Burçlar

burçlarBatı sisteminde on birinci evi önemli kılan şey, onun mutluluğu yönetmesidir. Mutluluğu Venüs’ün konumuna ve dördüncü eve bakarak öngören teknik bir sistem olan ve mutluluğu tamamen bağımsız bir fonksiyon olarak gören (başarı, sahip olunanlar ve kazançtan bağımsız) ruhsal bir kültürün sonucu olan Hint astrolojisinden farklı olarak, Batı dünyasında mutluluk doğrudan kişinin tutkularım gerçekleştirip gerçekleştirmediğiyle ilişkilendirilmiştir.

Batılılar daha dünyasal veya materyalist bir felsefeyle yaşarlar, özgür irade çok önemsenir (Batı sisteminde en önemli gezegenin  irade gücünün gezegeni Güneş olduğuna, Hint astrolojisinde baskın olanın Ay olduğuna dikkat edin) ve bu yüzden mutluluk tamamen kişinin temel tutkularını, hedeflerim ve isteklerim gerçekleştirme yeteneğine bağlıdır. Batı haritasında bir gezegen on birinci eve transit yaptığında, kişi en önemli hedeflerini derinlemesine incelemeye ve bazen gerçekleştirmeye başlar. Birden gerçek mutluluğu ve doyumu neyin getireceğim düşünmek için hareket etmeye ara verir. Bu samimi ve fark yaratan bir süreçtir ama, on birinci evdeki transitten önce kişinin sıradan ve gelişigüzel bir yol izlediği anlamına gelmez. O şimdi olayları farklı bir açıdan görür. Önceden her türlü aktivitenin içindeyken şimdi bu tür aktivitelerin mutluluk getirip getirmediğini fark etmektedir. Eğer getirmiyorsa, on birinci evde transiti olan kişi neyin mutluluk getireceğini merak eder.

On birinci evin önemini anlamak için hayatın amacım anlamak gereklidir. Neredeyse bütün dinler ve ruhsal öğretmenler yaratılışın amacının mutluluk olduğunu söyler. Farklı şekillerde de olsa hepsi, Tanrı’mn (doğa, mükemmel varlık veya mükemmel zeka) maddi varlığı kendini eğlendirmek (başka bir deyişle mutluluk yaratmak) için yarattığım söyler. On birinci ev konularının -temel hedefler ve istekler (ve bununla bağlantılı olarak mutluluk)Zodyak’ın on ikinci ve son evinden önce gelmesi rastlantı değildir. Aşağıda açıklayacağım gibi on ikinci ev aydınlanmanın ve nihai özgürlüğün evidir. Tanrı’mn sonsuz planını gerçekleştirmek için, kişi belli bir derecede mutluluk ve doyum kazanmalıdır. Bu, on birinci evin konusudur. Bu doyumu sağladığı zaman, kişi aydınlanma ve özgürleşme gibi on ikinci ev konularına yönelebilir.

On ikinci ev transitlerini ele alırken, geleneksel astroloji metinleri bilinçaltı, terapi yoluyla psikolojik gelişim, saklı korkular ve kompleksler, kendi kendim sabote etme, hapis olma, sezgiler ve kaçış eğilimleri gibi etkilerden bahsederler. Ruhsal vurgusu yüksek bir ev olarak, sıklıkla meditasyon ve mistisizmden bahsedilir. Bu ta, on ikinci evi aydınlanmanın (nirvana veya yüksek bilinç) ve nihai özgürleşmenin temsilcisi olarak ele aldım ve bunu, bu evin en önemli ve gerekli anlamı olarak düşünüyorum. Doğum haritasındaki en son ev olarak on ikinci ev, insan varlığının amacını ve son deneyimini ortaya çıkarır. Ha-yatin bu son ruhsal amacı, yaratıldığımız Tanrı’ya, doğaya veya sonsuz enerjiye bir dönüştür. Ölümsüz ve tanrısal kısmımıza dönüş, din (religion) kelimesinin anlamına işaret eder: ‘re’ tekrar anlamına gelir, Tigio’ kaynak anlamına gelir. Din, günümüzde ritüel ve adama anlamlarına gelse bile, orijinal anlamı kaynağa geri dönüş deneyimine işaret eder.

Bu tarz bir dinsel deneyim, on ikinci ev ve Balık burcunun özüdür.
Farklı kültürler bu son ruhsal birleşmeye farklı isimler verirler. Hindistan’da moksha terimi nihai özgürlük demektir ve doğum haritasmda on ikinci ev tarafından yönetilir. Batıda buna aydınlanma denir ve genellikle İsa’nın ‘içimizdeki cennetin krallığı’ dediği şey olarak anlaşılır. Fakat Batıda, bilim ve materyalizm adına bu ruhsal alan tamamen ihmal edilmiştir. Sonuç olarak, Batı doğum haritasındaki on ikinci ev o kadar yanlış anlaşılmıştır ki astrolog Robert Hand’in Horoskop Sembolleri’nde vurguladığı gibi ‘Kişi on ikinci evin geleneksel açıklamalarından sadece birkaç tanesini gerçekten deneyimlemek için can atar.’

Temel bir gezegenin on ikinci ev transiti sırasında, kişinin kaynağıyla birleşmesini engelleyen, psişesindeki ve iç varlığındaki her şey, işlenmek ve arındırılmak üzere yüzeye çıkar. Bu tarz deneyimler neredeyse hiçbir zaman zevkli olmamasma rağmen, sonuçta ortaya çıkan özgürlük öyledir. Gerçekte, son özgürleşmenin bitmeyen bir mutluluk hali olduğu söylenir; açıkçası diğer bütün evlerin sunduğundan daha ödüllendiricidir!

Aynı zamanda on ikinci ev ve sekizinci ev transitlerinin özgürleştirici etkileri arasmda bir ayrım yapmak istiyorum. Sekizinci ev transiti sırasında kişi, sağlıksız veya uygun olmayan tutkulara aşırı bağlılığı nedeniyle acı çeker ve sonunda kontrol amacıyla hayatına zarar veren davranışları bırakır. Bu, özgürlüğe ve sıklıkla mistik deneyimlere yol açar. On ikinci ev transiti sırasında kişi, kendini kaynaktan uzak tutan problemlerle, sağlıksız davranışlarla, kısır ilişkilerle yüzleşmek zorunda bırakılır. (Bilinci ve sinir sistemi tam aydınlanmaya hazır hale gelene kadar, sadece özgürlüğün küçük bir kısmını tadabilir ve bu, sağlık ve doğallığın uyumu olarak deneyimlenir.) Sekizinci ev transiti sırasında, kişi bağlılıktan özgürlüğe adım atar. On ikinci ev transiti sırasında, kişi yaradılışın kaynağına döner.

Bir önceki yazım: ASTROLOJİK MANTRALARIN SÖYLENİŞİ




İsim: *

Mail: *

16 + 7 = ? (İşleminin Sonucu)