Astroloji’de Mars

icerikMars

İradenin, istencin geliştirilmesi. Cesaretin genişletilmesi. “Fazla iddialılığın terbiye edilmesi”.

Alınganlık, öfke, bencillik, duyarsızlık, zalimlik, sadistlik, abartmacılık, sinirlilik, “öfkesi burnunun ucunda olmak.”

Hangi savaşları cesaretle karşılamalıyım? Anlamsız sürtüşmeler ve didişmelerden yıpranmamak için kendimi nerelerde ortaya koymalıyım? İrademi nasıl keskinleştirebi-lirim? Girişkenliğimi nasıl ifade edebilirim? Çok büyük dayanma gücü. Kendini ortaya koyma ve talep etmede tereddüt. Pasif tavır. Öfke kontrol altında ama içe yönelmiş.

Elinizde bu kitap, halinizden hoşnut, oturuyorsunuz. Amma da yolunacak kazmışsınız! Parayı verip kitabı aldığınıza göre, artık size bunu söyleyebilirim. Siz okurken editörüm ve ben havyar yiyip, Saint Emilion içiyor olacağız, teşekkürler. Bir aptal ve parasının yollan hemen ayrıldı….

Biraz öfke duydunuz mu? Şaşırdınız mı? Alışmanız gereken yeni ve incitici bir gerçek mi? Umarım öyledir, çünkü eğer öyleyse Mars’ı anlamaya giden yol üzerindesiniz.

Bir kere daha, aslında hiç de yabancısı olmadığımız bir sembol ile karşı karşıyayız. Sadece isim yabancı. İlişkin olduğu duygu ve bilincin ilgili bölümü saldırganlık, girişkenlik aslında yerçekimi kadar tamdık.

Mars dünyanın yörüngesinden sonraki ilk gezegentir. Merkür ve Venüs merkeze daha yakındır. Bir bakıma onların etrafında döneriz. Görsel olarak bu onları Güneş’e bağlar. Fazla uzak olamazlar. Kırmızı gezegende durum değişiktir. Başka bir etkiden bağımsız, istediği yere gidebilir.

Basit bir astronomik gözlem bize Mars hakkında çok şey anlatır. Bu, özgürlüğün gezegenidir. Bağımsızlığın. Kendi geleceğine kendi karar vermenin. Gece gökyüzünde kan kırmızısı bir göz, eskiler anlamını hemen kavramışlar. Onlar Mars’ı savaş tanrısı olarak tammış ve ondan korkmuşlar. Gururlu ve alıngan, o hareket edince, onlar titremişler.

Aradan geçen çağlar bize yeni gerçek modellerini öğretti. Biz artık Mars’ı tozlu bir atmosferle korunan, küçük, üçüncü sınıf bir dünya, soğuk bir çöl gezegeni olarak biliyoruz. Korkacak hiçbir şey yok. Bu görüşün kanıtları ilgi çekici. Uzay araçları oraya indi. Fotoğraflar dünyaya gönderildi. Mars’ın savaş tanrısının evi olduğu düşüncesini destekleyecek hiçbir ipucu bulunamadı. Orada şişkin pazulanyla herküle benzer askerler yoktu. Amazon kadınlar yoktu. Kanallardan testosteron akmıyordu. Aslında, kanallar da yoktu.

Yine de astrologlar için, Mars hala saldırganlığın ve kendini ortaya koymanın sembolüdür. “Savaş tanrısı.” Niçin? Çünkü onun bu etkisi gözlemlenmiştir. Sıradan bir kaç doğum haritasına şöyle bir baksak, Mars’ın önemli bir rol oynadığı haritalarda, kişiliğin didişmeci ve direkt olduğunu görürüz.

Geleneksel astrologların Mars hakkmdaki görüşleri Kaidelilerde din adamlarının kırmızı gezegen hareket ettiğinde bir koyunu kurban etmeleri gerektiğini söyledikleri günlere kadar gitmektedir. Onlara göre kesinlikle “kötü” bir etki söz konusuydu ve onu bir tatsızlıkla bağlantılı kabul ediyorlardı. Çatışma. Anlaşmazlık. Düşmanlık. Terör. Bunlar, hiç şüphesiz, Mars’ta. Ama bunları ön sıraya yerleştirmek yanlıştır. Hepsinin üstünde, Mars insan istencinin gücünü temsil eder. Bize ne istiyorsak onu yapmamız için istim verir. Kendi hayatımızı biçimlendirmek için. Ve yolumuzda duran herşeyi yıkmak için.

Bu enerjiyle oynamak çok risklidir. Mars kötüleşirse, ondan daha korkuncu yoktur. Konuşulamayacak kadar zalim, affedilemeyecek kadar bencil, akıl almayacak kadar duyarsız olabilir. Eğer bir “katil içgüdüsü” varsa, sembolü Mars’tır.

Niçin bu kitapta “Mars’a Nükleer Saldırıda Bulunalım” düğmesi yok? Çünkü Mars olmadan ölürüz. Eğer Mars imha edilseydi, hepimiz uyur kalırdık. Mars hevesin gezegenidir. O, eski erkeklerin gözüne parıltıyı, eski kadınların ruhuna çeşniyi koyan gezegendir. Bir maratoncunun son yarım kilometreyi koşmasım sağlayan Mars’tır. Paganini’nin yıldırım hızındaki pasajlarını çalarken kemancıyı infilak ettiren o’dur. Mars Dac-hau’da, Kalküta sokaklarında insan iradesini yüreklendirmiştir.

Öldürme içgüdüsü? Bazen. Kurtuluş içgüdüsü? Yaşamak isteği? Kuşkusuz her zaman.

Mars bir korkağa tahammül edemez. Bu gezegeni huysuzlaştırmanın en kesin yolu, kararlarımızı bizim yerimize korkunun vermesini sağlamakta. Mars’ın serüvene gereksinimi vardır. Ona stres gerekir. Limitlerini zorlaması lazımdır. Azgın, vahşi bir savaşçı. Bir eşkiya ıssız sokakta bizi durdurup para istediği zaman yanımızda bulunmasında fayda olan bir savaşçı. Ama kütüphaneye birlikte gitmezsek iyi olur, kan deveranını sağlamak için, kaim VVebsters cildine atiş talimleri yapabilir.

Mars’ın bir katil yerine hayatta kalan olmasını nasıl sağlarız? İstedikleriyle onu besleyerek. Ve tarifler doğum haritamızda okumamız için bizi beklerler.

Bir kadının Mars’ının Oğlak’ta olduğunu düşünelim. Oğlak, hırsın ve öz disiplinin burcu. Kadının gizli bir hayali var: Labrador’u köpeklerin çektiği bir kızakla yalnız başına geçmek ve serüvenleri üzerine bir kitap yazmak istiyor. Bu renkli, ürkütücü ve büyük irade gücü gerektiren bir deneyim olduğu için Mars’a uygundur. Aym zamanda Oğlak’a da uygun, çünkü organize ve yalmz olmak söz konusu, ve ayrıca işin içinde kariyer de var. Kitap yazacak.

Peki, işini bırakıp, köpek aramaya mı girişmeli? Hiçbir astrolog bunu söyleyemez. Ama biz onun kaderinin Mars Oğlak’ta bir deneyim yaşamak olduğunu biliyoruz. Bu Labrador olmayabilir. Veya olabilir. Eğer o Labrador’a gitmesi gerektiğini kemiklerinde hissediyor ve bu duyguyla harekete geçmiyorsa, Mars sağlıklı bir çıkış yolu bulamıyor demektir. Köşeye kıstırılmıştır. Ve artık katili görebiliriz. Giderek artan bir şekilde sinirlenir. Alınganlaşır. Tartışır. Ivır zıvır konularda rekabet eder. Ve elbette çevresindeki insanlar buna fazla dayanamazlar. Onlar da öfkelenirler. Kadın kendi yaydığı enerjiyi aynen geri alır. Bir başka deyişle, ihtiyacı olan stresi alır, ama bu istediği ve gereksindiği biçimde olmaz. Kutup ayılarıyla karşılaşsaydı daha iyi olurdu.

Ayılarla yüz yüze gelmek: Mars hakkında bilinmesi gereken tek ve her şey budur.




İsim: *

Mail: *

20 + 5 = ? (İşleminin Sonucu)