Aslını İnkâr Köksüzlük

dort-4-element-su-toprak-hava-ates-sembolAdem Bahçesinden kovulduktan sonra Adem ve Havva bahçenin yakınında kalmış ve bir şekilde Aden topraklarında yaşamışlardır. Sadece fiziksel mesafe olarak bahçeye yalan kalmayıp, ruhsal olarak Tanrının varlığına yakın kalmış, vaşamlarını Tanrı da köklenmiş olarak sürdürmüşlerdir.

Adem ve Havva günah işlediklerinde, Tanrı onların çıplaklıklarını örtmek için onlara hayvan derisinden giysi sağlamıştır. Adem ve Havva da, Tanrının günahlarının getirdiği utancı örtmek için masum bir hayvanın kanını akıtması gerektiği gerçeğini kabul etmişlerdir. Bu günaha karşılık kan akıtılmasınm gerektiğiyle ilgili ilk örnektir, son ve en üstün şekilde yerine getirilişi Mesih’in Çarmıhı nda gerçekleşmiştir.

Adem ve Havva, hayvan kurban edilmesi prensibini çocuklarına öğretmiş ama Kayin Tanrı ya O’nun yöntemlerine göre yaklaşmak istememiş, kendi yoluna göre yaklaşmayı istemiştir. Tanrıya, Tanrı nın kendisinden istediğini değil, Tanrı nın kabul etmesi gerektiğini düşündüğü şeyi sunmuştur. Bu nedenle de Tanrı, Kayin’in sunusunu reddettiğinde, Kayin tövbe etmek yerine, aslını inkâr edip, Tanrı dan kaçmıştır.

Modern çağda Kayin gibi birisi, arada sırada kiliseye giden, Tanrı nın Söz üne göre değil ama kendi mantığına göre bir Hıristiyanlığa inanmak isteyen kişidir. Böyle bir kişi, Tanrı ya Çarmıh ta kendisi için akıtılan kan aracılığıyla yaklaşmak istemediği için, kurtuluşu konusunda kendi iyi işlerine tutunarak yaklaşacak ve bu iyi işlerin kendisini kurtaracağına inanacaktır. Böyle kişiler her pazar kiliseye gidebilirler ama ruhsal olarak köklenememeye, yersiz yurtsuz olmaya ve huzursuzluğa mahkûmdurlar.

Yalnızlık
Büyük şehirlerde doğal olarak büyük insan kalabalıkları da bulunur. Büyük ve kalabalık olduğu halde bu şehirlerde yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu derin bir yalnızlık hissine sahiptir. Yalnız olmaktan rahatsızlık duyan insanlar kalabalık içinde kendilerini gizlemeye çalışırlar. Bu insanlar büyük gruplara katılır, diğerleriyle bağlantıları varmış gibi göstermeye çalışırlar. Ama birçoğu birbirleri için tanıdıktan başka bir şey değillerdir, birbirleriyle çok az şey paylaşırlar.

Birçok insan kendi ilgi alanı üzerine yoğunlaşmıştır ve diğerlerini pek az düşünür. Evli çiftler bile gerçek yakınlığı deneyimlemedikleri için kendilerini aynı çatı altına yaşayan yabancılar gibi görürler. Çoğu zaman, karşımızdaki insan bizi seveceğini ve bizimle ilgileneceğini vaat etse bile, bir başkasıyla duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak şöyle dursun, kendi yüreklerimizin derinine bakmaktan bile korkarız. Yakın olmak, yüreğimizi birbirimize açmak ve yaralanabilir olmaktır ve bu birçok kişinin almak istemeyeceği türden bir risktir.
Tanrı böyle yaşamamızı tasarlamamıştır. Tanrı bizi birbirimiz için duyduğumuz bir ihtiyaçla yaratmıştır. Adem ve Havva, Tanrıyla bir yakınlık ve paydaşlık içindeydi. Birbirlerinin varlığından ve paydaşlıktan zevk alıyor ve Tanrıyla sahip oldukları yakın paydaşlığın zevkini sürüyorlardı.

Bu insan eliyle inşa edilmiş şehirlerde ise çok farklıdır. Kutsal Kitap ta Kayin’in soyundan gelenlerin nasıl tanımlandığına bakarsanız, Kayin’in inşa ettiği şehrin, yalnızlık, zorluk, kibir ve bencillik dolu olduğu sonucuna varabilirsiniz. Bu insanların Tanrıya itaat etmek yerine kendi istekleri doğrultusunda bir yaşam sürmeyi seçmelerinin bir sonucudur. Böyle bir yaşam insanı yalnızlığa ve diğerlerinden tecrit edilmiş bir şekilde yaşamaya mecbur kılar. Bu sahip olabileceğimiz tatmin ve memnuniyeti çalar. Diğer taraftan yüreğimizi Tanrıya ve diğerlerine açmak, yaşamımıza bağlanma, paydaşlık, arkadaşlık ve huzur getirir.




İsim: *

Mail: *

12 + 6 = ? (İşleminin Sonucu)