Kaan’la İletişim Katalizör

burçlar-ve-simgeleriMedeni Hali: Evli Mesleği: Otomobil Satış Müdürü Yaşam Dersi: İletişim Katalizör: Babası Tip: Enerji Matriksi
Kaan zeki bir adamdı. Bir otomobil galerisinde satış müdürü olan Kaan, böylece, hayatım kazanmasının iyi iletişim kurma becerisine bağlı olduğu bir meslek seçmişti.

Kaan sadece konuşma yeteneğinden ötürü değil, ayrıca müşterisinin ne düşündüğünü anlama yeteneğinden ötürü de kendisiyle gurur duyuyordu. Bu yüzden, doğal olarak, kendini son derece iyi bir İletişimci olarak görüyordu. Ancak, günün sonunda eve, eşinin ve iki çocuğunun yanma gidiyordu ve onlar bu adamın gerçekte kim olduğunu bilmiyorlardı, çünkü Kaan en yakınlarının bile onun kalben neler hissettiğini görmelerine izin verecek kadar kendisini açmıyordu.
Tıpkı Fenasi’in gençliğinde yaptığı gibi, Kaan de tamamen kafasıyla iletişim kuruyordu. İşteki müthiş başarısına ve müşterilerinde güven uyandırma becerisine rağmen, iş insanların onun kalben kim olduğunu görmelerine izin vermeye geldiğinde, Kaan hissettiği duyguyu kafasından geçirip düşünerek sonunda o duyguyu yadsıyordu. Bir İletişim dersinin öğrenilmesi bir enerji matriksiyle kolaylaştırıldığında olabilecek şey budur.

Benimle birkaç özel seans yaptığından, Kaan bunun üzerinde çalışabildi. O ilk kez bana Hatırla adlı kitabımı okuyup kendisini o ta gördüğü için geldi. Kaan’nin evliliği hep biraz sallantılı geçmişti. Karısıyla iki kere ayrılmışlardı. Kitabımı okumaya başladığında orada yazılanlar onun için çok şey ifade etmişti. Benzer niteliklere sahip olduğumuzu fark ettiğinden, benimle kişisel bir düzeyde ilişki kurabileceğini ve yaşam öykümün onun yaşamı için de bir anlam ifade ettiğini hissetmişti.

Özel bir seans için randevu almak üzere beni aradığında, ben onun benden falına bakmamı beklediğini hissettim. Onunla görüştüğümüzde, bu adamın İletişim dersi üzerinde çalıştığını hemen anladım. Bana, daha önce hiç böyle bir şey yapmadığını söyledi ve sonra hemen birtakım konularda ne düşündüğünü söylemeye başladı. Ondan bana ne hissettiğini söylemesini istediğimde, söyleyebildiği tüm şey şu oldu: “Şey, … hissettiğimi düşünüyorum…” ve “…. düşünüyormuşum gibi hissediyorum… Ve sonra senin kitabını okudum ve şimdi ne düşüneceğimi bilemiyorum.”
Ben, “Öyleyse neden bana neler hissettiğini söylemiyorsun” deyince o şöyle karşılık verdi: “Ne hissettiğimi bilmiyorum… sadece kafamın karışmış olduğunu hissediyorum.”
Eğer onu geçmişe döndürüp çocukluğunu anlattırabilir sem bir çıkış yolu bulabileceğimizi bilerek ona, “Bana babandan söz et” dedim.

Kaan bana babasının ailesini iyi geçindirdiğini söyledi. O hep ailesiyle birlikte olmuş ve çocuklarını sevmişti.
“Sana hiç seni sevdiğini söyledi mi?” diye sordum.

“Hayır” dedi Kaan. Ben daha fazla araştırdıkça, Kaan’nın babasının da İletişim dersi üzerinde çalıştığı daha aşikâr oldu. Lise yaşamı boyunca Kaan insanların onu yanlış anladıklarını görmüştü. O kalpten iletişim kurmakta sorunlar yaşadığından, insanlar onun söylediği şeyleri ve karşılık verme biçimini züppe ve soğuk olduğunun bir işareti olarak yanlış yorumluyorlardı. Üniversiteye başladığında, iletişim konusundaki zorluğunu gizlemek için birtakım stratejiler geliştirmeye başlamıştı, böylece insanlar onun bu zorluğunu eskisi kadar açıkça göremez olmuşlardı.
Kaan arabaları severdi ve üniversiteden mezun olduktan sonra araba satıcısı olarak iş buldu. Mesleği için bu önemli olduğundan, iletişim becerilerini geliştirmenin yollarıyla ilgililar ve kılavuzlar okumaya başladı ve bunun sonucunda son derece başarılı oldu.

Şimdi siz Kaan’nin geliştirdiği tüm bu becerinin onu iyi bir İletişimci yapacağını düşünebilirsiniz, evet yaptı, ama sadece mesleğinde. Çünkü tüm iletişimleri müşteri merkezli olduğundan onun kendisi hakkında herhangi bir şeyi açığa vurmasını gerektirmiyordu. Yine de, Kaan güzel bir kızla tanıştı, onunla evlendi ve iki çocuğu oldu. İşte o zaman kalıp kendini tekrarlamaya başladı. O sırada Kaan bunu fark etmese de, çocukları da onun gibi aynı boşlukla büyüdüler. Kendi babası gibi, Kaan de yeterince iyi bir babaydı, ama çocukları söz konusu olduğunda, o sadece orada bulunan biriydi. Evde nadiren çok konuşurdu, bu yüzden çocukları onun hakkında hiçbir zaman çok şey öğrenememişlerdi.

Kaan benim kitabımı okuduğunda bu onun içinde derin bir şeyi uyandırmıştı. Biz daha çok konuştukça, Kaan daha çok gevşemeye ve açılmaya başladı, en sonunda karısıyla evliliklerinde bazı zorluklar yaşadıklarını bana söyleyecek kadar kendini güvende hissetti. Bu zorluklar hakkında karısıyla konuşup konuşmadığını sorduğumda, “Hayır” dedi. “Ne diyeceğimi, nereden başlayacağımı, hatta karımın konuşmamı nasıl karşılayacağını bile bilmiyorum.”

Ona annesi ile babasının ilişkileri hakkında birkaç soru daha sorduğunda, tarihin tekerrür ederek Kaan’yi İletişim dersi ile yüz yüze getirdiğini açıkça gördüm. Büyürken, Kaan annesi ile babası arasında herhangi bir bağlılık ya da sevgi ifadesine veya iletişimine tanık olmamıştı. Ve o zamandan beri müşterileriyle iyi iletişim kurmasına yardımcı olan birtakım teknikler geliştirmiş olmasına rağmen, kendini karısına ve çocuklarına açmayı, onlarla iletişim kurmayı ve duygularını açıkça ifade etmeyi hiç öğrenememişti.

“Karma en son ne zaman korktuğunu söyledin?” diye sordum ona. “Ona en son ne zaman seni gerçekten neyin heyecanlandırdığını söyledin?”
“Şey, biz aslında pek konuşmayız,” diye itiraf etti.

“Öyleyse artık konuşmaya başlamanızın zamanıdır,” dedim, “çünkü ilişkileri geliştiren şey böyle yakın ve içten iletişimlerdir. Burada birden çıldırarak etrafını kırıp geçirmeni ve karım korkutmanı istemiyorum, sana önerim, her gün karına ne düşündüğünle değil, ne hissettiğinle ilgili bir şeyler söyle mendir. Önce küçük şeylerle başla. Ona, her gün “Bugün şunu hissettim” de. Bunu konuşmanın bir yerine sıkıştır. Sözcükleri daha rahat kullanmaya başla. Eğer karma her gün düşüncelerinden çok hislerinle ilgili bir içgörü verecek bir şey söyleyebilirsen, çok geçmeden tamamen yeni bir düzeyde iletişim kurduğunu göreceksin. Söyleyeceklerinin ne kadar önemsiz ya da anlamsız göründüğü önemli değildir, mesele duygularım rahatça paylaşmaya başlamaktır. Yakın ilişki böyle başlar. Çoğumuz karşımızdakinin düşüncelerini okuyamayız. Eğer karşımızdaki kişi duygu ve düşüncelerini bizimle paylaşmazsa, biz onun aklından ve kalbinden geçenleri bilemeyiz. Sen kalbini ona daha çok açtıkça ve neler hissettiğini daha çok ifade ettikçe, karın da aynı şeyi yapmakta kendini daha özgür hissedecektir ve böylece giderek daha çok yakınlaştığınızı göreceksiniz.

Kaan o sırada çok fazla şey söylemedi ama konuşmamızın onu etkilediğini anlamıştım. Altı ay sonra ikinci bir seans yapmak için aradı ki bunu da bekliyordum. Seansta anlattığına göre, durum yavaş yavaş değişiyordu. Bu onun için kolay değildi, ama elinden gelenin en iyisini yapıyor ve küçük ama önemli ilerlemeler kaydediyordu. Yaptığımız üçüncü seansta, bana karısı ve çocuklarıyla ilişkisinin tamamen değiştiğini söyledi. En nihayet, Kaan kendini gerçek bir aile erkeği gibi hissediyordu. Daha da önemlisi, artık kendini yalnız hissetmiyordu.

İletişim dersi her zaman yakın ilişkilerimizde, bire bir sevgi ilişkilerimizde sergilenir. Eğer sevgililer ya da karıkoca arasında değilse, iki yakın arkadaş arasında sergilenir. Bu yeni enerjide, erkek ve dişi enerjinin daha çok karışıp birleştiğini göreceğiz. Bu, erkek yanlarına aşın saplanarak dengesiz hale gelmiş erkeklerin birdenbire oluşan durumların onlan dişi enerjiyi ve daha yumuşak, daha dişi yanlannı keşfetmeye ve bu yanlanyla daha rahat olmaya zorladığını görürken, dişi enerjiye aşın saplanmış kadınların mükemmel bir denge yaratmak için erkeksi yanlarına daha çok geçmek zorunda oldukları anlamına gelir. Freud bunu anima ve animus olarak adlandırmıştır. Bu yin ve yang’dir. Hiçbirimiz tümüyle erkeksi ya da tümüyle dişi değiliz. Her ikisi de içimizde mevcuttur ve yapmamız gereken şey mükemmel ifade dengesini bulmaktır.

Ne ilginçtir ki, bu yaşam dersi üzerinde çalışan biri genellikle Tanımlama ya da Yardımseverlik dersi üzerinde çalışan bir partneri kendisine çeker. Bu durumlarda genellikle olan şey şudur: Eğer bir kişi değişir de diğeri onunla birlikte değişmeyi reddederse, ilişki sona erer. Ama eğer her iki partner de kendi yaşam dersleri üzerinde çalışıyor ve gelişiyorlarsa, genellikle, bir süre için ayrılabilirler, ama sonra aynı çerçeve içinde yeni bir ilişki kurmak üzere tekrar bir araya gelirler.

Bu dünya üzerinde büyüyüp gelişen bireyler olarak farklı aşamalardan geçmemiz gibi, aynı şekilde, farklı cinsiyetler olarak farklı enkarnasyonlar geçiririz. İletişim dersi üzerinde çalışıyorsak genellikle erkek olarak enkarne olmayı seçeriz, çünkü halen içinde bulunduğumuz toplumsal yapıda İletişim zorluklarına yol açabilecek koşulları büyük olasılıkla erkek olarak deneyimleriz.



  1. Birgül sayın dedi ki:

    Ben bosaniyorum yasim 33 isimden evimden ayrildimbizmirden silivriye geldim kizimla kizim 13 yasinda bizi nasil bi hayat bekliyo


İsim: *

Mail: *

13 + 5 = ? (İşleminin Sonucu)