Aslı İle Yaratma Katalizör

yilMedeni Hali: Boşanmış Mesleği: Sanatçı Yaşam Dersi: Yaratma Katalizör: Annesi Tip: Enerji Matriksi

Aslı bana ilk kez danışmak için geldiğinde evliydi, ama eşiyle aralarında bazı sorunlar vardı. O evliliğinin yıkılmasını istemiyordu. Sadece evliliğinde başarısız olmaktan korkmuyor, ayrıca yaşamla tek başına baş edebileceğine de inanmıyordu.

Aslı bunun farkında olmasa da, ben onun eşinden boşanmasının büyük bir olasılık olduğunu gördüm. Bu yüzden, gördüğüm şeyi ona söylemeden, onu kendi gücüne sahip çıkmaya ve Yaratma yeteneğine güvenmeye teşvik ettim. Ama Aslı’m düşünebildiği tüm şey evliliğinin yıkılması olasılığı ve eğer korktuğu başına gelirse nasıl geçineceğiydi. Evlilik ona tek başına asla tekrar yaratamayacağını düşündüğü bir sürü şey vermişti.

Aslı’ya tutkusu hakkında sorular sordum, yaptığı ve onu mutlu eden şeylerin neler olduğunu sordum. “Amatörce” resim yapmaktan, yazı yazmaktan ve bazen de şarkı söylemekten gerçekten zevk aldığını, ama bunların meslek edinebileceği şeyler değil, “sadece hobi” olduklarını söyledi. Ancak, o konuşurken gördüğüm görüntü bana bunun tam tersini gösterdi. Gördüğüm kadarıyla, Aslı sadece iyi bir ressam ve harika bir şarkıcı değildi, aynı zamanda çok yetenekli bir yazardı. Ancak, gördüğüm şeyi ona söylediğimde, bunu hemen reddetti. Bu üç tutkunun “küçük birer hobi”den daha başarılı olabileceği ona çok inanılmaz gelmişti. Daha da kötüsü, bu alanlarda vasatın üstünde olsa bile (ki öyle olduğunu hiç sanmıyordu) bu hobilere çoğu kişiden daha çok zaman ayırabilmesini sağlayan şey kocasımn servetiydi. Aslı’ya göre, yaratıcılığı tümüyle parasal gereksinimlerinin günbegün karşılanmasına bağlıydı.

Altı ay sonra Aslı yine benimle görüşmeye geldi. Kocasından ayrılmıştı ve boşanmak üzereydi. Önceki gibi, mali durumu onu kaygılandırıyordu. Çocukları olmadığı için kocası onu mali olarak destekleme sorumluluğunu hissetmiyordu. Bu yüzden, Aslı kendi kendini geç1′ ^diremeyeceğinden korkmasının yanı sıra, bir iş bulsa bile “küçük hobilerine” vakit aylamayacağından korkuyordu; “hobilerinde çok başarılı olmasa da,” onlar onun için yine de çok önemliydiler.

Bunun üzerine Aslı’ya algıladığım yaşam dersinden ve kör noktasından söz etmenin uygun olduğunu hissettim. Onun geçmişinde ne gördüğümü anlattım ve bu yaşam dersindeki katalizörün annesi olduğunu açıkladım.

Aslı’nın annesi tanınmış bir film yıldızıydı. Bu güzel, yetenekli ve rekabetçi kadın kızma onun yaptığı her şeyin annesinin başarılarının yanında sönük kalacağı inancını aşılamıştı. Ama benim gördüğüm kadarıyla gerçek çok farklıydı. Aslı’nın yetenekleri annesinin yeteneklerini fazlasıyla gölgede bırakabilirdi. Ama Aslı kör bir noktaya sahip olduğundan ve dolayısıyla bu gerçeği göremediğinden, yapmak için doğduğu şeyi yaparak hayatını kazanmak yerine, sıradan bir işe girmesi, örneğin bir hamburgercide servis yapması daha olası görünüyordu. Kör noktası onun çok yetenekli olduğunu, hayatta istediği her şeyi yaratmaya muktedir olduğunu görmesini engelliyordu.

Aslı’nın birçok yetenekli olduğunu söylemek bir abartma olmazdı. O bir gece bir konser verebilir, ertesi gece ünlü bir sanat galerisinde resim sergisi açabilir, ondan sonraki gece de ilk kitabının en çok satanlar listesinde birinci sıraya yükselmesini kutlamak için verilen bir partiye katılabilirdi. O böy lesine yetenekli ve yaratıcı bir insandı.

Ancak, Yaratma dersi üzerinde çalışan birçok kişide olduğu gibi, Aslı’m kendi yetenekleriyle ilgili kör noktası mü kemmeliyetçilik şeklini almıştı. Bunun sonucunda, yaptığı hiçbir şey onun gözünde “yeterince iyi” değildi. Ayrıca, mükem meliyetçiliği yüzünden, kendini doğru karar vermek ve işleri doğru bir sırayla yapmak istemeye öylesine kaptırmıştı ki, üç tutkusundan hangisini önce gerçekleştireceğine bir türlü karar veremiyordu. İşte Aslı kendisiyle ilgili her şeyin önünü böyle tıkıyordu (tabii, bunu bilinçsiz olarak yapıyordu).

Aslı için yapabildiğim en büyük şey ona şu üç soruyu sormak oldu:
“Sana hiç kimse nasıl iyi hatalar yapacağını öğretti mi?” “Seni hiç kimse başarısızlığa uğramana izin verecek, böy lece yapabileceğin en iyi hatalardan ders almanı sağlayacak kadar sevdi mi?”

Ve “Bunu şimdi yapman için ne gerekiyor?”
Aslı ilk başta beni dinlemek istemedi. Tüm bunlara ayıracak zamanının olmadığını, önce hayatını kazanmaya odaklanması gerektiğini söyledi. Ama ben onun bu sorumluluktan bu kadar kolayca kurtulmasına izin vermeye niyetli değildim.

“Peki, tutkunu gerçekleştirip, Tanrıvergisi yeteneklerini kullanarak evrene en yüksek şekilde yararlı olduğunda, hayatım şimdikinden çok daha iyi kazanabileceğini hiç düşündün mü?” diye sordum.

Aslı tutkularından birini, hatta üçünü de meslek edinerek başarılı olabileceğine inanmaya hâlâ çok hazır olmasa da, söylediklerim onun durup düşünmesine neden olmuştu. “Şey” dedi, tereddütle, “eğer böyle bir şey yapacak olsaydım, bu işe yavaş yavaş girişip, onu yavaş yavaş geliştirmem gerekirdi. Bu yüzden mevcut işimi bırakamazdım.”
Benim duymak istediğim de buydu. “Öyleyse kendine bunu yaratacak zamanı ve yeri verecek kadar kendini rahat hissetmen için ne gerekiyor?” diye sordum. Aslı bu soruyu yanıtlamadı, o sırada ne yapacağını düşünmekle çok meşguldü.

Aslı en sonunda güvensizliklerini ve kendi yarattığı engelleri aşmaya başladı. Ve tıpkı görmüş olduğum gibi, bir ölçüde başarı kazanmaya başladı. Ama bu yaşam dersini öğrenmesini kolaylaştırmak için bir eneıji matriksi seçmiş olduğundan, kendini asla başarılı hissedemeyecek. Annesi bir katalizör olmasaydı bile, Aslı kendini hep yetersiz hissedecekti, çünkü o böyle bir donanımla gelmiş ve hiçbir şey bunu iyileştiremez ya da değiştiremez. Burada hâkimiyetin (olumsuz niteliği olumlu biçimde kullanmanın) anahtarı Aslı’m kendi yetenekleri konusunda daima bir kör noktaya sahip olacağını anlamasıdır. Eğer resim sergisini görmeye üç yüz kişi gelirse, o neden bin kişi gelmedi diye üzülecektir. Eğer Aslı bu olguyu kabullenmeyi öğrenebilirse ve işini sırf tutkusunu gerçekleştirmenin ve kendini yaratıcılığıyla ifade etmenin sevinci için yapabilirse, gerekeni yapmış olacaktır. Gereken tüm şey budur.
Yaratma yaşamdersi üzerinde çalışan birini ayırt etmek zor değildir.

Müthiş yeteneklerine ek olarak, onların yetenekli olduklarım kabullenmelerini engelleyen kör noktalan, genellikle, kendilerine gerçek değerlerinin altında paha biçmelerine yol açar. Hepimiz böyle insanlarla, örneğin eserlerini satmak için daha iyi teklifleri beklemek yerine, ilk alıcıya ucuza satan ressamlarla karşılaşmışızdır. Ya da bir projede tüm perde arkası çalışmayı yapıp, sonra amirinin o işin itibar ve onurunu kazanmasına izin veren asistanlarla karşılaşmışızdır. Bunlar genellikle “tahtın ardındaki güç” denilen türde insanlardır. Onlar tahtta oturmaya asla cüret edemezler, çünkü bunu hak ettiklerine inanmazlar, ama gerçekte, kimse bunu onlardan daha çok hak etmez, çünkü onlar ilk başta o tahtı yaratmış olanlardır.




İsim: *

Mail: *

14 + 5 = ? (İşleminin Sonucu)