Başka dünyalardaki hayat Bir esrar

icerikÇağımızdaki bu esrarların araştırılması kuşkusuz yasalarımızı, dinlerimizi, felsefelerimizi, sanatlarımızı, eğlencelerimizi ve bilimlerimizi değiştirecektir.”

Bütün tehlike de burada: İnsan, meraklı bir yaratık olduğu için, esrarları deşmeye devam edecektir ve sonunda kaçınılmaz bir değişime uğrayacaktır.

ÖNCEKİ BÖLÜMLERDE sıraladığımız olayları, açmaya çalıştığımız esrarları genel bir sonuca bağlamak İstersek ne gibi bir görünümle karşılaşacağız?

İlk bakışta bu oklukça karışık bir bilmeceyi, bir bilmeçe dirâini andırmaktadır.

Başlangıcı karanlık uygarlıklardır. Pekinden bilimin hâlâ çözemediği esrarlar, yüzyıllardan beri İnsanlarda tutkular yaratan kayıp ülkeler, olağanüstü ırklar, uzaydan gelen uçan nesneler, yaratıklar, sesler, geçmişi kesinlikle bilinmeyen insanoğlunun çapraşık serüveni ve kişisel esrarı gelir.

Amacımız ne başkalarının çözemediği esrarları aydınlatmak ne de önceki sayfalarda sıralanan çeşitli görüşlere yeni görüşler katmaktır. Amacımız, sınırlı imkânlarımızla bu kitapta derlenen malzemeyi, bir araya getiren esrarları, bilinmeyen gerçekleri bir sistem içine yerleştirmek, sentezini yapmak, tarafsız bir açıdan değerlendirmektir.

Başta evren vardır Varolan her şeyin birleştiği bütünlük ya da varolan maddenin işgâl ettiği sonsuz alan. Uzay, evrenin bir kesitidir diyoruz, değilse de sonsuzluğu sınırlandırmak için, bunu bu şekliyle kabul etmek zorundayız. Milyarlarca yıldızı, gezegenleri, sesleri, esrarları ve mucizeleriyle uzayı ağır aksak tanımaya başlıyoruz; bir parçasını meydana getirdiğimiz güneş sistemini yakından inceliyoruz, daha da öteye giderek Samanyolumuza kadar açılıyoruz, sonraki galaksileri bulmaya çalışıyoruz. Uzay bizi etkilediği kadar mağara insanını da etkilemiş hatta eğitmiştir. İlkel insan uzaya, yıldızlara, güneşe, aya baka baka kendince bir sistem, bir düzen kurmuştur ve bu düzeni hayaliyle, korkularıyla, kuşkularıyla beslemiştir.

TayfunAnceal çağlarda dünyanın her kıtasına uzaydan uçan araçlar kullanan Tannlar İnmiştir. Evnm geçiren inaan ilkel kuşkularına biçim vermiş zekftsım işletip çözemediği olaylara bir çare bulmaya çalışmıştır. Doğal güçlere bir kimlik, bir kişilik yakıştırmıştır. İnsan, giderek. Tannlan yaratmış ya da tanık olduğu obyUn tannl nhra M tır

Bütün Ukel toplumlar, eski uygarlıklar uçan araçlar kullanarak gökten inen Tanrıların serüvenlerini anlatır. Yeryüzüne inen bu Tannlar insanları yaratır, insanları eğitir. insanın evriminde çağdan çağa süregelen, tekrarlanan bir katkıda bulunur. Mağara insanları bu Uçan Tannlan bu garip şekilli, garip giyimli Uzaydan Gelme Efendilerini mağaralannm duvarlannda ölümsüzleştirirler. Çok eski uygarlıklar mitoslarında, destanlarında bunlardan söz eder; kimi tapar, kimi de yılmadan dönüşlerini bekler.

Kutsal kitapların birçok yerlerinde bu Tannlann gücünden, kullandıktan korkutucu, esrarengiz olağanüstü silâhlardan sör edilir. Şehirleri yerle bir eden, insanlan kasıp kavuran, küt haline getiren, bilinmeyen hastalıklar doğuran silâhlar ve ışınlardır bunlar. Çağdaş yorumcular için bu mitolojik silâhların birçoğu nükleer silâhlan andırmaktadır. Bu rastlantı olsa gerek; ya da insanoğlunun tannsal güçlere sahip olduğunu tanıklayan geçmişten kopmuş örnekleri

Mitoslar, inançlar incelenirken rastlantılar çoğalır, benzerlikler, paralel gelişimler, yapısal ilişkiler belirir. Kıtadan kıtaya, çağdan çağa, uygarlıktan uygarlığa benzer temalar işlenir ve psikoloji bütün bu malzemenin doğuşunu, gelişmesini tek bir noktaya bağlan İlk örnekler evrensel sayılır, insanın ebedi tecrübesinden çıkmadır ve kişiden kişiye değişmez. Uzaydan gelen Uçan Tannlar ve genel olarak Tanrı kavramı insanlık tarihinde bilinci en eski ilk örneklerden biridir diyor patoloji.




İsim: *

Mail: *

13 + 5 = ? (İşleminin Sonucu)