Delhi’de bir tapınak

images (1)Delhi’de bir tapınağın avlusunda birbirine eklenmiş madenî parçalardan oluşan bir sütun yükseliyor. Yaklaşık olarak 4000 yıldan beri bütün iklim şartlarına göğüs geren bu sütunda bir tek pas lekesi yoktur. Sütunun üzerinde 413 yılında ölen kral Şandraguptanın bir yazıtı görülür; oysa bu sütunun çok daha eski bir çağa ait olduğu bilini* yor. Asıl bilinmeyen ve anlaşılmayan, kullanılan alışımın ne olduğu ve binlerce yıl içinde neden paslanmadığıdır.
Eskiler madenleri gerçekten çok iyi bir şekilde kullanmayı biliyorlardı. Ancak eskiler derken acaba ne kadar geriye dönülmelidir? Arkeolog Sir Charles Brevvster İngiltere’de yaklaşık olarak 80 milyon yıl öncesine ait bir kireçtaşı ocağını araştırırken çelik çiviler bulduğuna göre oldukça gerilere dönmek yerine olacaktır.

Arkeolojik kazılar eski uygarlıkları diriltmekle yetinmeyip zaman zaman kuralları altüst eden keşiflere de yol açıyor. Bomeo’da dağlık mağaralarda M.Ö. 38.000 yıllarına ait kalıntılar arasında bulunan büyük bir incelikle örülmüş kumaş parçalan; Gobi çölünde içinde bir damla ava taşıyan, seramiğe ya da cama benzer tahlil edilemeyen bir madde ile yapılmış küreler bu keşiflere birer örnektir.

1939’da Japonya’nın Hondo adasında yapılan kızalarda bir dizi heykelcik bulundu. Tunç, kil ve taştan yapılmış, 6 santim boyunda, en çok 12 santim enindeki bu heykelcikler Japon sanat tarihinde ayn bir yer tutar. Tarih öncesi bir çağa ait olduktan sanılırsa da bu heykelciklere kesin bir tarih biçmek imkânsızdır. Aynı tip heykelcikler, Hondo’dan başka, Kamegaoka, Aomori, Miyagi, Tohoku ve Kanto kalıntılarında da bulunmuştur. Heykelciklerin bazılan daha aynntılı, bazıları da daha kaba ve ilkeldir. Hondo adasının yerlileri bunlara Ugu (işlemeli miğfer) a
dini vermişlerdir. Japon sanlanhpa Matsumura ise, esİd destanlardan esinlenerek, heykelciklere Jemon ya da lamon demekledir. Jemon, Hondo adasının ilk topluluğunu oluşturan, nereden geldiği bilinmeyen efsanevi bir ırkın adıdır.
Ugular ya da Jemonlar esrarengiz kılıklı yaratıkları tasvir ediyorlar. Heykelciklerin geni» kemerli, geni» cepli, tek parçalı, uzay pilotlarının uçuş kombinezonlarını andıran kılıklarına ve özellikle koca gözlüklü, çivili miğferlerine esrarengiz kılıklar adı veriliyor.

Matsumura’yla birlikte Jemonlarl.ın araştıran Prof. Zeissig’in gönderdiği rapora NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Yönetimi) ilgilileri şu karşılığı vermişlerdir “Göndermiş olduğunuz yazıda belirtilen elbiseler gerçekten ilginç. Buna benzer bir elbise hazırlanıp NASA’nın astronomi merkezine teslim edilmiştir. Resimlerde belirtilen ulaştırma sistemi, gözlük kısımlarının ayrıntıları ve basınç teçhizatı da yapılan değişikliklere uygundur.”

Bundan anlaşılacağı gibi Jemonlarda görülen esrarengiz kılıklar uzay adamları için hazırlanan kıyafetlere bpatıp hem de uzmanların bile düşünmedikleri ayrıntılar göstererek uyuyor.

Hondo adasında ve Japonya’nın başka bölgelerinde bulunan heykeller hiçbir sistemin içine girmiyorlar; ne sanat tarihi onlan belirli bir dönemin sınırlarına sokabiliyor, ne de arkeoloji onlara uygun bir çağ bulabiliyor. Amerikalı araştırmacı J. Ehernandez’in dediği gibi, Jomon heykellerinde görülen yaratıklar Japon adalarına ayak basan ilk dünyadışı insanlar değil. Onlardan önce de başka yabancılar Japonya’yı ziyaret etmişler ve diktikleri abidelerin kalıntıları hâlâ bulunuyor.

Piller, makineler, sütunlar ve heykellerin yanı sıra bu Uz Orta Amerika’da. Kosta Rikada. kuaureuz şekilde yontulmuş yüzlerce. binlerce taş küre bulunuyor.



  1. meryem dedi ki:

    Okul bittikten sonra is bulucakmiyim


İsim: *

Mail: *

17 + 7 = ? (İşleminin Sonucu)