Cinlerin el ve ayakları nasıldır?

icerik — Peki sizin el ve ayaklarınız nasıl?

— Bizim ellerimiz, siz insanların elleri gibidir. Ancak eller, tırnak ve kol uzunluğu bakımından farklılık arzeder. Sizin kol uzunluğunuzun vücudunuza nisbeti ile bizim kol uzunluğumuzun vücudumuza nisbeli aynı değildir. Bizim kollarımız biraz daha uzundur. Yine aynı şekilde tırnaklarımız da nis-beten uzunluk arzetmektedir. Çünkü bizim parmaklarımız da uzundur. Ayaklarımızın ise ön kısmı gâyet geniş olup, ayak parmakları kıllıdır.

— Sizin iskeletiniz, kalbiniz, solunum sistemi ve hazım sisteminiz var mı?

— Evet, aynen sizde olduğu gibi, tüm bunlar bizde de bulunmaktadır. Ancak bizim kemik dokumuz ve iskeletimiz, cismimize ve et dokumuza göre daha ziyadedir. Fakat kemik dokumuz olmasına rağmen, cinler sizin hayal edemeyeceğiniz kadar rahat ve yumuşak hareket edebilme özelliğine sahiptirler. Allahü Teâlâ Hazretlerinin bünyemizde yaratmış olduğu diğer organlar hacimce küçük sayılır. Sindirim organımız yediklerimizi hazmeder ve artık maddeler tıpkı sizde olduğu gibi anüs kanalıyla dışa atılır. Anüs, tıpkı sizin organınızın çalıştığı gibi çalışır. Ancak bizim dışkımız sizinki gibi kesif ve yoğun olmayıp şiddetli ve sert bir buhar gibidir. Küçük abdestimize gelince o da şiddetle fışkıran bir buhar gibidir. Ancak kesifliği ve yoğunluğu sizde olduğu gibi kolayca akacak şekildedir. Şeytanlar, uyumazdan evvel Allah’ı zikretmeyen ve sabah namazına niyet etmeden yatan Müslûmanın kulağına bevleder (küçük abdestini yapar).

“Sübhânellâh! Allah’ın Rasûlü (sa.v.), Buhârî’nin Ebû‘1 VâM, onun da İbni Mcs’ud’dan riviyet eniği hadis-i »erille nc kadar doğru söylemi} “Hamli Peygamberin yanında bir adam hakkında: “O hâlâ uyuyor Sabah namazına da kalkmadı” denildi. Cevaben “Çünkü şeytan (ezanı doymaması için) kulağına bcvlctmiştir” buyurmuşlardır.

Sahih i Müslim’de ise İbni Mcs’ud (r.a.)’den rivayet edilen bir hadis-ı şerifte: llarcli Peygamber (sa.v.)’in yanında bir adam zikredildi. Denildi ki “O bütün gccc uyudu vc (güneş onun üzerine) doğdu.” Hazreti Peygamber (s a v.): -“İşte o adam var ya, şeytan onun iki kulağına bevletmişlır (Veya râvinin Mİii) bir kulağına be\Ictmişiır ” İmam-ı Nesci de aynı rivayette bulunmuştur. İbni Mace ise şu şekilde rivâet eder: “Şüphesiz ki. şçyian onun iki kulağına bcvletmıştır ” İmam-ı Ahmcd. sahih bir isnatla Khû llüreyre Hazretlerinden şöyle rivayet ederler “Şüphe yok ki. şeytan onun tek kulağına bevlettr ve İmam-ı Ahmed bu rivayetinin sonuna llasen’in sözünü de ilâve eder “Muhakkak ki. onun bevli (sidiği) ağırdır. (Adamın kulaklarım tıkar, ezanı duyamaz). Terğib ve Terhib’in Haşiyesinde İmam-ı Münzirî, Muhammcd Halil Herras’ın yorumunda bulunurken şöyle demiştir I İaşen, mürsel olarak llarcli Peygamber’den şöyle rivayet eder: “Adam uykuya daldığında şeytan tek ayağmı kaldırarak (köpek gibi) onun kulağına bevleder ” İmam-ı Hacer ibni Askalâni bu had iv i şerifi şu şekilde yorumlar. Şeytanın bevli Kutusunda ihtilâf edildi. Denildi ki: Onun gerçek bevl (sidik) olmasına bir engel yoktur. Çünkü şeytanın yediği, içtiği ve evlendiği sabit olmuştur. Denildi ki: Hadîs-i şerifte kasdedilen hakiki bevl olmayıp, mecâzidir. Bu durumda hadîs-i şerifin mânası şöyle olur Şeytan, onun kulağını bâtıl sözlerle doldurdu ve (ezandan) kulağını tıkadı, onu kendine itaat ettirdi Şöyle de denilmiştir: Şeytan onu hafife aldı ve üzerine işedi. Çünkü değer verilen bir şeyin üzerine işenmez. Kişi aynı tuvalet

Ona dedim ki:

— Başa dönelim. Hazreli Peygamber (s.a.v.) buyuruyorlar ki:

gibi, değer vermediği bir şey üzerine bevleder. Bir başka yorumda da denilmiştir ki: Bu, uykunun ağırlığı sebebiyle namaza kalkamayan kişiye ders olsun ve uykuya mukavemet etsin, diye söylenmiş bir ikaz sözüdür.

Araplarda bir şeyin bozulması ve ifsat olması bevl kelimesi ile kinâye olunur. Raciz şöyle der: “Süheyl, üzüm şırasına bcvletti ve onu bozdu denilir. Hadîs-i şerifte de böyle bir kinâye söz konusudur. Şeytanın adamın kulağına bevletmesi, ona namazı kıldırmamak suretiyle namazını ifsad etmesi, kulaklarına ağırlık vermesidir. Hadîs-i şerifte namaza kalkamayan kişi, kulaklarına bevledilip de kulakları kapanmış bir gafile benzetilmiştir.”

Ibni Mes’ud (r.a.)’den: “Kişiye kötülük olarak sabah namazını kılmadan güneşin üzerine doğması yeter. Muhakkak ki. şeytan onun kulağına bevletmiştir.” Bu hadîs-i şerif mevkuf bir hadîs olmakla beraber isnadı sahihtir. Tayyibî der ki: “Hadîs-i şerifte göz yerine kulak zikredilmiştir. Göz ile uyku birbirine daha münasip gelmektedir, ancak kulağın zikri ile uykunun ağırlığına işaret edilmiştir. Çünkü kulaklar intibah (uyanma ve ikaz) duyularıdır. Hadîs-i şerifte bevlin zikredilip başka bir lâfzın tercihen onun yerine getirilmemesinin sebebi, bevlin boşluklara daha hızlı ve çabuk nüfuz edebilmesinden dolayıdır. (Büyük abdest bevl gibi değildir.) Bevl ve su bu şekilde bütün organlarda tembelliğe ve uyuşukluğa neden olmaktadır.” (Fethü’l-Bâri bi şerhi Sahîh-i Buhâri’ye bakınız. Allâme ibni Hacer el-Askalânî, Selefıye Matbaası. 2. Baskı, Kahire, 3. Cüz, sh. 34-35.)

Biz müslüman cinin sözünden Allah Azze ve Celle’yi zikrederek uyumanın ve sabah namazına kalkma niyetinin şeytanı müslümandan uzaklaştırdığını anlıyoruz. Allahü Teâlâ’-yı zikir ve Allah’ın farzlarını yerine getirme niyeti, müslümanı farzların edasına ve başarıya götürür.

“Muhakkak ki, güneş şeytanın boynuzu ile birlikle doğar. Biraz yükselince ondan ayrılır. Güne? tam tepe noktasma gelince şeytan» boynuzu yine güneşle birleşir. Güneş tepe noktasında meyledince ondan aynbr. Güneş batarken ona birleşir. Güneş batınca yine ondan ayrılır. İşte bu üç vakitte (boynuzun güneşle birleştiği vakitler) namaz kılmayın.”21

Bir diğer hadîs-i şerifte: “Muhakkak ki, güneş şeytanın iki boynuzu arasında doğar ve onun iki boynuzu arasında batar.”

Yine buyurdular: “Namazınızı güneş doğarken ve batarken kılmayınız. Çünkü güneş, şeytanın iki boynuzu arasında doğar ve batar.”‘




İsim: *

Mail: *

17 + 4 = ? (İşleminin Sonucu)