıklamıştır. Antik Ur şehri İran Körfeziyle günümüzdeki Bağdat şehri arasında bulunmaktaydı.

Ur o zamanlar dünyanın zengin bir din ve ticaret merkeziydi. Aynı zamanda ileri bir kültüre sahipti. Babilliler birçok tanrılara tapınırlardı ama Urlular kendilerini en üstün tanrısallık olarak kabul edilen ay tanrısına adamışlardı. İbrahim kendi kültürünün dini kirliliğinden bir şekilde uzak kalmayı başarmış ve gerçek Tanrı nın çağrısına itaatkâr bir şekilde karşılık vererek, bulunduğu toprakla tüm bağlarını kesip, uzun bir yolculuğa başlamıştır.

Mezopotamya dan ayrıldığında, Avram nereye gideceğini bilmiyordu. Tanrı ona sadece: “Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana gösterceğim ülkeye git” demişti.8 Rab aynı zamanda Avram m soyunu büyük bir ulus yapacağını söylemiş ve yüce baba’ anlamına gelen ismini değiştirmiş ve İbrahim yani ulusların babası’9 yapmıştır. Kendi kültürünüze tamamen ya-bancı olan diyara doğru ve nereye gideceğinizi bilmeden evinizi terk etmenizi söyleyen bir Tanrıyla bir deneyim yaşadığınızı ve sonra da söylediklerini yaptığınızı hayal edebiliyor musunuz? Ve bu belirsiz diyara doğru ilerlemek için itaat ettiğinizde, bu Tanrı sizin isminizi değiştirdiğini ve sizi güçlü bir ulus haline getireceğini söylüyor. Tabii ki bu bölüme inanmak istersiniz, ama yaşlı bir adamsanız ve hele bir de kendiniz gibi yaşlı olan karınız kısırsa ne düşüneceğinizi bir hayal edin.

Birçoğumuz böyle bir durumda akıl sağlığımızı kaybetmiş olduğumuzdan şüphelenip bir doktora koşardık, İbrahim ise bunlar ne kadar mantıksız görünürse görünsün Tanrıyı izlemeye devam etti. Böylece İbrahim’in bu yolculuğu onu gele- çekte Tanrı ya tapınmak için adanacak olan bir şehre, gelecekte her ulustan ve her tür geçmişten gelen insanların gerçek Tanrı yı öğrenmek için geleceği bir şehre getirdi.

İbrahim bu şehre, esenlik’ anlamına gelen Salem’in kralı ve kâhini olan Melkisedek’e saygılarını sunduğu zaman rastlamıştı. Hem Mezmurlar hem de Yeni Antlaşma bize Melkisedek’in isminin doğruluk kralı’ anlamına geldiğini, Esenlik Prensi ve Doğruluk Kralı olan Mesih’in önceden görünen bir modeli olduğunu söyler.

İbrahim’in Salem’e ilk olarak girmesinden yaklaşık bin yıl kadar sonra Davut bu şehri Yebusilerin elinden almış ve Yeruşalim sonunda Kadir Olan Tanrıya tapınma merkezi haline gelmiştir. Önceki bölümde gördüğümüz gibi, Davut da huzursuzluğunun kendisini kurtuluşa yönlendirdiği Kutsal Kitap karakterlerinden başka birisidir.

İsrail ulusu Davut’un liderliği altında en büyük yüceliğine kavuşmuş ama Davut güç ve servetin getirdiği birçok denenmelerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Güzel Batşeva ile zina işlemiş, günahını saklamaya çalışması onu başka günahlara itmiş ve cinayet planı kurmuştur. Kral, Batşeva’nm kocası Uriya’nm savaşta en ön cepheye yerleştirilmesini ve böy- lece ölümünün kesinleşmesini emretmiştir.

Davut da insanlık tarihinde ilk cinayeti işlemiş olan Kayin gibi, korkunç bir günah işlemiştir. Ama Kayin’in tersine Davut’un günahı ortaya çıktığında, Davut kendisini Tanrı nın önünde alçaltmış ve tövbe etmiştir. Davut’un göksel bağışlama konusundaki deneyimi onun Tanrıyı onurlandırmak için daha büyük bir arzuya sahip olmasını sağlamıştır.11 Kayin’i ve ilk şehri nasıl inşa ettiğini düşünün, bu şehir Tanrıya karşı dur-manın bir sembolüydü. Kayin’in şehrinde yaşayanlar Tanrıyı reddediyorlardı, insan eliyle inşa edilen bu şehir kibir ve gururu simgeliyordu. Tanrının planında ise farklı bir şehir vardı, bu şehir insanların bir araya gelerek Tanrı ya tapınacakları ve tek gerçek Tanrı hakkında öğrenebilecekleri bir şehirdi. Tanrı, İbrahim ve daha sonra Davut aracılığıyla bu şehri sağlamıştır. Yeruşalim’de, Tanrının ismi yüceltilecek ve kent Tanrı nın Şehri olarak tanınacaktı. Ama şehir ne kadar görkemli olsa da, bu geçici bir sağlayıştı ve Tanrı nın gelecek olan sonsuz şehrinin bir ön peygamberliği, gölgesi gibiydi.




İsim: *

Mail: *

14 + 7 = ? (İşleminin Sonucu)