İTAATKÂR BİR ŞEKİLDE GEZİNMEK

imagesKutsal Kitaplardaki iyi bilinen birçok dramda sahnede erkekler yer alsa da, kadınlar da Tanrının emirlerini yerine getirmek ve rahat evlerini bırakıp, yabancı topraklara gitmek üzere Tanrı yi izlemek konusunda büyük cesaret göstermişlerdir. Rut, Yahudi olmayan bir kadındı ve bir kıtlık sırasında kendi topraklarını terk ederek Moab topraklarına yerleşmiş olan Israilli bir adamla evliydi. Kayınpederi, kayınbiraderi ve eşi öldükten sonra, Rut dul kayınvalidesi Naomi ye sadık kalmıştı. Rut kendi ülkesini, ailesini, arkadaşlarını, kendi kültürü ve inancını da
terk ederek, kayınvalidesi Naomiyle birlikte yaşlı kadının memleketi olan Beytlehem’e gitmişti.

Kayınvalidesi yolda Rut’tan kendi ülkesine dönmesini istediğinde ona, “Seni bırakıp geri dönmemi isteme! Sen nereye gidersen ben de oraya gideceğim, sen nerede kalırsan ben de orada kalacağım. Senin halkın benim halkım, senin Tanrın benim Tanrım olacak. Sen nerede ölürsen ben de orada öleceğim ve orada gömüleceğim. dedi. Kutsal Kitap ta iman konusunda bundan daha cesur ve bundan daha adanmış bir ifade bulunmamaktadır.

Rut un içindeki bir şey onu her şeyini bırakarak kayınvalidesinin Tanrısını izlemeye yönlendirmişti. Genç bir dul olan Rut kendisine tanıdık gelen her şeyi geride bırakmış ve onun bu tereddütsüz itaati Kutsal Ruh un ona özel bir bereket vermesini sağlamıştı. Beytlehem’de kocasının zengin bir akrabası olan Boaz’la evlenmiş ve bu evlilikten doğan oğulları Ovet aracılığıyla Rut, hem Kral Davut un hem de Isa’nın soyağacında yer almıştı.

TANRI’NIN DÜNYADAKİ ŞEHRİ
Tanrının insanlık için asıl planı bahçede, tüm insanlann Yaratıcıları yla engelsiz bir paydaşlığa sahip olabilecekleri yere yerleşmeleriydi. Fakat Aden Bahçesi ndeki cennet Adem ve Havva’nın günahı nedeniyle bozuldu. Sonra oğulları Kayin Aden’den uzaklaşıp, Tanrıya isyanın simgesi olan bir şehir kurmuştu. Daha sonra Tanrının insanın isyanının ötesine baktığını ve doğru bir adamın, tövbekar Davut un Tanrıya görkem verecek bir şehri fethetmesine izin verdiği ıi görüyoruz. Günahına rağmen ve belki de günahı sayesinde Davut’un Tanrıyı onurlandırmak ve saygı sunmak için derin bir arzusu vardı. Davut tövbe ettiğinde, Tanrının varlığında olmak için duyduğu büyük arzuyu ifade etmişti.

“Ey Tanrı temiz bir yürek yarat,
yeniden kararlı bir ruh var et içimde.
Beni huzurundan atma,
Kutsal Ruh unu benden alma. ”

Egemen bir lütuf ve seçim eylemiyle, Rab Davut’un Yeruşalim’de bir tapınma merkezi inşa etme arzusunu onurlandırdı. Tanrının Davut’a lütufkâr bir şekilde davranması hepimize esin vermelidir. Eğer en derin arzumuz Tanrıya yücelik vermekse o zaman Tanrı hayatımızdaki boş yere çabaların ve günahların üzerinde de Davut’un hayatında olduğu gibi egemen olacaktır. Arzumuz Rab İsa Mesih’i onurlandırmaksa, Tanrı bizi bereketleyecektir.

Kral Davut birçok mezmurun yazarıdır ve bunları okuduğumuzda Tanrının varlığında olmaktan ne kadar zevk aldığı çok açık bir şekilde görülmektedir. Tapınak müzisyenleri Davut’un mezmurlarından birçoğunu halkın tapınması için kullanmıştır ve günümüzde de kiliselerde bu mezmurların çoğu hâlâ kullanılmaktadır. Süleyman, babasının inşa etmeyi hayal ettiği, Yeruşalim’deki tapınağı Rab’be adadığında Kutsal Ruh tapınmacıların üzerine inmiştir.13 içimizdeki doyumsuzluk genellikle Tanrı için duyduğumuz derin açlıktan, Onu yüceltmek için ve görkemini deneyimlemek için duyduğumuz büyük arzudan kaynaklanır. Tanrının bu huzursuz açlığı tatmin etme konusunda bir vaadi vardır: Tanrı arandığı ve onurlandırıldığı her yerde görkemini gösterecektir.

Ben bunu kendi hizmetimde bizzat gördüm. Atlanta’daki The Church of the Apostles adlı kilisemizi ilk kurduğumuzda küçük bir okul şapelinde toplanıyorduk. Altı yıl boyunca orada tapındık ve Tanrı kendisini gösterdi. Sonraki yedi yıl boyunca bir ofiste toplandık ve Tanrı yine kendisini gösterdi. Daha sonra da yeni kilise binamıza taşındık ve Tanrı orada da kendisini gösterdi. Neden? Çünkü tüm yüreğimizle Onu arıyorduk. Tanrının yüceliğini her şeyden çok aramazsak ne olur, eğer müjdenin sosyal yönüne ya da eğlenceli kısmına kapılırsak ne olur? O zaman Tanrı ortamımızda olmaz. Ruh u bizden ayrılır, topluluk olarak kurur ve ölürüz.

Tanrının varlığıyla Yeruşalim’de bulunduğu süre aslında geçici bir sağlayıştı. Bu yer kutsallıktan çok uzak insanların yaşadığı dünyasal bir şehirdi. Yeruşalim in tarihini incelerseniz, toprağın kan dökülerek pay edildiğini görürsünüz. Yeruşalim halkı tüm yüreğiyle Tanrıyı aramaktan vazgeçtiğinde, Tanrı kutsal kentindeki kutsal tapınağından ayrılmıştır. Aynı şekilde, Kendi görkeminin aranmadığı her kiliseden de ayrılacaktır.




İsim: *

Mail: *

11 + 4 = ? (İşleminin Sonucu)