Hz. İsa’nın çarmıhta ölümü

icerikEğer Hz. İsa’nın çarmıhta ölümü ve tekrar dirilişi önemli bir iman konusu olsaydı, bu konudan kardeşi Yakub’un da bahsetmesi gerekirdi. Hz. İsa’mn hayatım anlatan ilk dört İncilin her birinde, Hz. İsa’nm çarmıh cezasma çarptırıldığı açıkça yazmıyor mu, bunları görmezden mi geliyoruz? Evet yazıyor, bunlar gerçek. Böyle bir ceza olduğu ortada ve çarmıh cezasma çarptırıldığı 4 İncil’de de açıkça yazılmıştır. Bunları görmezden gelirsek, biz de tenkit ettiğimiz zihniyete benzeriz. İşimize geleni görüp dikkate almak, gelmeyeni görmezden gelmek. Bizim burada dikkatinizi çekmek istediğimiz nokta çarmıhta İsa’ya ne olduğudur. Çarmıhta insanların günahlarına kefaret olarak can mı verdi acaba? Yoksa sağ olarak kurtuldu mu? Bunu araştırmamız bize, ilerideki kehanetlerin İncil’de, açıkça var olup olmadığı konusunda, önemli ipuçları sunacaktır. Bir kere Roma Valisi Tarot falı gibi bu cezayı onaylamamaktadır (Luka 23.1325). 4 İncil’de olay anlatılırken bir fikir birliği yok. İlk Üç İncil’de cezayı seyredenlerin uzakta olduğunu yazmaktadır. İşin uzmanlan çarmıhta ölümün birkaç gün sürdüğünü ve zaten çok işkenceli bir ölüm şekli olduğundan isyancılara bu ceza uygulanırdı. Ama İncillere baktığımız da Hz. İsa üç saat gibi kısa bir sürede çarmıhtan öldü diye alındığını görmekteyiz:

öğleyin on iki sularında güneş karardı, üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü. Tapınaktaki perde ortasından yırtıldı.

46 İsa yüksek sesle, “Baba, ruhumu ellerine bırakıyorum!” diye seslendi. Bunu söyledikten sonra son nefesini verdi.” (Luka23)

4 İncilinde çarmıhta ve sonunda olanlar hakkında yazdıkları birbirinden farklı. Yani 4 İncil yazarlarının hiç biri olayı görmemiş ve zaten bu metinler Hz. İsa’nm ölümünden 50100 sene sonra kulaktan kulağa nakledilen efsaneye dönmüş anlatımlardan toplanmıştır (Luka 1,14). Hz. İsa’yı çarmıhtan alan ve mezara koyan Aratmayalı Yusuf admda bir soylu talebesi (Luka 23.5053). Çarmıh cezası Cuma günü uygulanır. Pazar günü mezara gidenler mezarm boş olduğunu görürler ve birileri İsa’nm dirildiğini, talebelerini Celile’de beklediğini söyler. Bu dirilme olaylarının da anlatımları İncil’ler de birbirini tutmaz. Daha sonra Hz. İsa Havarileriyle gizlice buluşur ve onlara ölü olmadığım kanıtlar:

Onikiler’den biri, “İkiz” diye anılan Tomas, İsa geldiğinde onlarla birlikte değildi.

Öbür öğrenciler ona, “Biz Rab’bi gördük!” dediler. Tomas ise, ” O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam” dedi.

Sekiz gün sonra İsa’nın öğrencileri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi. Kapılar kapalıyken İsa gelip ortalarında durdu, “Size esenlik olsun!” dedi.

Sonra Tomas’a, “Parmağını uzat” dedi, “Ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!” (Yuhanna20)

Bütün bu olanları özetlersek, sanırız burada şöyle bir senaryonun varlığı gözlenmekte; Hz. İsa çarmıhta ölüm cezasma, Yahudi Meclisince çarptırılıyor. Roma Valisi bunu istemeyerek uyguluyor ve bir şekilde bu ceza tam uygulanmıyor. Hz. İsa çarmıhtan kurtulup (en azından yaralı olarak) kendisi için artık tehlikeli olan Kudüs’ten Roma kontrolü dışındaki kendi bölgesi olan Celile’ye kaçıyor ve talebeleriyle orada gizlice buluşuyor. Daha sonra da hiç olmazsa bir müddet için, ortalık yatışmcaya kadar Filistin’i terk ettiği, sonra tekrar geri dönüp kendine inananlarıyla birlikte güzel günler yaşayacakları ümidiyle vedalaşmış olması çok büyük ihtimal. Fakat ortalık yatışmak yerine daha da karmaşıklaşınca geri dönüş gerçekleşmeyince, bu senaryodan haberi olmayan insanlar, bu olaydan 50100 sene sonra çarmıhta öldüğü halde 3 gün sonra dirildiğinden, göğe alındığından ve tekrar geri döneceğinden efsanesine dönüştürmüş olması çok normal. Yine son derece düşündürücü olan “Elçilerin İşleri” isimli eserde Hz. İsa’nın tekrar geri döneceğinden bahsedilmez. Bu konuda resmi İncillere aksi görüş bildirenlerde olmuştur. İskenderiyeli doğumlu (M.S. 120130) Basilides, 1945 yılındaki Mısır’daki Nag Hamadi kazılarında bulunan Meryem İncili, İsa’nm yerine çarmıha İncillerde haccı taşıyan Simon’un olduğu yazmaktadır. Prof. Dr. Suat Yıldırım “Mevcut Kaynaklara Göre Hıristiyanlık” isimli eserinde şunları aktarır:

“Bazı kimseler, bu düşüncenin Muhammed’in kendi icadı olduğunu sanırlar. Fakat yanılmaktadırlar. Onun zamanından çok önce bazı Hıristiyan mezhepleri bu düşünceyi benimsemişlerdi (sonra bunlardan Basilid’ler ile Cerinthi’ler ve Carpocrati’leri sayar. Photius, okuduğu, ‘Resullerin Seyahatleri’ adlı eserde, gördükleri arasmda şu cümlenin de bulunduğunu yazıyor:’İsa çarmıha gerilmedi, bir başkası onun yerine çarmıha gerildi. Onun için onu çarmıha gerenlere güldü” Yine Mısır Akmim’deki bir mağarada 1884 yılında bulunan Petrus İncili’nde Hz. İsa’nm çarmıha gerilmesinin bir senaryo olduğunu yazmaktadır. Yine son yıllarda çok değer verilen meşhur Tomas İncili ile Q İncili de çarmıh cezasından bahsetmez. Ayrıca bu konuda çok yeni bulgularda gün yüzüne çıkmaktadır. “Kutsal Kan Kutsal Kase” yazarlarından Michael Baıgent’in 2006 yılında dilimize çevrilen “Tarihteki En Büyük Sırrın Açığa ÇıkışıİSA YAZMALARI” isimli eserinde Hz. İsa’nın kendisi tarafından kendisini ölüm cezasma çarptıran Yahudi Meclisi Sanhedrin’e yazmış olduğu iki sayfalık papirüs mektubunu bizzat gördüğünü yazar. Bu mektuplar Kudüs’te bir inşaatın kazısmda ortaya çıkıyor. Mektupta Hz. İsa, Tanrının Oğlu ve Tanrı olduğu konusuna açıklık getirmekte:

“Birinci mektupta Mesih, anlatmak istediğinin, kendisinin ‘TANRI’ olduğu değil; kendisinde ‘Tanrının Ruhu’ olduğunu söylüyormuş fiziksel olarak Tanrının Oğlu değil; ruhsal olarak Tanrıya adanmış bir oğulve kendini ‘ruhsal olarak’ bu şekilde hisseden herkesin, bir ‘Tanrı Oğlu’ olduğunu ekliyormuş.”12

Yapılan incelemelerde bu mektupların M.S. 34 yılları civarında yazılmış olduğu tesbit edilmiş. Yani Hz. İsa’nm çarmıh cezası yılları. Kumran (Ölü Deniz) yazıtlarında olduğu gibi Vatikan’daki Papalık bu mektupların varlığını duyunca, İsrailli uzmanlara bunların yok edilmesi için haber göndermiş. Bu kitapta Hz. İsa’nın M.S. 45 yılında yani çarmıhtan 15 yıl sonra hala sağ olduğu konusunda kanıtlardan söz eder.13 Başka bir takım kaynaklarda ise çarmıhtan kurtulduktan sonra annesiyle beraber Hindistan’ın Keşmir bölgesine geldiği orada yaşadığı ve mezarının Srinagar’da olduğu yazılıdır. Keşmir’de bazı Yahudi kabilelerinin bulunduğu ve bazı yerleşim yerlerinin isimlerinin İbraniceye yakın olduğu bir gerçektir. Ayni şekilde Keşmir’in ilk İslam tarihçisi Acem Mullah Nadiri ‘Tariki Kaschmir’ isimli eserinde, Acem tarih kitabı ‘Negaristani Kashmir’ de yine bu gerçeklerden söz etmektedir. Yine Bombay Üniversitesi Oryantalistik Enstitüsü’nde saklanan ve M.S. 115 yılma ait Sanskrit dilindeki başka bir belgede yine bu konuda anlatılanlara bakalım:

“Keşmir Kralı Raca Shalewahin/ bir gün Himalaya Dağlan’nda giderken beyazlar giyinmiş açık tenli saygıdeğer bir kişiyle karşılaşır. Adamın aydınlık bir görünüşü vardır. Kral Shalewahin ona kim olduğunu sorar. O da nazikçe cevap verir.

Ben bakireden doğma, Tanrı’mn oğlu diye bilinirim.

Bu kutsal adam, ona Mesih İsa dendiğini söyler. Bunun üzerine, Kral O’nu selamlamış ve gitmiştir.”14

1887 yılında Kuzey Hindistan’da Ladak şehrindeki Khemis Budist manastırında Rus gazeteci Nikola Notoviç, orijinali Hintçe’den çevrilmiş olan, Tibetçe el yazması bir İncil bulur. Bu İncil’de, Hz. İsa’nm 1429 yaşları arasmda bir ticaret kervanıyla, Hindistan’a gelip kaldığı yazılıdır ve burada eğitildiği anlatılmaktadır. Bu İncil’de Hz. İsa tek ve eşsiz Tanrıyı arılatır ve Dolayısıyla Hz. İsa, Hindistan’ı tanıdığı için, tekrar oraya kaçması mantıklı görünmektedir. Bütün bunlar Hz. İsa’nm başından bir çarmıh cezasının geçtiği ama bunun ölümle sonuçlanmadığının kanıtıdır. Hz. İsa’nm çarmıhta ölmesi net bir şey olmayınca 3 gün sonunda mezarından dirilmesi de hakkında bilgilerin de net olamayacağı açıktır. Bu konuya fazla girmeyeceğiz.

Bir önceki yazım: Rüyada kabak görmek




İsim: *

Mail: *

17 + 7 = ? (İşleminin Sonucu)