Günahın İnsanlık Tarihi

astroloji-gezegenlerGünah insanlık tarihine girdikten sonra, burada kök salmış ve Tanrı ya karşı daha büyük isyan gösterilerine neden olmuştur. İçsel huzursuzluk gururu getirmiş ve insanlar Tanrının varlığından gitgide daha çok uzaklaşmışlardır. İnsanlık Tanrıdan saklanmış, kaçmış, Tanrı ya açıkça meydan okumuş, başkaldırmış ve O nun yerine sahte tanrıları koymaya çalıştığı medeniyetler kurma girişimlerinde bulunmuştur.

Birçokları Tanndan uzakta dünyasal bir tatmin arayışı içinde olsa da, sürdürdükleri düzensiz hayatların kendilerini Tanrının varlığına daha da yaklaştırdığı insanlar da olmuştur. Sonraki iki bölüm boyunca imanları sayesinde dünyasal esenlik bulan Davut, İbrahim, Rut ve Yusuf un yaşamlarına bakacağız.

Huzursuzlukları onları atalarından farklı bir tarafa yönlendirmiş, Tanrıdan kaçmak yerine Tanrıya koşmuşlardı. İsteyen herkesin huzursuzluğunu Tanrıyı izlemek için duyduğu bir tutkuya dönüştürebileceğini göreceğiz. Bu, tatmin ve huzur arayışımızın bizi Tanrı nın yüreğine götürdüğü yerde gerçekleşebilir.

RUHSAL SUSUZLUĞUNUZU GİDERİN

42. Mezmur, Tanrı için duyulan yoğun bir açlık ve susuzluğun güzel bir şiirsel tanımlamasıdır. “Geyik akarsuları nasıl özlerse, canım da seni öyle özler, ey Tanrı!”

Birçok yorumcu geyiklerin vahşi köpekler tarafından kovalandıkları için susuzluk çektiklerini ve hızlı soludukları yorumunu yapmıştır. Bu tabii ki doğru olabilir. Ama bu ayet hakkında size Ortadoğulu bir yorum sunmak istiyorum. Ortadoğu’da geyikler sık sık yılan yerler. Zehirli bir yılan yediklerinde, zehir organlarına doğru yayılmaya başlar ve bu da suya doğru koşmalarına neden olan iç organlarındaki büyük harareti yaratır. İçlerindeki bu ateş onları en yakındaki suya ulaşmak zorunda bırakır ve suya vardıklarında bu hararetten kurtulmak için çok su içmeleri gerekmektedir.

Bu nedenle teşvikimiz gerçekten kırıldığında, çaresiz bir duruma düştüğümüzde, iyileşme ve rahatlık ancak Tanrı için duyduğumuz susuzlukla gelir.

Mezmur yazarı 42. Mezmur’da bize boş laf söylememektedir. Basma kalıp cevapları ve dindar lafları bir kenara bırakıp, susuzluğumuzu giderebilecek tek su kaynağının Yaşam Suyu olduğunu söylemektedir. Davutun bu mezmuru söylerken, yorgun, soluk soluğa, içi yanan ve çaresizce su içen geyiği seyretmekte olduğunu hayal edebiliyorum. Biz de Davut un, cinayet işlemiş olan oğlunu ve kendi çaresiz durumunu düşünürken içinde sahip olduğu tavra sahip olmalıyız. Davut, sadece Tanrının pınarının ruhsal susuzluğunu giderip, içinde yanan ‘duygusal ateşi’ söndürebileceğine inanıyordu.

Davut, oğlu Avşalom’un yaptıklarından dolayı büyük acı çekerken, yanma bir kâhin ya da bir danışman çağırmamıştı. Kendini gerçekleştirme ya da özgüvenini geliştirme konusunda bazı metinler de okumamıştı. Davut kederli ruhunu Tanrı dan başka tatmin edebilecek hiçbir şey olmadığını biliyordu.

Hepimizin Davut gibi yani Tanrıya susamış olmamız gerekir. Dinî ritüeller, kutlamalar gibi şeylere değil ama Tanrı yı özlememiz gerekir. Kiliseye gittiğinizde, ilginç bir vaaz ya da hoş ve esin verici bir müzik dinlemeye mi gidiyorsunuz? Kiliseye güzel programlar ve aktiviteler ya da arkadaşlarınızı görmek için mi yoksa Tanrı yla buluşmak için mi gidiyorsunuz? Milyonlarca Hıristiyan, günlük burç fallarında ya da kendi kendini geliştirme kitaplarında çare ararken, Tanrı ya olan ilgilerini kaybetmişlerdir. Bu insanların iyileşmeye doğru atabilecekleri ilk ve en önemli adımı, Yaşam Suyu nu gözden kaçırmış olmaları üzücüdür. Sadece Tanrı için duyulan derin susuzluk, yaşamımıza çare ve tatmin getirebilir.




İsim: *

Mail: *

18 + 3 = ? (İşleminin Sonucu)