Akrep Burcu Erkek Çocukları

İlkokulda okuduğum yıllarda despot bir müdürümüz vardı. Bütün öğrenciler ondan korkardı. Bir çocuk sınıfta yaramazlık yaptığı veya dersine çalışmadığı zaman öğretmen onu müdüre göndermekle korkuturdu. Müdüre giden yaramaz çocuk bir güzel dayak yedikten sonra sınıfa dönerdi. Ancak dayak yemekle cezası bitmediği için korkusu devam ederdi. Çünkü müdür çocuğu dövdükten sonra anne veya babasına telefon eder, “çocuğunuz okul kurallarını çiğneyerek ders huzurunu bozmuştur, lütfen ona gereken cezayı veriniz,” derdi.

Bir suça iki ceza ilkel kabile kültüründe bile yoktur. Şu medeni toplumumuzda merhametsiz eğitimcilerin bulunması beni son derece üzüyor. Zira onların yanlış eğitimle hasta ettiği genç ruhları biz tedavi etmek zorunda kalıyoruz. Tedavi ettiğim gençlerin çoğunda intihar ve intikam duygularının ağır bastığını görüyorum. Her iki duygu insanın kalbini kinle doldurarak kendine yabancılaştırır, doğru düşünmeyi unutturur. intihar etmeyi düşünen bir çocuk, içindeki kini kendine yönlendirmiştir. Kendini değersiz ve aşağılık bir yaratık olarak görür. Bütün toplum ona düşmandır. Düşmanı sevmek ve onunla iyi geçinmek imkânsızdır. Tek çıkar yol canına kıyıp bu toplumdan kurtulmaktır. Eğer çocuk içindeki nefreti topluma yönlendirirse, içi intikam hisle-riyle dolar ve bu yüzden kolayca cinayet işleyebilir.

Bu düşüncelerimi anlatma fırsatı bulduğum bazı anne babalar ve öğretmenler soruyorlar: “Eğer çocuk kurallara uymuyor, ders çalışmıyor ve sözden de anlamıyorsa ne yapacağız? Onu kendi hâline mi bırakacağız. İşlediği suç cezasız mı kalacak?” Bu sorular psikoloji bilmeyen bir insana ilk anda anlamlı gelebilir. Ancak gerçekte öyle değildir. Eğer bir çocuk kuralları çiğniyor, ders çalışmıyor ve sözden anlamıyorsa onu bu hâle getiren sebepler vardır. Bu sebepleri bulup ortadan kaldırmadan cezanın hiçbir düzeltici etkisi olmaz.

Çocuklar üzerinde yaptığım araştırmalar, davranış bozukluklarının temelinde eğitim yanlışları olduğunu göstermektedir. Her anne baba ve öğretmen bir psikolog gibi düşünmek zorundadır. Çocuk bir davranış bozukluğu gösterdiği zaman eğitimci kendine şu soruyu sormalıdır:

“Ben nerede yanlış yapıyorum ki bu çocuk üzerinde etkili olamıyorum?” Hemen her yazımda anne babaların ve öğretmenlerin yaptığı eğitim yanlışlarına temas ettiğimi ve çözümler gösterdiğimi biliyorsunuz. Burada tekrarını gereksiz buluyorum.

Daha önce çeşitli vesilelerle belirttiğim gibi ben çocukluğumda çok yaramaz biriydim. Derste çocukları ve öğretmeni izler, davranışlarına bir anlam vermeye çalışırdım. Öğretmenin elinden tebeşirin düşmesi, bir arkadaşın tuvalet izni istemesi, pencereye bir kuşun konması, kısacası en küçük bir olay dikkatimin dağılmasına ve dersten kopmama yeterdi. Bu yüzden öğretmenimden çok azar işitirdim. İki defa okuldan uzaklaştırıldım. Bir ara babam benden ümidini keserek bir kunduracının yanma çırak bile vermişti. Fakat bilge bir kişiliğe sahip annemin gösterdiği sevgi ve şefkat sayesinde kötü bir çocuk olmadım. Annem, aslında yaramaz çocukların akıllı olduğunu, başkalarının beni suçlamaları karşısında üzülmememi, kendime olan güveni kaybetmememi, çünkü iyi bir çocuk olduğumu söyler; kucağına alır, saçlarımı okşar, beni sevgiye doyururdu. Annemin bana olan güvenini boşa çıkarmamak için çok çalıştım ve sınıfın en iyisi oldum.

Tembel çocuk, anne babayı ve öğretmenleri uğraştırır. Tanınmış İngiliz pedagog, çocuk dostu, meslektaşım

Alexander Sutherland Neill’in yazdığı Zor Çocuk (The Problem Child) isimli kitap her anne baba tarafından okunması gereken kıymetli bir eser. Kitabın bir bölümünü tembel çocuklara ayırmış. Bölüm şu sözlerle başlıyor: “Tembel çocuk yoktur. Psikolojik veya fiziksel bir rahatsızlıktan dolayı dikkati dağılmış çocuk vardır. Dikkati dağınık çocuk, bedenen sınıfta veya evde bir çalışma mamasında oturmaktadır, fakat zihnen hayal âleminde gezmektedir. Böyle bir çocuğun anlatılanları veya okuduğunu anlamaması gayet tabidir. Ben şimdiye kadar tembel bir çocuk görmedim. Eğer kendinizi sevdirmeyi ve dikkatini çekmeyi başarırsanız, sağlıklı bir çocuk asla tembel olamaz. Bilmediği şeyleri öğrenmek, denemek ve keşfetmek merakı her çocuğun yaratılışında vardır. Burada “bilmediği şey” derken, ilgi duyduğu şeyi kastediyorum. Çocuğun ilgi alanına girmeyen şeyler öğrenme arzusunu ateşlemez. Dikkati dağınık bir çocuğa ilgi alanına girmeyen şeyleri zorla öğretmeye çalışırsanız, onu kendi elinizle tembel bir çocuk yaparsınız.”

Akrep Burcu Erkek Çocukları_7.jpg




İsim: *

Mail: *

10 + 2 = ? (İşleminin Sonucu)