Beijing Gezim

Onlu yaşlarımın sonlarındayken çıktığım ilk yabancı ülke gezim beni Başkan Mao, Çu En Lay ve rejimin diğer önderleriyle tanıştığım Beijing’e götürdü. Bu resmi gezi kooperatif çiftliklere ve hidroelektrik barajlar gibi büyük tesislere bir dizi ziyareti de kapsıyordu. Bu benim asfaltlanmış yollar ve arabalarla dolu modern bir şehirde ilk defa bulunuşum olmakla beraber, aynı zamanda gerçek bilim adamlarıyla da ilk karşılaşmamdı. 1956’da, konuyla ilgili başlıca törenin Delhi’de yapıldığı, Bu-da’nm ölümünün 2.500. yıldönümüne katılmak üzere Hindistan’a gittim. Hindistan Başbakanı Jawaharlal Nehru daha sonraları sürgündeki beni konuk etmesi dışında dostum ve bir çeşit danışmanım da oldu. Nehru bilimsel düşünceyi savunuyordu, Hindistan’ın geleceğini bilimsel ve teknolojik gelişmede görüyor ve derin bir ilerleme vizyonu taşıyordu. Buda’nın vefatının resmi kutlamasının ardından Hindistan’ın birçok yerini gördüm. Salt Buda’nın nihai uyanışa eriştiği, Bodhgaya gibi hac mekânlarını değil, büyük kentleri, sanayi komplekslerini ve üniversiteleri de görebildim.

Madras’taki Teosofi Derneği üyeleri gibi bilim ve tinselliği bütünleştirmeyi deneyen ruhani öğretmenlerle ilk karşılaşmam da o sırada oldu. Teosofi on dokuzuncu yüzyılla yirminci yüzyıl başlarında Doğu ve Batı veya dini ve bilimsel olsun, insan kavrayışının bir sentezini geliştirmeyi amaçlayan önemli bir tinsel hareketti. Madam Blavatsky ve Annie Besant’ı da içeren kurucuları Batılıydılar ama Hindistan’da uzun zaman geçirmişlerdi.

Bu resmi yolculuklardan önce bile teknolojinin gerçekte dünyayı anlamanın belli bir yolunun meyvesi ya da ifadesi olduğunu kavramıştım. Bilim bu ifadelerin temeliydi. Buna karşın bilim, dünyanın bu şekilde anlaşılmasının yolunu açan ondan türemiş bilgi bütünü ve araştırmanın belirgin biçimiydi. Böylece ilk başta teknolojik ürünlerin cazibesine kapılmış olsam da merakımı en derinden uyandıran bu, yani herhangi bir endüstriyel veya mekanik oyuncak değil, bilimsel araştırma biçimi oldu.

İnsanlarla, özellikle de profesyonel bilim adamlarıyla konuşmamın sonucu olarak bilim ve Budist düşüncelerin araştırma azmi arasında (hâlâ bile şaşırtıcı bulduğum) kimi benzerlikler fark ettim. Bilimsel yöntem anladığım kadarıyla maddi dünyadaki belli bir olgunun incelenmesinden yola çıkıyor ve insan olguyu özel bir şekilde ele alırsa olaylar ve ortaya çıkan sonuçları öngören kuramsal bir genellemeye ulaşılıyor ve sonra da bu öngörü bir deneyle sınanıyor. Eğer deney doğru biçimde yürütülür ve tekrarlanabilirse çıkan sonuç daha geniş bilimsel bilgi bütününün parçası olarak kabul görür. Ancak eğer deney başarısız kalırsa (olgunun deneysel gözlemlenmesi öncelik taşıdığından) o zaman uyarlanması gereken varsayımdır. Gerçekte bilim mantığın uygulanmasını da içeren kavramsal bir düşünce süreci yoluyla ampirik deneyi takip eder ve muhakeme tarafından sunulan anlayışı doğrulamak için daha fazla ampirik deneyle sonuçlanır. Bu deneysel inceleme biçimi ile Budist felsefi eğitimim ve tefekkür uygulamamda öğrendiklerim arasında mevcut paralellikler beni uzun süre büyüledi.

Budizm her ne kadar yazıt ve ayinlerle kelime anlamıyla bir dine dönüşmüş olsa da, yazıt yetkinliği Budizm’de muhakeme ve deneyime dayalı anlayışa baskın gelemez. Aslında Buda’-nın kendisi de ünlü açıklamasında; takipçilerini salt ona olan saygılarından ötürü yazdıklarının hatasız olduğunu kabul etmemeleri yönünde ikaz ettiğinde; yazıt yetkisini kendi sözleriyle dinamitlemişti. Güngörmüş bir kuyumcu altınının saflığını titiz bir incelemeyle sınaması misali, Buda da insanların gerçeği mantıksal inceleme ve kişisel deneyim aracılığıyla doğrulamaları gerektiğini tavsiye eder. Bu nedenle iş bir savın doğruluğunu tasdik etmeye geldiğinde, Budizm en büyük yetkiyi deneyime, ikinci sırayı mantığa ve en son olarak da yazıta tanır. Tibet Budizminin içinden çıktığı; Hint Budizminin Na-landa ekolünün büyük ustaları Buda’nın verdiği tavsiyenin özünü, onun kendi öğretilerinin sert ve eleştirici incelemesine uygularlar.

Bilim ve Budizm’in yöntemleri bir anlamda farklıdır: Bilimsel tetkik deneyle, dış olguyu analiz eden araçlarla ilerlerken tefekkür tetkiği arınmış dikkatle gelişir, sonrasında da iç deneyimin içe dönük incelemesinden yararlanılır. Ama her ikisi de güçlü bir deneyimsel temeli paylaşırlar: Bilim bir şeyin var olduğunu veya olmadığını gösterirse (ki bu onu bulmamakla aynı şey değildir), o halde bunu tartışılmaz bir gerçek olarak kabul etmemiz gerekir. Bir faraziye sınanır ve doğru olduğu anlaşılırsa, onu kabul etmek zorunda kalırız. Budizm de benzer bir şekilde (ister bilim tarafından veya isterse tefekkür sezgisiyle bulunmuş olsun) bulguları kabul etmek zorundadır. Bir konuyu araştırdığımızda onun hakkında neden ve kanıt bulursak bunu; yüzyıllarca tartışılmayan bir ağırlığa sahip veya geniş çağlı kabul edilen görüş veya kanı olan, aslına uygun yazıtsal bir kaide ile taban tabana zıt düşse bile, gerçeklik olarak kabul etmemiz gerekir. Budizm ve bilim tarafından paylaşılan böylesi temel bir başka tavır da gerçeği deneysel yoldan aramak ve araştırmamız, gerçeğin farklı olduğunu ortaya koyarsa uzun süreden beri savunulan ya da kabul gören görüşleri terk etmeyi göze almada kuralına bağlı kalmamaktır.

Bilimin, dinin tersine, kayda değer bir özelliği, gerçek savlarını onaylamak için bir kaynak olarak yazıt otoritesine müracaat edilmemesidir. Bilimdeki tüm bulgular ya deney ya da matematiksel kanıt yoluyla ispatlanmalıdır. Newton veya Einstein öyle dedi diye bir şeyin öyle olması gerektiği fikri her şeyden öte bilimsel değildir. Bu yüzden sorgulama söz konusu olan soruya ve yanıtının ne olabileceğine ilişkin olarak açık fikirlilikle yola çıkmalıdır. Bu zihin yapısını ben sağlıklı kötümserlik olarak değerlendiriyorum. Bu çeşit açıklık bireyleri taze önermelere ve yeni keşiflere açık kılar ve bu tutum, anlayış yolunda doğal insancıl merakla bir araya geldiğinde ufkumuzun büyük çapta genişlemesinin önünü açabilir. Elbette bu hal tüm bilim uygulayıcılarının bu ideale ulaşabileceği anlamına gelmez. Gerçekten de bazıları daha önceki paradigmalarda takılıp kalabilirler.




İsim: *

Mail: *

12 + 2 = ? (İşleminin Sonucu)