Büyülenmiş insan, cin görebilir mi?

icerikKainatın 1 itrcşim (ışık dalgalan) Merdiveni (Kthcr Alemi) adlı kitaptan Dr. Camcs Arthur. Arapça-va tercüme. Dr. Ahmet Fehmi libul I luvr.

Bi sadece yüksek ve kuvvetli ışınlan algılamaktayız. Böylccc etrafımızdaki şeyler hakkında ne kadar az bir ilme sahip olduğumuz anlaşılmaktadır.

Mustafa Kençur:
Maşaallah. Allah size çok ilim ihsan etmiş. Bu çok isabetli bir yorum.
Yani sen şunu kasdediyorsun: Sizlcr (cinler) bizim etrafımızda ve yaklaşık her yerde bulunmanıza rağmen bizler tarafından dokunulmuyor, işitilmiyor ve görülmüş orsunuz. Çünkü sizin ctheriyet yapınız (şeffaf sapını) oldukça lazla titreşime sahip.

F.vct. Bilakis bizim titreşim hızımız, sizin saniyedeki 186.000 mil ışık hızı ölçünüzden de fazladır. Sizler. basit bir taşı dahi havaya atıldığ zaman hızından dolayı bazen göremezsiniz veya tabancadan atılan kurşunu da hızından ötiirü görebilmek yine sizce mümkün olmamaktadır. I lavaya atılan taşı ve kurşunu bile göremezseniz, bizi görememeniz gâyet normaldir. Çünkü bizler. değil taş ve kurşun, sizin ölçünüze göre olan ışık hızından daha fazla bir hıza sahibiz. Sizin, bizi Cenabı I lakk’ın. bizi yarattığı özel cin suretinde görmeniz ancak bize verilen hıza sahip olmanızla mümkündür. Bü> ü suyu işte bu gücü ve hızı temin edebilmektedir.

“Muştala Kençur tarafından verilen bu misal çok güzel bir misaldir. Hır araştırıma dokıor kardeşimizin sözü de Mustafa Kencur’ıın sflünü desteklemekledir. Fakat kardeşimi kendisine Ona dedim ki:

Herhangi bir büyü suyu içmiş insan, cin görebilir mi?
elcıı cini yanlışlıkla ruh diye isimlendirmiştir. Ve ruhi ccscdc vc dünyaya (âhiretlen önce) dönüşüne inanmaya başlamıştır. Kendisine Allah’tan hidâyet diliyor. Keşke cin şekle gırıne güç ve kudretinden haberdar olsaydı.
Dr. Rauf Âbid şöyle der. “Biz. uçağın paletleri pcraııcsi) çalışmaya başladığında ve devrini süratle artırdığında pervaneyi gittikçe idrak edeme, bir müddet sonra hız had saflıaya ulaştığında arlık pervanenin asli şeklini, pervane gözümüiin önünde oldıığıı halde müşahede edemeyiz. Arlık gözümüz pervaneyi takipten acze düşmüştür. Pervanenin hareketleri ve hızı yaıışlama>a başladığında gözlerimiz pervanenin paletlerini takıp eline imkânını yemden akalar. Biz kendimizi hız bakımından cinler âlemi ile kıyasla) amayız.

Önümüzdeki uçağın pervanesini takipten âciz olan gözlerimiz, elbette cinlerin hareketini takipten ve onları idrakten hayli uzaktır. Hattâ bu imkânsızdır. Beş duyu organımız bu ether âleminin (cin âlemi) titreşimlerini ve hareketlerini algılamaktan çok çok ııaktır. Ancak istisnai durumlarda bu mümkün olabilmekledir. Beş duyu organını maddî e et her i sahada hiiyük bir uğraşa ve çalışmava tabi tutmak sureti) le bir taraftan madde yönünden, bu beş duyu organından birinin algılama gücünü (titreşim kabiliyetini) artırarak, diğer taraftan da (cinler âleminin) bu etheri âlemin titreşim ve hızını durdurmaya ve yavaşlatmaya çalışarak bu istisnai imkânı yakalamak ve cinleri görmek mümkündür. Böylecc velev ki. belli ölçüde vc sınırda da olsa, maddi cesetle hapMtlunmuş etheri şuuru idrakle maddi cesette hapsolunmamış diğer etheri şuuru idrak arasında bir beııerlik vc yakmük kurulmuş olacaktır. (İnsan Ruhtur. Ceset Değildir) adlı kitaba bakınız. Dr. Rauf Âbıd. cüz 2. sh.2U. (laMiı. hem ruh. hem cesetten ibaret bir varlıktır. Mütercim)

Hayır. Ancak kendisine hem böyü suyu içirilen, hem de buna ilâve olarak şeytan musallat edilen insan cinleri görebilir. Bunu şu mânada söylüyorum. Büyülü insanın vücuduna bir, iki veya daha fazla şeytan nüfuz eder, tnsanın şuuru yerine geldiğinde şeytanın ya da şeytanların, büyülü insanın vücudundan çıkışı ve şeytanların, önünde durmaları o insan tarafından idrak edilebilir.

Vücudunda nüfuz halinde olduğun (s) kardeş, sen onun bünyesinden çıkarken (ki o yukarıda bahsettiğin durumu yaşamaktadır) o seni görebiliyor mu?.

Evet. O beni görebilmekte ve işitebilmektedir. Çoğu kez şer’I konularda velev ki azıcık bir hatalı anlama ve uygulama olsun onu uyarıyorum. Tâ ki, bu hatalarda ve yanlış anlamalarda bulunmasın. Meselâ sol eliyle bir şey yediğinde onu hemen uyarıyorum. Beni işitiyor ve bu duruma öfkelen-diğimi anında görüyor.

Abdullah b. Ömer. Hazreti Peygamber (s.a.v.)’den şöyle rivayet eder Sizden biri yediği ve içtiği zaman sağ eliyle yesin ve içsin. Çünkü şeytan sol eliyle yer ve içer.” (İmamı Müslim, Ebu Davud, Tirmizi. İmamı Ahmed de birkaç lâfız değişikliği ile aynı riviyetle bulunmuşlardır.) kardeşe bir defasında Mustafa Kençur’u görüp görmediğini, onu işitip işitmediğini sordum. Bana onu gördüğünü, duyduğunu söyledi. Üçümüz (cin, yazar ve Mustafa Kençurun nüfuz ettiği S” kardeş) arasında karşılıklı diyaloglar oldu. S” kardeş Mustafa Kençur’u görüyor, işitiyor ve onun konuştuklarını bana aktarıyordu.

S” kardeşe bir gün Mustafa’nın şeklini Ya da bir şey yaparken Allah’ı anmadığında41 veya sol eliyle bir şey içtiğinde onu uyarıyorum. Çoğu sordum. Bana onu şöyle anlattı: Onun boyu normal insan elinin uzunluğuyla üç kanş Yüz rengi kırmızı, saçları aslanın saçı gibi sık. Gözleri uun. yaklaşık 4 cm uzunluğunda küçücük boynuzları var. Ama saçlarının çokluğu nedeniyle neredeyse görünmüyorlar. Kolları uzunca, tırnakları da alışılmışın dışında biraz uzun. Elbisesi kısa olduğunda ya da elbisesini kıvırdığında kemikleri etinden çok rahatlıkla seçilebilmektedir. Genellikle Hint ve PakistanlIlar gibi giyiniyor. Kırmızı ve mavi renkli elbiseleri tercih ediyor. Özellikle kırmızıyı daha çok seviyor. Genellikle geniş kuşak ve kemer takıyor. Bazen Türk elbiselerini giymiş olarak geliyor. Başına fes giyiyor Bazen de yünlü peştemal giyinmiş olarak geliyor.”

4lEbû Davud. Huzcyfe (r.a.)’den şöyle bir rivayette bulunur: “Biz Hazreti Peygamber (s.a ) ile birlikte)kcn. bize bir yemek geldiğinde o başlamadan biz yemeğe başlamazdık Bir defasında yine böyle bir yemeği yemek için bir araya gelmiştik. Sanki arkasından iten varmış gibi bir bedevî çıkageldi. Bu bedevî elini yemeğe uzattı. Hazreti Peygamber (s.a.v.) onun elinden tuttu ve yemesine mâni oldu. Sonra bir cariye geldi, sanki yemeğe elini uzatması için onu biri zorlar gibi o da yemeğe el uzattı. Hazreti Peygamber ona da mâni oldu ve şöyle dedi: “Şeytan bu adamı gönderdi, Besmele çektirmemek suretiyle yemekten yemek isledi. Muvaffak olamayınca kadını gönderdi. Nefsim yed’i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, şeytanın eli onların eli ile beraber elimdedir. (Ben şeytanın onlarla yemesine mâni oldum.)” Bu hadîs-i şerifi İmamı Müslim, Sahihi Müslim’de zikretmiştir. İmamı Ahmcd de böyle bir rivayette bulunmuştur.

Ebû Davud. Omeyye b. Mahşî’den şöyle rivayet eder Hazreti Peygamber (s.a.v.) oturuyorlardı. Bir adam da yemek yiyordu. Besmele çekmeden bir lokması kalıncaya kadar yedi. .Son lokmasını ağzına götürürken. Yemeğin sonu ve evveli ilk kez karşılıklı tartışıyoruz. O bana bu gibi durumlarda. “Unuttum diyor. Ben de ona (Allah’ın rahmetinden) kovulmuş şeytandan Allah’a sığınmasını tavsiye ediyor. bu unutkanlığın şeytandan kaynaklandığım kendisine hatırla! iyorum.

Peki büyü, bir insana şeytanı onun bünyesine nüfu ettirmeden vey a şey tanı ona musalla! kılmadan yapılsa, bu insan yine de cinleri görebilir mi?

Bu durumda büyülenmiş insan, şeytanı görme, l akal o. sihir ona nüfuz ettiği için yine de güçlü bir tesir altında kalır. Muvazenesini vc şuurunu kaybeder Büyülenmiş insanın bu kötü hal vc durumu. Cenabı llakk. ona büy ünün bozulmasını nasip cdin-ceve kadar do a m eder.

Zannediyorum ki. insanın cinlcri görebildikleri üçüncü durumu açıklama zamanı geldi. Sen demiştin ki. bazı şartlar gerçekleştiğinde ve cin kendisi herhangi bir insana görülmek istendiğinde cinleri görmek mümkündür.
I acI bu doğru. Dunun izah vc açıklamasını yapacağım.

Allah seni hayırla mükâfatlandırsın, ne biliyorsan bize anlat.




İsim: *

Mail: *

10 + 1 = ? (İşleminin Sonucu)