İnkalar

icerikTiahuanako öylesine esrar dolu bir şehir ki, onunla ilgilenenlerde sürekli kuşkular doğuruyor. Yalnız Ti ahuanako değil, Peru’nun diğer şehirleri, şehir kalıntıları da aynı kuşkulan uyandınyor; 6 metre boyunda ve 3 metre genişliğindeki granit blokları ile Sakaahuaman (İspanyol yazan Garcilaao de La Vega Saksahuamanla IV .1 hu ana kon un yeraltından bir geçitle bağlı olduklarım yazar); İnkaların bile tanımadıkları Ollantaytambo; yine geçmişi bilinmeyen Paşakamak Yaşı, geçmişi, tarihi bilinmeyen dev şehirlerin ortaya koydu klan sorunlar saymakla bitmez. Önemli olan sorunla n saymak değil bunlan bir yere, en azından bir görüşe bağlamaktır.
Tarihin, arkeolojinin bugüne kadar kesinlikle çözümleyemediği Tıahuanako sorununa jeoloji, fosilbilim şaşırtıcı ve tartışılabilir bir açıklama getirmektedir.

Tlahuanako’nun tarihinden söz edildiğinde arkeolojinin bu konuda tarih öncesi çağlara kadar uzandığını belirtmiştik. Jeoloji ve fosilbilim ise, çok daha iteri görüşlü davranarak, şehre 150 250.000 yıllık bir geçmiş ta
mn,:,n.ıHır Bu tarihler inanılmaz, imkânsız gibi gö tülün .’ de Mandana ve akla uygun verilire dayanmaktadır. Yinede gelenekçi bilim buna karşı çıkmakta ve Güney Amerika’da Üçüncü Zaman’ın aonlanna doğru insanların yaşarlığın İleri süren Arjantinli Ameghlno’nun görüîlerinTbır hayal aymaktadır.

Ameghino’nun yanı sıra, yaklaşık olarak 4000 nv yûkaekliğinde bulunan Tiahuanako’da incelemeler yapan arkeolog ve fıolog KS Belamy. Umayo. Titikaka ve Ko ipuu göllerini kapsayan 700 kilometrelik bir alanda denirle ilgiii tortular bulmuştur. Böyle bir yükseklikte denizle ilgili tortunun bulunması çok şaşırtıcı bir olaysa da, tortuların izlediği çizginin yekli daha şaşırtıcıdır. Aslında denizle ilgili bu tortular Mr çizgiden çok bir eğriyi izliyorlar. üçüncü Zamanda Tiahuanakoya kadar yükselen bir deniz düşünüldüğünde bu denizin, ufuğa orantılı olarak, yatay olmadığı sonucu çıkar karşmuu. Denilecek İd, hiçbir deniz gerçekten yatay değildir; ancak bu öngörülen deniz bildiklerimizden daha eğri gibi görünüyor.

Tiahuanako’ya, 4000 metreye kadar yükselen bir deniz! Yerbilim çağlan gözden geçirirsek, özellikle Amerika kıtasının geçirdiği değişimler üzerinde durursak böyle bir olayın aslında pek de şaşırtıcı olmadığını göreceğiz. Şu var ki böyle bir görüş ya da bir gerçek kabul edilirse Tiahuanako’ya çok daha eski, bol sıfırlı Mr tarih çizmemiz gerekiyor. Daha doğrusu Üçüncü Zaman’ın sonunu merkez olarak seçmek en doğru yol olabilir.

Birtakım arkeologlar, denizle ilgili tortuların varoluşunu açıklamak için, başka nedenler öne türdüler, bir dağın çökmesinden kalıntıları bulunamayan bir dağdır bu! ya da benzer bir nedenden ileri gelen Titikaka gölünün taşmasından söz ettiler. Tiahuanako’nun, en parlak döneminde, bir deniz şehri oluşu, bugüne kadar ileri sü
rülcn kuralları fazlasıyla sarstığı için, birçok kimseyi kuşkulandırıyor; ancak Belamy’nin tortularından başka veriler de var; şöyle ki. bir dağ gölü olan TiHkaka tuzludur; şehirde “rıhtım” kalıntıları bulunmuştur.

Uman olsun ya da olmasın tartışma kaldırmayan bazı noktalar vardır Tiahuanako uygarlığı o bölgede bugün varolan bir iklimin İçinde yaşayıp gelişmemiştir. Hiçbir uygarlığın, kurak, sert bir bozkırda tutunduğu görülmemiştir. Bu değişik iklimin bir kıyı, deniz İklimi olması şart mı? Değil, fakat değişik oluşu kesindir ve değişik İklimi kabul ettiğimiz takdirde yüzbinlerce yıl geriye dönmek zorunluluğu ile karşılaşıyoruz. Üstelik bu geriye dönüş bizi yeniden ve kaçınılmaz bir şekilde Üçüncü Zamanın sonlarına getiriyor; kazılarda insan kemiklerinin yarımda toxodon fosilleri bulunmuştur ve 0 çüncü Zaman’tn sonlarına doğru yaşadığı bilinen bu hayvanın biçimi kabartmaların bazılarında da görülüyor. Kaldı ki, KİM’a göre, Güneş Kapısındaki takvim de, 290 günlük yılı ile. Üçüncü Zamanın astronomik verilerine uygun düşmektedir.

Tiahuanako incelenirken, araştırılırken esrarlar çoğalıyor, varılan sonuçlar, yürütülen görüşler bizi sürekli olarak çok gerilere götürüyor. Bütün bu esrarların içinde gerçek olan bir durum var. Tiahuanako değişik bir çağm, değişik bir ırkın, bir kültürün ürünüdür, ilerde değineceğimiz Nazka gibi. Paskalya Adası gibi. Bu çağ tarih öncesi, tufan öncesi bir çağ ve tarih bilgimizin sınırlarım aşarak bizi yepyeni ve şaşırtıcı bir tarihi görüşe bağlıyor. Bu bölge ile ilgili örnek karşısında şaşkınlığa kapılmamak gerekir, çünkü ilerde daha da şaşırtıcı, sarsıcı olaylarla karşılaşılacak ve bunlara alışınca gelenekleşmiş görüşleri, bilgileri, oluşumu değiştirmek zorunluluğu belirecektir.

Bir önceki yazım: Rüyada kabak görmek




İsim: *

Mail: *

20 + 4 = ? (İşleminin Sonucu)