Daha İyi Yaşamak İçin ONUNCU KURAL

Bu günden itibaren ister dostunuz, isterse düşmanınız olsun; sevdiğiniz biri, ya da yabancı olsun, herkese, sanki bu gece yarısı öleceklermiş gibi davranın. İlişkiniz ne kadar düşük düzeyde olursa olsun, sevginizi, anlayışınızı, inceliğinizi ve dikkatinizi herkese gösterin. Bunu hiç bir karşılık beklemeden yapm. Hayatmız hep aynı olmayabilir.

Bir oyundaki kurallar gibi, yaşamın kuralları da bir-biriyle ilintilidir. Bir kuralm klavuzluğunu izlediğinizde, bu sizi bir sonrakine de götürecektir, o da öbürüne. Şimdi siz de oynanması gerektiği gibi hayat oyununu oynamaya başlıyorsunuz.

Bir günü sahip olduğunuz tek bir gün gibi yaşamak aslmda mutlu ve başarılı bir hayatın eşsiz ilkelerinden biridir. Şimdiki kuralımız da diğerlerine eş, onlar kadar önemli ve etkili bir kural. Onlardan farkı ise, çok az insan tarafından biliniyor olmasıdır.

Her günü sahip olabileceğiniz tek günmüş gibi yaşarken, karşılaştığınız herkese ailenize, komşularınıza, çalışma arkadaşlarınıza, yabancılarla, müşterilere, varsa düşmanlarınıza bile onlarla ilgili derin, karanlık bir sır biliyormuşcasma davranın. Bildiğiniz sırra gelince, onların da sizin gibi dünyada son günlerini yaşamaları ve gece yarışma kadar ölecek olmaları sırrıdır.

Bu gün karşılaştığınız herkesin gün sonuna kadar göçüp gideceklerim bilseydiniz, onlara karşı nasü davranırdınız? Cevabı biliyorsunuz; öncekinden daha büyük bir ilgiyle, dikkatle, sevecenlikle, sevgiyle. Peki onların sizin bu sevecenliğinize nasü karşılık vereceğini düşünüyorsunuz? Kuşkusuz, geçmişte karşüaştıkla-rmızdan daha çok sevgiyle, işbirliğiyle, incelikle, ilgiyle size yaklaşacaklardır. Her gün aynı davranın. Böy-lesi bir insancıllıkla dohı olduğunuzda nasıl bir geleceğinizin olabileceğini düşünüyorsunuz? Kendinizden emin emin gülümsüyorsunuz. Yanıtı biliyorsunuz.

Bu günle karşılaştırdığımızda, eskiden yazarlar, kitaplarının basın, radyo ve televizyon tanıtımı için yurt gezilerine çıkarıldıklarında, nerdeyse bir başlarma ortalarda bırakılırlardı. Oysa şimdi, kentlerdeki yayınevi temsilciliklerince tam tamına ellerinden tutularak şehir şehir, söyleşiden söyleşiye dolaştırılıyorlar. “Eskiden” yaymalarımız uçak biletimizi ve otel odamızı ayırtıp, bir de gittiğimiz yerlerdeki genel programımızı yaparlardı. Havaalanma ve otellere ulaşma sorunu, söyleşiden söyleşiye yetişmek için taksi tutma sorunu ve bunlara benzeyen tüm sorunların çözümü yazara bırakılırdı. Bir yazarın garip bir şekilde bir günde yedi sekiz söyleşisi varsa ve bu söyleşiler de çeşitli zamanlara ve uzaklıklara dağıtılmışsa, örneğin Los Ange-les’da olduğu gibi, bunlara yetişmek için çabası ve çevikliğini kullanarak eşsiz bir yarışa girmek zorundaydı.

Yıllar önce bir tanıtım gezisinde, Nashville’de böy-lesi unutulmaz bir gün yaşamıştım. Siyah genç bir sürücünün kullandığı taksiyle otelimden çıkıp, VVSM-TV’deki The Noon Shoıv programına katılmak için şehir dışma gidiyorduk. Zamanımız olduğu için; adının Raymond Bright olduğunu söyleyen bu sürücüyle sohbet etmeye başladık. Çocukcağız müşterisinin televizyona çıkacağını öğrendiği zaman sanki büyülenmiş gibiydi.

Özenle ve ayrıntılı basılmış programma göre, bu program seyircili canlı bir yaymdı. Çekimlerin aynı olması ve belki de bir ya da bir kaç şarkıcının yer almasıyla tıpkı The Tonight Show programına çok benziyormuş. O sevimli binaya taksiyle yanaşırken, sürücü yüksek sesle, “İşte size Nashville’nin en güzel binası!” dedi.

Önceki söyleşilerimde, bu gece yarısı öleceklermiş gibi insanlara sevgiyle ve incelikle davranma kuralmı uzun uzadıya anlattığımdan, bu kural tüm canlılığıyla aklımdaydı. Belki bu kuraldan dolayı olsa gerek, belki de değil, Ray’a ücretini öderken, birden, “Daha önce hiç bir televizyon programına seyirci olarak katıldın mı?” diye sordum.

“Hayır, efendim.”

“Pekala. Bir saat gibi bir zamanın varsa neden benimle birlikte gelip, kendimi maskaraya çevirişimi görmüyorsun? Beklemene karşılık ücret talep edersen, öderim.”

Gözleri fal taşı gibi açıldı. “Yani siz?”

“Evet. Bir buçukta çarşıdaki Cokesbury Kitapevi’nde kitaplarımı imzalayacağım. Program bittiğinde beni oraya götürürsün.”

Raymond arabasma geri fırladı. Taksimetresini kapadı bu demekti ki para istemiyordu ve arabasından çıktı. TV. binasma girdiğimizde, yeni arkadaşımı gösterinin sunucusu Teddy Bart ve yapımcı Elaine Ga-nick ile tanıştırdım. İkimizi de çekimin yapıldığı o ışıl ışıl stüdyoya götürdüler. Teddy ve Elaine ile programda ne konuşacağımıza ilişkin bir ön konuşma yaparken, Ray’a önde, protokol sırasında bir yer gösterildi. Televizyon kameraları ve yankı yapan mikrofonlar son provalarım yaparken, Ray büyük bir ürküntüyle olup biteni izliyordu.

Gösteri bittiğinde, şehrin merkezine, kitapevine doğru hızla yola koyulduk. İmzadan sonra Ray’a açlıktan öldüğümü söyledim. Beni “benim bölgem” dediği bir lokantaya götürdü. Oradaki tek beyaz olmama karşın, hayatımdaki en leziz hamburgeri yedim. Hesap geldiğinde cüzdamma davrandım; fakat güçlü bir kol beni geri çekti. Hesabı Ray ödüyordu. Yapılacak hiç bir şey yoktu. Tartışma istemiyordu. Bundan sonra da beni iki üç radyo programına götürdü; bekledi. En sonıinda hesaplarımı kapamam için beni otelime geri getirdi, ve havaalanma götürdü.

Yolda, arka koltukta uyuklarken Ray’in kalın sesini duyuyordum. “Bay Og (o zamana kadar, radyo programlarındaki sunucuların ilk başta bana hitap ettikleri gibi çağırıyordu.). Bay Og, bu günü hayatta hiç unutmayacağım.”

“Neden Ray?”

“Çünkü, bu gün hayatımda ilk kez önemli olduğumu hissettim.”

Havaalamna gidene kadar, her an dikiz aynasında bana bakan o kocaman kahverengi gözleriyle karşılaşıyordum. Ve sürekli “Bana önemli olduğumu hissettirdiniz” diye tekrarlayan sesini duyuyordum.

Havaalanına geldiğimizde, Ray arabadan fırlayıp, valizlerimi çıkardı ve kontrol bölümüne taşıdı. Ücretini ödedim; iyice yanıma yaklaştı ve beni izleyenlerin şaşkınlığı içinde bana sarıldı. Yanaklarından aşağıya sel gibi yaş boşanıyordu.

“Bay Og, sizi seviyorum” diye mırıldanıyordu.

“Ben de seni seviyorum, Ray diye kısık bir sesle karşılık verdim. Gece yarısında ölüm. Karşılaştığınız her insana karşı yep yeni bir davranış şekli kazandıran kuralın parolası. Uygulaması gerçekten çok kolay ve karşılığında kazandığınız şey yaşamınızı sonsuza kadar değiştirebilir. Deneyin!

Bu günden itibaren, ister dostunuz isterse düşmanınız olsun; sevdiğiniz biri, ya da yabancı olsun, herkese, sanki bu gece yarısı öleceklermiş gibi davranm. İliş-1 t kiniz ne kadar düşük düzeyde olursa olsun, sevginizi, anlayışınızı, inceliğinizi, ve dikkatinizi herkese gösterin. Bunu hiç bir karşılık beklemeden yapm. Hayatmız hep aynı olmayabilir.

Daha İyi Yaşamak İçin ONUNCU KURAL_2.jpgDaha İyi Yaşamak İçin ONUNCU KURAL_6.jpgDaha İyi Yaşamak İçin ONUNCU KURAL_22.jpgDaha İyi Yaşamak İçin ONUNCU KURAL_19.jpg




İsim: *

Mail: *

19 + 5 = ? (İşleminin Sonucu)