DUAYA ÇAĞRI

astOrtalama bir Hıristiyan’a her şey yolunda giderken dua için ne kadar zaman harcadığını sorun. Büyük ihtimalle koyun gibi bir bakışla ve tereddütlü bir şekilde, kem küm etmelerle karşılaşırsınız. Bazı Hıristiyanların düzenli bir dua zamanları vardır, bazıları da krizlerde dua eden savaşçılardır.

Bunun birçok nedeni vardır. İlk olarak ruhlarımızın düşmanı, duanın bizim ruhumuzun kaynağı ve gücü olduğunu bilir. Bu yüzden Şeytan bizim güç kaynaklarımızı kesmek için elinden geleni yapar. Eğer düşmanımız bizi duadan uzaklaştırırsa, Tanrının bizim hayatlarımız üzerindeki bereketini engellemiş olur.

Dua nın ikinci düşmanı gururdur. Gururumuz bize kafamıza koyduğumuz herhangi bir problemi kendi başımıza çözebileceğimizi söyler. Kendimizi insanın yeterince güç ve yeterince zaman harcadığı sürece, istediği her şeye sahip olabileceği düşüncesine teslim ederiz. Bu kulağa mantıklı gelebilir ama büyük bir yalandır. Bunun sonucunda şüphesiz ruhsal bir ümitsizliğe düşeriz.

Duanın üçüncü ve belki de en önemli düşmanı, bizim duanın mükemmel zevkini algılayamamamızdır. Tanrının bizler için ne dua aracılığıyla mümkün kıldığı sağlayışmı ne de bizim dualarımıza cevap vermekteki istekliliğini kesinlikle anlamıyoruz. Dua aracılığıyla Her Şeye Gücü Yeten le sahip olduğumuz ilişki ayrıcalığına minnettarlığımızı belirtmekte başarısız oluyoruz.

Kederli kriz zamanlarında Kraliçe Ester, kralın tahtına korkarak ve titreyerek yaklaşabildi. Kralın önüne davetiye olmaksızın gelmek kurallara aykırıydı. Kral kuralları biliyordu, isteseydi onu ölümle cezalandırabileceğini de biliyordu. Ama davet edilmeden ve çağrılmadan gelmiş olmasına rağmen kral onu görmekten memnundu.

Eğer insan olan bir kral bile davetsiz gelen konuğuna lütufta bulunuyorsa, bizler Tanrıya dua aracılıyla ulaşmaya çalıştığımızda Tanrımız bize daha ne kadar çok lütfedecektir? Sonuç olarak hepimiz bizlere açık ve limitsiz olarak Tanrının tahtının öntine gelme ve ihtiyaçlarımızı ela getirme fırsatına sahibiz.

Dua aracılığıyla Tanrının yapabileceklerinin gücünü anlamaya başlamak için, Tanrının bizlere sağladığı isata bakalım.

“Tanrı oğlu İsa gökleri aşan büyük başkâhinimiz olduğu için açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım. Çünkü başkâhinimiz zayıflıklarımızda bize yakınlık duymayan biri değildir; tersine, her alanda bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiştir. Onun için Tanrının lütuf tahtına cesaretle yaklaşalım; öyle ki, yardım gereksindiğimizde merhamet görelim ve lütuf bulalım. ”

Bu vaat ve fırsat Mesih Isa’yı izleyen eden herkese açık bir davetiyedir. Bizler Tanrının lütfunun gücünün mükemmelliğini deneyim etmeye davet edildik. Tanrıya korkarak, bizi kabul edip etmemesi konusunda endişelenerek, Ona kendimizi kabul ettirecek güzel cümleler kurmaya çalışarak yaklaşmamalıyız. Bizler İsa’yı kurtarıcımız olarak kabul ettiğimiz andan itibaren tahtın bulunduğu en özel odaya girmeye davet edilmişizdir. Orada bulunma hakkımız vardır ve yüreklerimizi Tanrı ya dua aracılısıvla sunmak bizim için bir onurdur.




İsim: *

Mail: *

10 + 1 = ? (İşleminin Sonucu)