Daha İyi Yaşamak İçin ONDÖRDÜNCÜ KURAL

En büyük düşünüzü gün gelir gerçekleştirecekseniz; bunun için her gün kendinize bir hedef belirleyin uzun ve sonsuz tasanlar değil sizi adım adım gökkuşağmıza doğru götürecek ufak tefek işlerden J J oluşmalı. Bunları yazabilirsiniz de, ama bu günün yapılmamış işlerini yarına sürüklememek için listenizi sınırlı tutun. Unutmayın ki, piramidinizi yirmi dört saat içinde inşa edemezsiniz. Sabırlı olun. Gününüzü ı » temel amacınıza engel olacak şeylerle doldurmayın elinizden gelenin en iyisini yapın, keyfinize bakın ve o * J gün başardıklarınızla yetinip, rahatlaym.

Amaçlarımızı belirlemek çok kolaydır. Yılbaşımızdaki hediye listesi gibi, gelecekte başarmayı umduğumuz uzun bir amaç listesini de çok kolayca hazırlayabiliriz. fakat sonra da hiç bir değişiklik yapmadan yaşamımızı dün olduğu gibi sürdürür gideriz.

Bu ele geçmesi zor, fakat gerekli yöntemi bir kez daha yakalamaya çalışın ve bırakın size yardım edeyim. Ama önce bir uyarı. Sizi günden güne, yıldan yıla daha ağır ve daha uzun süre çalışmaya zorlayan, kendiniz ve sevdiklerinize zaman bırakmayan bir amaç, amaç değil, tutsaklıktır. ne kadar refah ve başarıya eriştirirse eriştirsin, bu bir sefalet tutsaklığıdır.

Genellikle “hayat bir yolculuktur” denir. Sözüm ona yönlendirme uzmanları boyuna bunu tekrarlar; üstü yazılı tişörtlerde bu sözleri okuruz; müzik kasetlerinden hep bu sözler yükselir. Sesler o kadar güzel kulağa gelir ki, bunun doğruluğuna inamveririz.En azından, nefesli sazlarm müziği böylesi bir bilgeliğe eşlik etmeliler.

Bu aptalaca sözün bütün söylemek istediği; ilk başarı durağına erişmek için saatlerce savaşıp, direnerek çalışmalısınız. Ama bu da yeterli değildir, beklemeniz gerekli. Hayat bir yolculuktur. Bu nedenle derin bir nefes alm ve sonra sevdiğiniz insanlardan yolunuzdan çekilmelerini isteyin. İkinci durağa gelinceye kadar, günler ve geceler boyunca didinip, savaşmaya devam edin. Güzel, dinlendiniz mi? Arkadaşım, üzgünüz, ama bu bir yolculuk. Yemden derince bir nefes alın, savaşmaya, ter dökmeye ve olanca gücünüzle koşmaya devam edin; taki bir sonraki durağa ve soma öbürüne ve öbürüne ulaşıncaya kadar.

Ve sonra, bir gün.

Büyük Rus yazarı Tolstoy’un önemli bir allegorik yapıtı vardır. Mutluluğumuzla ve şu dünyada sahip olduğumuz bu kısacık zamandan almamız gereken hazla çok fazla ilgisi olmayan amaçlar edinip, onları gerçekleştirmede başarısız kalışımızı gösteren bir yapıttır. Pakhom adlı bir köylü, Rusya’nın en asil insanının sahip olduğu kadar geniş toprakları olduğunda, tam bir başarıya erişeceğine inanır. Bu da onun hedefidir. Bir gün ilginç bir teklif alır güneşin doğuşundan batışına kadar ne pahasına olursa olsun koşarak katettiği topraklar, onun olacaktır.

Pakhom, bu cömert önerinin yapıldığı o uzak yerlere hareket edebilmek için, dünyadaki bütün varını yoğunu satar ve yola çıkar. Bir sürü güçlükten sonra, varmak istediği yere ulaşır. Bir sonraki günkü büyük fırsattan yararlanabilmek için, gerekli işlere girişir.

Ertesi gün, şafak vakti ölesiye koşusuna başlar. Pırıl pırıl sabah güneşiyle hücuma geçtiğinde hedefine ulaşacağmdan iyice emindir. Sağma soluna bakmadan, o yakıcı sıcakta dört nala gider. Bütün gün, yiyecek, su ya da dinlenme için mola vermeden, bütün hızıyla seğirtir. Her koştuğu adımla toprağının daha da genişlediğine inanır. Nihayet, güneş çölün arkasında kaybolmaya başlayıp, etrafı karanlık bastığında, Pakhom sendeleye sendeleye bitiş çizgisine ulaşır. İşte zafer! Hedefine ulaşmıştır sonunda. İşte başarı! Ve soma. Pakhom son adımıyla yığılıp kalır. İşte şimdi yalnızca. iki metrelik toprağa ihtiyacı vardır.

Başarı bir yolculuk değildir. Bugün tıpkı diğer günler gibi, Tamı’nm size sunduğu özel bir armağandır. Potansiyelinizi o gün için belirlediğiniz amaçlarımz için kullanın. Günlük amaçlarınızdan bazıları size sevinç, gülümseme ve huzur verebilmeli. Bir günün amaçlarım, kalbinizde saklı tuttuğunuz büyük düşleriniz için bir basamak olarak düşünüp, ona göre belirleyin. Başarı için her şansı deneyin, hala başaramıyorsa-mz, denemeyi bırakın.

Bilge eski Roma’lı Seneca’ya kulak verin, “Gerçek mutluluk; geleceğe kaygıyla bakmadan, kendimizi korkularla, ya da umutlarla oyalamadan, bu andan zevk alabilmektir; sahip olduğumuz şeylerle yetinmektir. Çok fazla istediğimiz şeyler aslında önemsiz şeylerdir. İnsanlığın en büyük nimetleri kendi aramızda ve ulaşabileceğimiz uzaklıktadır. Bilge insan, sahip olmadığı şeyleri arzulamayıp, elindekilerle yetinir.”

Amerikalı büyük bir güldürü sanatçısı; şöhret ve zenginlikle ödüllendirilmiş uzun ve renkli bir meslek hayatına karşın, kendisiyle yapılan bir söyleşide, hiç bir zaman başarısını güvence de hissetmediğini itiraf etmiştir. Şöyle diyordu, “Bazen öyle bir duyguya kapılıyorum ki, sanki bir sabah kalkıp, her şeyin sona erdiğini göreceğim. Birileri diyecek ki, hepsi bu kadardı. Yallah. Herşey bitti.” İşte böyle. Geçen altmış yıla karşın, bu yetenekli adam, Pakhom gibi, sürekli koşuyor. Tiyatrolarda, gece kulüplerinde, sinemalarda, televizyonda sürekli kendini gösteriyor. Hayranları bu durumdan çok mennun, ama umarım durup, taç yaprakları sokmadan güllerini de koklar.

Schopenhaur şöyle bir uyarı getiriyor: “Hepimiz bir şans girdabında hızla yürüyüp geçiyoruz. Bu girdapta ayakta kalmak istiyorsak, ip üzerindeki bir akrobat gibi dikkatle sürekli yürümeliyiz”. Ne kadar acı bir uyarı. Oysa yaşamanın daha güzel yolları var.

En büyük düşünüzü gün gelir gerçekleştireceksiniz; bunun için her gün bir hedef belirleyin uzun ve i sonsuz tasanlar değil, sizi adım adım gökkuşağmıza doğru götürecek ufak tefek işlerden oluşmalı. Bunları } yazabilirsiniz de, ama bu günün yapılmamış işlerini l yarına sürüklememek için listenizi sınırlı tutun. Unut-(mayın ki, piramidinizi yirmi dört saat içinde inşaa J edemezsiniz. Sabırlı olun. Gününüzü temel amacınızı engel olacak şeylerle doldurmaym elinizden gelenin en iyisini yapın, keyfinize bakm ve o gün başardıklarınızla yetinip, rahatlayın.

Daha İyi Yaşamak İçin ONDÖRDÜNCÜ KURAL _4.jpg



Comments are closed.