Babacığının Kızıydı

images (2)Vaka Kaydı No. 23

İsmi: Yeliz Yaşı: 42

Medeni Hali: Boşanmış

Mesleği: Bir Halkla İlişkiler şirketi sahibi

Yaşam Dersi: Gerçek

Katalizör: Babası

Tip: Enerji Damgası

Yeliz beş çocuğun en küçüğü ve “babacığının kızıydı.” Babası Dürüstlük yaşamdersi üzerinde çalışıyordu. Gerçekten çok düzgün konuşan zeki bir satıcıydı. Gözlerinizin içine bakarak siyahın beyaz olduğunu söyleyip sizi buna inandırabilirdi. Öylesine büyüleyici ve ikna edici bir insandı ki, insanlar onun yalan söylediğini bildiklerinde bile ona karşı çıkamazlardı. Yeliz babasını o kadar çok severdi, ona o kadar çok hayrandı ki, o nun yalanlarına inanmış gibi davranmaktan mutlu olurdu.

Daha da kötüsü, Yeliz dürüst davranmamanın kabul edilebilir olduğuna inanır olmuştu. Hatta, babasının izinden gitmesine fırsat verecek bir mesleği seçmişti. Halkla ilişkiler alanında çok başarılı bir kariyer yapmış ve çok geçmeden, tıpkı babası gibi, Yeliz de kendi yalanlarına inanmaya başlamıştı.

İşler bir süre için iyi gitti. Yeliz kendi halkla ilişkiler şirketini kurdu ve çok başanlı oldu. Ama daha çok sahtekârca davrandıkça, yaşamı da daha dengesiz hale geldi ve işler daha çok çözülmeye başladı. Kendi personeliyle sorunlar yaşamaya başladı. Onlar güvenilmez hale geldiler. Tembelleştiler. Ona ihanet ederek rakip şirketlere geçmeye ve giderken müşterilerini de götürmeye başladılar. Yeliz öfkeden küplere biniyordu. “Bunu bana nasıl yapabildiler?” diye hırsla veryansın ediyordu, “Hiç sadakat duyguları yok muydu?” Gerçek hakkında büyük bir kör noktaya sahip olduğundan, çevresindeki insanların sadece kendisinin yaydığı enerjiye aynalık yaptıkları Les lie’nin akima hiç gelmiyordu.

Yeliz beni ilk kez aradığında, konuşmaya her zamanki gibi başlayarak bu seanstan ne bekleyebileceğini ana hatlarıy la söyledim. Danışanların güçlerini bana herhangi bir biçimde teslim etmemeleri ve eğer teslim etmeye çalışırlarsa bunu yapmayı reddettiğimde şaşırmamaları için bunu her zaman yaparım. Onlara genellikle şöyle derim: “Bu çalışma muktedirlikle ilgilidir, dolayısıyla, size hangi yolu seçmeniz gerektiğini, ne yapmanız ya da yapmamanız gerektiğini söylemeyeceğim. Bu seansların tüm amacı sadece kendi yaşam kalıplarınızı farklı bir perspektiften göstermek, böylece tüm seçeneklerinizi daha net biçimde görebilmenizi sağlamaktır.”

Ancak Yeliz’ye bunları söylemeye başladığımda, o sözümü keserek daha önce birçok şifacıyla, psişik okurla birçok seans yaptığını ve kendisine bunları söylememe hiç gerek olmadığını bildirdi. Daha önce böyle birçok kişiyle çalışmış olmasının ona bizim seansımızda bir avantaj vermeye yettiğini düşündüğü belliydi. Bense onun bu sözlerinden etkilenmedim ve benim başka sezgisel şifacılarla seanslar yapmadığımı ve bu yüzden her danışana benimle yapacağı bir seanstan ne bekleyebileceğini söylemekte ısrar ettiğimi belirttim.

Biz konuşmaya başlar başlamaz, Yeliz konuşmanın kontrolünü ele geçirmeye çalışarak, benden son psişik okumada almış olduğu tüm bilgiyi doğrulamamı istedi. Çok geçmeden onun aslında beni danışmak için değil, daha önce başka psişiklerden duymuş olduğu şeyi doğrulatmak için aradığı belli oldu. Yeliz kendini ona söylenmiş olan bir öyküye kaptırmıştı, bu öyküye göre, halen yaşamakta olduğu tüm zorluklar geçmiş bir yaşamından kaynaklanıyordu. Yeliz’nin bu kısırdöngüye yakalanmış olduğunu ve eğer bu oyuna katılırsam sadece onun böyle kalmasını sağlayacağımı gördüm. Onun Gerçek yaşamdersi üzerinde çalıştığını düşündüğümü söyleyip, halen babasıyla ilişkisinin nasıl olduğunu sorduğumda tamamen hazırlıksız yakalandı. Hemen dili sürçmeye başladı ve bunun işinin başarısızlığa uğramasıyla ne ilgisi olduğunu sordu. Ona babasının onun Gerçek dersi için katalizör rolü oynadığına ve bunun şimdi işinde yaşadığı zorlukların başlıca nedenlerinden biri olduğuna inandığımı açıkladığımda Yeliz o kadar çok şaşırdı ki konuşmaya devam etmeme izin verdi.

Burada şunu belirtmeliyim ki ben genellikle özel seanslarımda insanların temel yaşam derslerini hemen tanımlamam ve bunu ancak bir danışanın daha büyük tabloyu görmesinin yararlı olacağını hissettiğimde yaparım. Ama Yeliz’nin durumunda, zamanımın sınırlı olduğunu biliyordum. O kırk beş dakikalık bir seansın parasını ödemiş olsa da, onun dikkatini hemen çekmem gerektiğinin, yoksa ona erişme şansım hiç bulamayacağımın farkındaydım. Böylece, sezgime güvenerek, gözlerimi kapadım ve Yeliz’nin babasını sanki onu çok iyi tanı yormuşum gibi tarif etmeye başladım.
O andan itibaren, Yeliz’nin dikkatini tam olarak çektiğimi biliyordum. Ona, altı yıl önce babasıyla ilişkisinde büyük bir değişime neden olan ve hâlâ çözülmemiş neyin vuku bulduğunu sordum. Yeliz çok şaşırarak altı yıl önce babasıyla büyük bir yüzleşme yaşadığını itiraf etti. Hayatında ilk kez, babasının söylediği yalanlardan birini onun yüzüne vurmuştu. Babası çok öfkelenmişti ve o zamandan beri de birbirleriyle hiç konuşmamışlardı. Yeliz bu yüzden büyük bir suçluluk duymuştu ve hâlâ doğru şeyi yapıp yapmadığından kuşku duyuyordu. Hatta, bana bunu yapmaması gerektiğini ve gerçeği babasının yüzüne vuracağına onun yalanlarıyla birlikte yaşamasının daha iyi olacağını bile söyledi.

Kendi gerçeği içinde durduğu için Yeliz’yi kutladım ve sonra ona On İki Temel Yaşam Dersi’nderi ve Gerçek dersi üzerinde çalışan bir kişinin niteliklerinden söz etmeye başladım. Hatta, ona şu anda babasını unutmasını ve kendi kalbinde olanı netleştirmeye odaklanmasını bile önerdim. Ona, şirketinin başkanı olarak gerçeği sürekli olarak kendi dışında aramasının çevresindeki herkesin kafasını karıştırdığını söyledim. Buna verdiği karşılık, “Ama ya ben yanlış yapıyorsam ne olur?” idi. Sonra ona yapması gereken tüm şeyin, sadece, onun için gerçeği oluşturan şeyle ilgili perspektifini değiştirmesi olduğunu hatırlattım. Gerçek hakkında bilinmesi gereken önemli şey onun sabit bir şey değil, tekâmül eden bir süreç olduğudur. Biz gelişip tekâmül ettikçe, “gerçek’Te ilgili algımız da gelişip tekâmül eder.

Seansın sonunda Yeliz benden seansı uzatmamı ya da ertesi gün beni tekrar aramasına izin vermemi rica etti. Onun hayrına olacak şekilde, her iki seçenek de mümkün değildi. Yeliz’nin bir sonraki seans için beş ay beklemesi gerekiyordu.

Bir sonraki konuşmamızda, Yeliz heyecan doluydu. İşi o pek fazla çaba göstermeden gelişmeye başlamıştı. Aslında, o meydana gelen değişikliklerin onun yeni algılarıyla bir ilgisi olup olmadığım bile merak ediyordu. Ayrıca babasıyla arasında olup bitenleri bana söylemek için sabırsızlanıyordu. Bir gün babası onu sanki aralarında hiçbir şey olmamış gibi aramıştı. Hatta, ona çocukluğunda kullandığı takma ismiyle hitap etmişti. Allahtan, Yeliz şimdi babasını değiştirmenin ona düşmediğini anlamıştı. Onun sorumlu olduğu tek şey kendi gerçeği içinde durmaktı. Bunu duymak beni çok hoşnut etse de, onu ciddi bir testten geçirmem gerekiyordu. Yeliz’ye son konuştuğumuzdan beri kaç psişik okuma yaptırdığım sorduğumda, gururla, artık kendi içsel rehberliğine kulak vermeye ve kalbinin sesini dinlemeye başladığından, hiç psişik okuma yaptırmadığını bildirdi.

Bu seansın sonunda Yeliz onunla her hafta bir seans yapıp yapamayacağımı sordu. Ona ihtiyacı olan şeyin çoğunu zaten verdiğimi ve programım çok önceden belirlendiğinden bu kadar sık seans yapamayacağımı yumuşak bir dille açıkladım. Kendi içsel rehberliğine daha çok güvendikçe, kendi dışındaki kaynaklardan yanıtlar aramaya daha az ihtiyaç duyacağını da söyledim. Gerçek dersi üzerinde çalışan birinin kendi yanıtlarım bulmasının anahtarının onun arayışında değil, soruları yanıtların kendi içinden geleceği şekilde sormasında olduğunu belirttim. Onun bu noktada yapması gereken tüm şey, gelen yanıtı o andaki kendi gerçeği olarak kabul etmekti.

Yeliz ile hâlâ yılda bir seans yapıyorum ve bu seansları gerçekten bekler oldum. Gerçek yaşamdersinde daha yüksek hâkimiyet düzeylerine erişen çoğu insanın yaptığı gibi, Yeliz de şimdi diğerlerinin akıl danıştıkları biri oldu. O da artık “gerçeğin bir kaynağı” olarak tanınıyor.




İsim: *

Mail: *

12 + 8 = ? (İşleminin Sonucu)