Davut’un hikâyesi

icerikDev Golyad’ı öldüren genç Davut’un hikâyesi Toltekler’in efsanesine benzer biçimde, insanoğlunun son devi nasıl ortadan kaldırdığını anlatır.

“Ve bundan sonra vaki oldu ki. Gezerde Filistinlilerle cenk çıktı; o zaman Huşab Dev Sibbekay Rafa oğullarından Sippayı vurdu ve onlar baş eğdiler. Ve yine Filistinlilerle cenk oldu; ve Yairin oğlu Elhanan Gatlı Golyat’m kardeşi Lahmiyi vurdu, onun mızrağının sapı çulha sapı gibi idi.” (1. Tarihler, Bap 20,45).
Koca yataklarda yatan, insanlar tarafından savaşlarda yokedilen bu yamyam devlerin kimin tarafından yaratıldığını

Tevrat şöyle açıklan
Tann oğullan insan kızlanna vardıldan ve bu kızlar onlara çocuk doğurduktan zaman, o günlerde, hem de ondan sonra, yeryüzünde Nefilim vardı; bunlar eski amanda zorbalar, şöhretli adamlardı.” (Tekvin, Bap 6, 4).
Başka bir deyişle, devler. Tanrıların ve insan kızlarının oğullan, eski, unutulan çağlann dehşet saçan kahramanlarıdır.

Bütün bu mitoslar, efsaneler, dini inançlar sınır tanımayan bir zamanı canlandırıyor. Çok eski çağlarda tanrısal bir ırktan kalma (Tevrat’taki Tanruun oğullan”) ya da tanrısal ırkla insan oğullarının karışımından doğan devler yeryüzünde yaşıyordu. Bir süre sonra Kral ve Tann durumuna gelen bu devler ilkin Tanrılarla mücadele ettiler, sonra birbirlerine saldırdılar, sonunda insanların başına belâ kesildiler. İnsanlarla devlerin karşı karşıya gelmesi devlerin son çağına rastlar. Devler artık, belki Tannlar tarafından red edildikleri için, ünlerini kaybet inişlerdir ve insanoğlu bu son perişan devlerin baklandan gelir.

Devlerin düşüşü mitoslardan, efsanelerden çok daha açık bir şekilde masallarda anlatılıyor.

Bir derginin özel sayısında şöyle yazan “Dev, Türk masallarının önemli kahramanlarından biridir. Bazı yerde hem biçim, hem ruh yapısıyle insana benzer, Çokluk çok büyük gövdelidir. Tozu dumana kalarak yıldırım hızıyla gider. Bir aylık yolu bir saniyede aşmak onun İçin İşlen bile değildir. İnsan eli yemesini sevdiği için, bir yerde insan bulunup bulunmadığını kokusundan anlar. Çoğu zaman, çevresi yüksek ve kalın duvarlarla, dikenli bahçelerle çevrili büyük köşklerde, kendine özgü saraylarda yaşar. En değerli eşyalar, hiç kimsenin ele geçiremeyeceği, ama herkesin, hatta padişahların bile özledikleri dünya güzelleri, hiçbir yerde bulunmayan meyve bahçeleri, sihirli güvendikler, her telinden binbir ses çıkan çalgılar, sihirli kılıçlar, başınıza geçirdiğiniz zaman sizi hiç kimseye göstermeyen külahlar, sihirli sarayların kapılarını açan anahtarlar bu devlerin buyruğu altında, onların köşklerinde, sanylanndadır. Bunların bir memeleri arkalarında, öteki memeleri önlerindedir. Yanlarına size bir dervişin öğrettiği usulle ve iyi sözlerle yaklaşır, arkalarındaki memelerini (anacığım) diyerek emerseniz size bir evllt gibi davranırlar, bir yerinize dokunmazlar. İstediğiniz şeyi verirler. Ne güçlüğünüz varsa giderirler. Devler kendilerine kötülük yapmak isteyenleri ele geçirirlerse, kızartarak yerler. Fakat en sonunda, her zaman, insanoğlu tarafından, bazen de bir rastlantıyla çeşitli yollar ve kurnazlıklarla canlan cehenneme gönderilir. Devlerin her zaman yardımcıları vardır. Arap Bacılar , çokluk insan ruhunda ve karakterinde görünen dev oğlanlar ya da kızlar, bu yardımcıların arasındadır.”

Türk masallarında obun bftta ya to doftu masallarında olsun, dev eski kişiliğinden, yüceliğinden çok şeyler kaybetmiştir. Korkunç olmasına korkunçtur, olağanüstü bir yaratıktır ama çokluk gülünçtür. Eski mitoslara renk katan devlerin bir çeşit karikatürüdür. Hem insanlardan ayrı yaşar, onbra düşman olur, nem de onlara özenir. İnsanın güçlükle erişebileceği yerlerde otunu: ya da gizlenir; yardımcılar kullanır, büyü ile uğraşır; artık gücüne güvenmediği için lüks içinde boğulur. Masallar daha önce çizdiğimiz zamanın son dönemini anlatıyor. Devler çöküyor ve sonunda insan tarafından öldürülüyor. Masallardaki devler artık yalnız çocukları korkutabilir ve birçok masallarda, çocuk hikâyelerinde çoklukla küçük çocuklarla uğraşırlar.

Kutsal kitaplardaki devler; çeşitli mitoslarda yer alan devler; Honıeros’un tek gözlü Kiklopları; gemici Sinbad’in arkadaşlarını çığ çiğ yiyen dev ve bunlara benzer yüzlerce örnek nereye vanr, bütün bunların çıkış noktası nedir? Yoksa bülün bunlar, sürekli olarak öne sürülen çok eski zamanlarda dev bir ırkın, garip bir değişiminin varlığını mı açıklıyor?

Devlerin varlığını destekleyen, klasik bilimin kabul etmediği, Nazilerin çok tuttuğu bir kuram vardın Hand Horbiger’in VVcIteilehre’si (Ebedî Buz Doktrini).

Kopemik’e meydan okurcasına bütün bilimsel kurallara karşı çıkıp yeni devrimci bir kavramı öne süren Horbiger’in adı, 1925’te yaptığı açıklamayla, dünyanın, özellikle Almanya ve Avusturya’nın dikkatini çekti.




İsim: *

Mail: *

20 + 6 = ? (İşleminin Sonucu)