BÜYÜK BABİL DÜNYA VE İĞRENÇLİKLERİNİN ANASI

4209Babil gizemi aslında bir kurumu, toplumu ya da Kutsal Kitap’m gerçeğini reddederek, sahte tanrıları izlemeyi seçen bir ulusu ima etmektedir. Mısır, Hindistan, Roma ve Yunanistan’daki tüm sahte tanrı ve tanrıçalara tapınma geleneği asıl olarak Babil’den yayılmıştır.

Tanrmın Görkemini Çalmak
Babilliler, “Kendimize bir kent kuralım. Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım” dediklerinde aslında söyledikleri şey fiziksel olarak göklere erişmek ya da göğe dokunmak değildi.
Çünkü böyle bir amaçlan olsaydı en azından bu kuleyi yüksek dağlardan birinde inşa etmeye çalışırlardı. Ama kuleyi nerdeyse deniz seviyesinde olan Şinar ovasında inşa etmeye başlamışlardı.

‘Göklere erişelim’ aslında figüratif bir konuşmaydı. Aslında bu uygulamada kulenin tepesinin zodyaka yani burçlar kuşağının işareti olan şekillere ve göksel bedenlere adanacağı anlamına geliyordu. Yıldızlar ve gezegenlerin insan ilişkilerini ve dünyadaki olayları etkilediğini iddia eden inanç, astroloji, tüm dünyaya Babil’den yayılmıştır.
Mısır’daki piramitlerin inşası da bir bakımdan yıldızlarla ilişkilidir. Sfenksler bile bir şekilde zodyak işaretlerini yani burçları yansıtır. Bir kadın başı olan büyük heykel zodyak işaretlerinden Başak ve bir arslan şeklinde olan bedeni de Arslan burcunu temsil etmektedir. Başak zodyak işaretlerinin birincisi ve Arslan da sonuncusudur. Bu nedenle sfenkste bu ikisinin birleşmesi’ de zodyakm buluşma noktasını temsil etmektedir.

Astrolojinin etkisi her yere yayılmıştır. Mısır’da dört yüz yıl kölelikten sonra, Yahudiler bile astrolojiye inanmaya ve uygulamalarını yerine getirmeye başlamışlardır. Rab onları Mısır dan çıkardığında, onları yıldızlara tapmamaları konusunda uyarmıştı.8 Neden? Çünkü yıldızlara tapmak kötü ruhlara tapmanın dıştan göze iyi gibi görünen gizli bir şeklidir. Gerçekte, gelecekleri konusunda yıldızlara bakan ve günlük burçlarını okuyanlar zodyakla ilgilendiklerini sanarak farkında olmadan bile olsa Şeytan a ve onun emrindeki kötü güçlere tapınmaktadırlar.
Şeytanın hareket tarzına bir bakın. Lusifer diye de adlandırılan Şeytan aslında cennette bir melekti. Ama Tanrıya eşit olmayı istediğinden Üstün Olan a karşı bir isyan başlattı. Bunun sonucunda da, Şeytan ve melek ordularının üçte biri Tanrının varlığından kovulmuştur. Bunlar Şeytanın egemenliği altındaki kötü güçler olan düşmüş meleklerdir.

Cennetten kovulduktan sonra Şeytan, Âdem ve Havva’yı kandırarak Tanrı hakkında şüphelere sahip olmalarını sağlamış ve bir şekilde onları Aden Bahçesinden dışarı çıkartmayı başarmıştır. Sonra Kayin’i, Tanrıya O nun yollarına göre değil ama kendi yollarına göre tapmak konusunda kandırmış ve bu da Kayin’in kardeşi Habil’i öldürmesine ve sonuç olarak Tufan la birlikte yaşamın yok olmasına neden olmuştur. Sonra Şeytan, Hamın soyundan gelenleri zodyaka yani asıl olarak cinlere tapmaları konusunda kandırmış ve bu da onların yıkımına neden olmuştur.
Şeytan ın kandırma ve yıkım stratejileriyle günümüzde de Tanrı nın sahip olduğu görkemi çalmayı arzu etmeye devam ettiğini görüyoruz. Günümüzdeki Babil uyanışı azalmadan böyle devam ederse, bu sonunda Tanrı nın gazabını getirecektir.

Heybetli yapısıyla Babil Kulesi Tanrının kurtarışının vahyinin saptırılmış bir şeklidir. Nemrut’un zigguratı Tanrı nın görkemini çalıp, Şeytana vermek için bir girişimdir. Kadir Olan bu kulenin yükselmesine izin veremezdi çünkü Tanrı Kendi görkemini hiç kimse ve hiçbir şeyle paylaşmayacaktır.

3. İlahi Tapınma Yerinde Kendine Tapınma Babillileri böyle bir kule inşa etmek konusunda neyin motive ettiğini merak etmiş olabilirsiniz. Yaratılış 11:4 bunu cevaplamaktadır. ‘Sonra, Kendimize bir kent kuralım’ dediler, Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız. Kule dünya tarafından tanınmak için bencil bir çaba, insanların dikkatini insan tarafından kurulmuş olan medeniyetlerinin merkezine çekmek için bir anıttı. Bu kule Tanrı yı değil ama insanları yüceltmek için tasarlanmıştı.

Kendilerini ve medeniyetlerini koruma konusundaki bu çabaları anlaşılabilir olsa da yanlıştı. Kendimizi korumak aslında bize Tanrı nın bir armağını, dünyada yaşamımızı devam ettirmek için doğuştan gelen bir içgüdüdür. Ama Şeytan her zaman kandırmaca ve karmaşayla insanların bir armağanı alıp bir put haline dönüştürmelerini sağlamaktadır. Babilliler de yaşamlarını koruma konusundaki içgüdülerini kendi çabalarının anılması için bir anıt dikmek ve kendilerini yüceltmek için kullanmışlardır. Tanrı nın yaşamlarını korumak için kendilerine vermiş olduğu armağanı alıp, bunu kendi kendilerine tapınmak için bir puta dönüştürmüşlerdir.




İsim: *

Mail: *

17 + 9 = ? (İşleminin Sonucu)