EQ ve IQ değerleri

imagesNiçin böyle davranmayı seçmiştim? Çünkü hayatım boyunca edindiğim fal bak tecrübesi ve değişik fal tecrübeleri sonucu kimliğimi oluşturan EQ ve IQ değerleri sistemi böyle davranmalısın diyordu. Televizyon, babamın da anneme aynı şekilde davranıyor olması ve insanlar için bir şeyler yapmanın faydalı bir davranış olduğuna dair genel izlenimler bende belli değer yargıları geliştirmiş ve sevginin bu olduğunu kabul etmiştim. Gerçek manada gösterdiğim ilgi ve alakanın sevgi ya da değer verme olup olmadığını sormuş muydum kendime hiç ya da sevginin benim için (yani kendi gerçek benliğimin yer aldığı büyük resim içinde) gerçekten ne anlam ifade ettiğini anlamaya çalışmış mıydım? Hayır. Ancak elbette aşktı bu. Ben âşıktım ve aşkımdan dolayı böyle davranıyordum. Bundan kim şüphe edebilirdi ki?

Günler ilerledikçe aynı ilgi ve alakayı devam ettirmek gittikçe zorlaşıyordu. Dördüncü gün artık bir şey getirmek için onuncu kez alt kata inmek zoruma gitmeye başlamıştı. Ama hâlâ tavrımdan taviz vermiyordum.

Biraz bıkkınlık hissetmeye başladığım halde “Herhangi bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sorar halde buluyordum kendimi. Fawlty Towers adlı televizyon dizisiyle meşhur olan otel müdürü John Cleese gibi hissediyordum kendimi. Yüzümde, köpürmeye başlayan öfkemi gizleyen kocaman bir sırıtma ile dolaşıyordum. Sırıtışımın altında her an patlamaya hazır bir halim vardı.

Bir akşam yorgun argın oturuyordum. Bana güç vereceğini düşündüğüm bir fal baktım ve bir kitap aldım elime; Rahibe Teresa’nın biyografisi. Teresa ile aramda bir özdeşlik kuracak ve için için hissettiğim olumsuz duygularıma karşı bir teselli bulacaktım. Ancak fotoğrafa baktığımda gördüğüm yüzün benim son birkaç günkü sırıtan yüzümle hiç alakası yoktu. Aksine Rahibe Teresa’nın katı, ama özünde sevgi yatan, daha çok işi yap ve bitir mantığıyla hareket eden bir tavrı vardı.

O akşam Rahibe Teresa ile ilgili izlenimlerimi yazdım günlüğüme. Gözleri sanki şunları söylüyor gibiydi:

“Kendine yardım etmen için sana yardım ediyorum ancak sorumluluk sende ve ben bu sorumluluğu kendi üzerime alamam.”
“Senin için hayıflanmayacağım çünkü bu kendini kötü hissetmene sebep olacak. Ancak iyi olman için ve yüzleşmen gerekenlerle yüzleşmen için sana destek olurum.”

“Hastalığın hakkında düşünmek yerine, süresine aldırmaksızm, bir an bir dakika bile neden daha fazla yaşamak istediğine ve hayatın senin için ne kadar değerli olduğunu düşünmeye çaba göstermelisin.”
Kendi “sevme ve değer verme” anlayışımın doğru olduğuna dair bir yargıya kapılmıştım. Benlik seviyem, gerçek bir aşkın ne olduğunu daha henüz kavrayamamış bir seviyede olduğu için, bu şekilde bir yargıya inanmaya ihtiyaç duyuyordu.

İyileşmen için kendine yardım etmene yardım edeceğim ama sorumlu olan sensin; herkesin tercih yapma hakkı var.

Senin için hayıflanmayacağım ama destek olacağım özünle bağlantı kurmak diğer bireyler gibi senin kendi vazifen ve duygusal zekân sana bu noktada yardımcı olamaz.

Zekânı neden yaşamak istediğini anlamak için kullanmaya çalış. Gerçek durumu kavrayabilen zekâ, özle bağlantıyı yeniden kurmanın yoludur.

Sevgi, anlam taşıyan bir davranışın duygusal açıdan dantelâ gibi işlenmiş hali olabilir ya da insanı gerçek duruma daha da yaklaştıran bir şey de olabilir. Bir insanı gerçekten sevmek onun gerçek olanı başarmasını istemektir. Çünkü bu onu, en yakınlarının bile tahmin edemeyeceği bir benlik seviyesine ulaştıracaktır.

Sevmek, bir kimsenin problemlerini kendi üzerine almak demek değildir. Bunun yerine, onların bu problemi en doğru ve başarılı şekilde ele alacakları hatta daha da ötesine geçebilecekleri durumu yaratmaktır. Sevmek bağımlı olmayı değil özgür olmayı hatta zaman içinde karşılıklı bağlılığı salıl; verir. Bu da birlikteliğin daha üst bir seviyesidir.




İsim: *

Mail: *

20 + 6 = ? (İşleminin Sonucu)