HAYATTA KALMA UTANCI

astroloji-gezegenlerMezmur 42:10’a baktığımızda diğerlerinin kendisiyle alay etmesinden dolayı Davut’un acısının daha da arttığını görürüz. “Gün bovu hasımlarım: ‘Nerede senin Tanrın?’ diyerek banasaldırdıkça, kemiklerim kırılıyor sanki.” Davut daha önce de 3. ayette kendisiyle alay edenlerden söz etmişti.

Belki de insanı utançtan, özellikle de diğerlerinin arkanızdan ne konuştuğunu keşfetmenin utancından daha çok depresif duruma sürükleyen başka hiçbir duygu yoktur. Açı ve kayıplarla, hastalık ve trajedilerle bir şekilde baş edebiliriz ama utanç ve saygınlığı kaybetmek bunlardan daha zordur. Isa’nın Baba dan ayrı kalmanın verdiği acının yanı sıra, çektiği acıların en büyüğü, kalabalığın kendisiyle alay etmesiydi: Başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler de aynı şekilde O nunla alay ederek, “Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor” diyorlardı. “İsrail’in Kralı imiş! Şimdi çarmıhtan aşağı insin de O na iman edelim. Tanrıya güveniyordu; Tanrı O nu seviyorsa, kurtarsın bakalım! Çünkü ‘Ben Tanrının Oğluyum!’ demişti.” Isa’yla sadece başkâhinler ve ihtiyarlar alay etmiyordu. “Isa’yla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da O na aynı şekilde hakaret ettiler.”

Alay edilmesi insanın kemiklerine kadar bir ağırlık hissettirir. 42. Mezmur, 5. ayette bu şöyle ifade edilmektedir: “Neden üzgünsün, ey gönlüm, neden içim huzursuz? Tanrı ya umut bağla, çünkü O na yine övgüler sunacağım; O benim
kurtarıcım ve Tanrım’dır. Gönlüm üzgün, bu yüzden seni anımsıyorum, ey Tanrım.’

Neden üzgünüm? Davut kendi kendine bu soruyu soruyordu. Çünkü aşağıya bakıyorum. Ama bunun tedavisini biliyordu. “Tanrı ya umut bağla.” Tanrının lütfuna ümit bağlamak derin susuzluğunu gidermek için tek çareydi. Yaşam Suyuna ulaşıp, ruhu tatmin olana dek, kana kana içmeye ihtiyacı vardı. Çaresizce ihtiyaç duyduğu ve özlem duyduğu rahatlık ve tatmin buydu.

Kendi durumunuzun bundan daha zor olduğunu düşünüyor olabilirsiniz, belki de gerçekten daha zordur. Ama Tanrının prensipleri değişmez. Davut’un kayası olan Tanrı bugün hâlâ aynı Tanrı dır. Davut un hayatındaki her şey tek tek yerle bir olurken, ayaklarının altında sağlam kaya olarak kalan Tanrı, sizin de kayanızdır.

Başka bir duruma, tanıdığımız başka bir adamın başından geçen başka bir depresyon olayına bir göz atalım. Amerikanın ortabatısmdan genç bir meclis üyesi o kadar derin bir depresyon yaşıyordu ki, arkadaşları bıçak ve jiletleri ondan uzak tutmanın bilgece bir davranış olduğunu düşünüyorlardı. Adam yaşamı boyunca zaman zaman melankolik olma eğilimindeydi, ama bu defaki depresyon hepsinden daha ağır ve karanlık gibiydi. Nişanlısından henüz ayrılmış ve meclis toplantılarına katılamayacak kadar ağır bir şekilde hastalanmıştı.

Bu süre içinde eskiden hukuk bürosunda birlikte çalışmış oldukları bir arkadaşına bir mektup yazmış ve durumunu şöyle açıklamıştı: “Ben şu anda dünya üzerinde yaşayan en sefil yaratığım. Hissetiklerimin tümünü, dünya üzerinde yaşayan kişi sayısına göre bölüştürerek eşit bir şekilde tüm insanlığa dağıtsak, dünya üzerinde gülümseyen tek bir insan olmazdı. Daha iyi olabilecek miyim, bunu bilemesem de, korkunç bir şekilde daha da kötü olacağımı hissediyorum. Bana öyle geliyor ki, içinde bulunduğum bu durumda yaşamak mümkün değil, ya ölmeli ya da daha iyi bir duruma gelmeliyim Bu hukukçu iyileşti ve bir yıl kadar sonra yakın bir arkadaşına başka bir mektup yazarak şunları ifade etti: “Derin kederde ve hatta ümitsizlik acısı içindeyken bile, çok kısa süre sonra yeniden iyi hissedeceğini unutma.’

Bu adam sonraki yirmi yıl boyunca da birçok depresyondan geçmiş ama hepsiyle bir şekilde başa çıkmayı öğrenmiş, hatta ağır bir ulusal kriz sırasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak bile ülkesine hizmet etmiştir.
Günümüzde Abraham Lincoln güçlü liderliği ve çok sevgili ailesiyle birlikte çektirdiği fotoğraflarda bile asık yüzüyle tanınır. Ama arkadaşları onun sıcak kanlı, esprili bir kişi olduğunu ve acı içindekilere her zaman yardım elini uzattığını bilirlerdi.

“Lincoln un depresyonu, saatlerce, günlerce, haftalarca ya da aylarca, ne kadar sürerse sürsün mutlaka sona ererdi. Bunu bildiği için de diğerlerini teşvik edebilirdi. Kendi deneyimlerinden edindiği bilgi, onu depresyonun kalıcı bir durum olmadığına inanmaya yönlendirmişti.”




İsim: *

Mail: *

16 + 3 = ? (İşleminin Sonucu)